Neuschwanstein Şatosu

Dünyanın en çok fotoğraflanan kalesi olsa da neredeyse kimse burayı Almanya’nın peri masalı şatosu olarak görmüyor.

“Çılgın Kral Ludwig”in buluşu (veya daha yaygın olarak Peri Masalı Kralı) bu şato, Neuschwanstein kitaplardan bilgisayar oyunlarına Disney etkinliklerinin hepsini etkilemiş (Disneyland’ın Uyuyan Güzel Şatosu’na benzerliğini görebilirsiniz).

Şatoda bir tur atmanızın ardından yakınlardaki sayısız yollarda yürüyüş yapın.

En çarpıcı fotoğrafları bulacağınız yer de bu yollardır.

Ashford Şatosu

İlk olarak 1228 yılında ünlü Burke Hanesi (House of Burke) tarafından bir manastır olarak Cong yakınlarına inşa edilmiştir.

Bu inanılmaz Ortaçağ şatosu, 1852 yılında Sir Benjamin Lee Guinness tarafından satın alınmıştır.

Chenonceau Şatosu

İnsan zekasının bu güzide örneği Fransa’daki Cher Nehri üzerine inşa edilmiştir.

Bu güzelliğin sahibi olan Chateau des Dames, “Kadınlar Şatosu” anlamına gelmektedir.

İsminiyse birçok nüfuzlu kadına borçludur.

Eilean Donan Şatosu

Avrupa’nın en sembolik şatolarından Eilean Donan Şatosu, kartpostal ve filmlerdeki görüntüsüyle tanınıyor.

Tarih meraklıları 1719 Jacobite Rising’den (İngiliz Yükselişi) itibaren Eilean Donan’ın zengin tarihini takdir edecektir.

Bugün şatonun neredeyse her bölümü turlar ve keşifler için halka açık.

Ayrıca 3 büyük gölün etkileyici dağ eteğinde buluştuğu ortamın saf güzelliği de büyüleyicidir.

Hohenwerfen Şatosu

Avusturya’nın Salzachtal Vadisi’nin doruklarında Berchtesgaden Alplerinin çarpıcı zirvelerinin arasındaki bu kale; 900 yıldan uzun bir süre içerisinde sırayla krallara, başpiskoposlara ve mahkumlara ev sahipliği yapmış (bir dönem devlet hapishanesi olarak kullanıldı).

Bugün Hohenwerfen Şatosu, başlıca doğan kuşuyla avlanma merkezlerinden biri.

Burada kraliyet avlanma tarzı günlük gösteriler sergilenir.

Guedelon Şatosu

Fransa Kim demiş şatoların devri geçti diye? Burgonya’da Guedelon Şatosu’nda zamanda yolculuk yapın.

Zanaatkarlar ve işçilerden oluşan 50 kişilik bir ekip gözlerden uzak bir ormanın derinliklerinde 13. yüzyıl inşaat teknik ve teknolojisini kullanarak sıfırdan otantik bir şato yapmak için çalışıyor.

Her yıl martın ortasından kasım başına kadar ziyaretçilerin kabul edildiği şatoda 1997’den beri devam eden projenin 2020’lerde tamamlanması bekleniyor.

Predjama Şatosu

Slovenya 400 adım yükseklikteki uçurumun kenarında yer almasıyla en ünlü özelliğine sahip olan şato, akıllara Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi romanındaki Helm’s Deep (Miğfer Dibi) bölümünü getirir.

Ancak bu gerçek yaşam kalesi; onu görülesi yapan mahkum zindanları, gizli tüneller ve kanlı bir geçmişe sahiptir.

Bir kerede bir ömürlük bir deneyim için şatoyu, her temmuzda gerçekleşen yıllık Orta Çağ turnuvaları döneminde görebilirsiniz.

Şato hem büyüleyici hem de geçmişteki mahkum zindanları nedeniyle ürkütücü görünüyor.

Castello di Miramare

Konumu gereği etkileyici bir uçurum manzarası ve çok sayıda tropikal bitki bulacağınız 54 dönümlük bir sahil parkına konuşlandırılmış.

Miramare Kalesi’nin bütün mimarisine göz alıcı bir tarz hakimdir.

Bu inanılmaz yapı şu anda müze olarak kullanılmaktadır.

Eğer bu kaleyi ziyaret ederseniz, orijinal süslemeli mobilyaları da görebilmeniz mümkün.

Bran Kalesi

Romanya'da Bran yakınlarında ve Braşov'un yakın çevresinde bulunan ulusal anıt ve sınır nişanıdır.

Kale Erdel Prensliği ve Eflak sınırları arasındadır. Yaygın adıyla yazar Bram Stoker'ın hayali karakteri olan Drakula ile ilgisi nedeniyle "Drakula'nın Kalesi" olarak da bilinir. Bununla beraber Stoker'ın bu kale hakkında bilgisi olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur, ancak Stoker'ın Drakula'yı oluştururken Kazıklı Voyvoda'dan ilham aldığına dair bir çağırışım yapılabilir.

Kale şu anda turistlere açık bir müze olarak hizmet vermekte, Kraliçe Marie tarafından toplanan mobilya ve sanat eserlerini sergilemektedir.

Turistler kendi başlarına ya da bir rehber eşliğinde kale içinde tur atabilir.

Tepenin aşağısında geleneksel Romanya köylülerinin yapılarının (kulübe, ahır, vs.) sergilendiği bir açık hava müzesi bulunur.

Egeskov Şatosu

Danimarka'nın Fyn adasının güneyinde yer alır. Şato Avrupa'nın en iyi korunmuş Rönesans şatosudur.

Egeskov'un tarihsel hikâyesi 14. yüzyılda başlar. Şato yapısı 1554 yılında Frands Brackenhaus tarafından inşa edildi.

Sivil savaşların sebep olduğu problemlerden dolayı pek çok Danimarkalı asilzade evlerini kale olarak inşa etmiştir.

Şato, derinliği maksimum 5 metre olan küçük bir göl içinde meşe kazıkları üzerine inşa edilir.

Orijinal olarak tek giriş kalkmalı köprüdendir. Hikâyeye göre meşe ağacının tümü temeli kurmak için kullanılır. Bundan dolayı ismi Egeskov Meşe ormanıdır.

Editör Hakkında