Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı’nda ABD ile İran arasında süren gerilimin küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerini güncelledi. Kurum, boğazdaki fiili kapanmanın enerji, ticaret ve finans kanallarında baskıyı artırdığını ve durumun küresel kalkınma açısından risk oluşturduğunu bildirdi.
UNCTAD verilerine göre, Mart ayı başından bu yana boğazdaki gemi geçişleri yüzde 95 oranında geriledi. Küresel deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin geçtiği bu stratejik hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde artışa neden oldu.
HÜRMÜZ’DEKİ AKSAMA KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİNİ ETKİLİYOR
Körfez bölgesinden yapılan gübre sevkiyatlarında yaşanan aksamaların, tarımsal üretim üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceği belirtiliyor. Mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle gübre tedarikindeki kesintilerin yaklaşık bir yıl boyunca verimlilik üzerinde etkili olacağı ifade ediliyor.
Katar’da doğal gaz üretiminden elde edilen ve yarı iletken üretiminde kullanılan neon, kripton ve ksenon gibi asil gazların sevkiyatında yaşanan kesintiler de dikkat çekiyor. Bu gazların özellikle litografi süreçlerinde kritik rol oynadığı ve kesintilerin küresel çip arzını olumsuz etkileyebileceği kaydediliyor.
UNCTAD İZLEME PANELİ KURDU
UNCTAD, krizin çok boyutlu etkilerini takip etmek amacıyla “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni devreye aldı. Panel kapsamında deniz taşımacılığı, enerji, gıda ve finans göstergeleri düzenli olarak izlenerek küresel etkiler analiz edilecek.
Kurum, gerilimin kısa sürede sona ermesi halinde dahi bazı kalıcı ekonomik etkilerin kaçınılmaz olacağını vurguladı.
KRİZ İÇİN ÜÇ OLASI SENARYO
Uzmanlar, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri üç temel senaryo üzerinden değerlendiriyor.
İlk senaryoda, krizin diplomatik yollarla hızlı şekilde çözülmesi halinde piyasalarda kısa sürede toparlanma yaşanacağı öngörülüyor. Ever Given Kazası örneğinde olduğu gibi, borsaların hızlı tepki vereceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normalleşeceği ifade ediliyor.
İkinci senaryoda, gerilimin uzun süre düşük yoğunluklu şekilde devam etmesi halinde risk primlerinin kalıcı hale geleceği belirtiliyor. Kızıldeniz’de yaşanan saldırılara benzer bir sürecin, alternatif güzergahların sınırlı olması nedeniyle daha ağır sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Üçüncü ve en olumsuz senaryoda ise krizin Rusya-Ukrayna Savaşı benzeri uzun süreli bir çatışmaya dönüşmesi ihtimali öne çıkıyor. Bu durumda enerji fiyatlarında kalıcı artış, sanayi üretiminde maliyet baskısı ve küresel arz zincirlerinde köklü değişiklikler yaşanabileceği ifade ediliyor.
GÜBRE GEMİLERİ BEKLEMEDE
Krizin başlangıcından bu yana boğazdan yalnızca 11 gübre gemisinin geçiş yapabildiği bildirildi. Bu gemilerin sadece 4’ünün üre taşıdığı belirtilirken, Körfez’de yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisinin beklediği kaydedildi.
Uzmanlar, azot bazlı gübre üretim tesislerinin yeniden devreye alınmasının teknik olarak zor olduğunu ve çatışma sona erse dahi üretim kapasitesinin eski seviyelere ulaşmasının zaman alacağını ifade ediyor.




