İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Ankara ile Tel Aviv arasında gerilimi yükseltirken Netanyahu hükümetine İsrail içinden de eleştiriler yöneltildi. Muhalefet temsilcileri, saldırının Türkiye ile doğrudan çatışma riskini artırdığını ve İsrail’in başta ABD olmak üzere müttefikleriyle ilişkilerini daha da zorlaştırabileceğini savundu.
İsrail yönetimi saldırının, Türkiye’nin Suriye’de askeri varlık oluşturmasını engelleme amacı taşıdığını açıklarken Ankara söz konusu iddiaları reddetti. Türkiye, saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik hukuka aykırı bir eylem olarak nitelendirdi. Suriye yönetimi de üste kalıcı bir Türk askeri konuşlanması planlanmadığını bildirdi.
YAIR GOLAN’DAN NETANYAHU’YA SERT ELEŞTİRİ
İsrail’de merkez sol çizgideki Demokratlar Partisi’nin lideri Yair Golan, Suriye’deki son İsrail saldırısının Netanyahu hükümetinin Türkiye politikasındaki riskleri artırdığını söyledi.
Golan, Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik operasyonu “provokatif ve tehlikeli” bir adım olarak tanımladı. Muhalefet lideri, saldırının İsrail’i Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya daha fazla yaklaştırdığını ve özellikle ABD ile yaşanan görüş ayrılıklarını derinleştirdiğini savundu.
“İSRAİL TÜRKİYE İLE ÇATIŞMAYA DAHA FAZLA YAKLAŞTI”
Yair Golan’ın değerlendirmesinde Türkiye ile askeri bir karşı karşıya gelme ihtimali öne çıktı. Golan, Netanyahu hükümetinin attığı adımların İsrail’in bölgesel güvenliğine katkı sağlamadığını, tersine yeni cepheler oluşturabileceğini ileri sürdü.
Muhalefet lideri ayrıca Netanyahu’nun askeri gücü siyasi amaçlarla kullandığını savundu. Golan’a göre Suriye’deki son operasyon, İsrail’in müttefikleriyle güven ilişkisini de zayıflatabilecek nitelikte.
ABD İLE GÖRÜŞ AYRILIĞI DA GÜNDEMDE
Saldırıya yönelik eleştirilerin önemli başlıklarından biri Washington’un yaklaşımı oldu. ABD yönetimi, İsrail’in Ebu Zuhur’a yönelik saldırısını gereksiz bir tırmanma olarak değerlendirdi ve Türkiye, İsrail ile Suriye arasında doğrudan askeri gerilim oluşmaması için yeni bir koordinasyon mekanizması kurulması üzerinde çalışmaya başladı.
Yair Golan da söz konusu tabloya işaret ederek Netanyahu hükümetinin izlediği politikanın İsrail’i başta ABD olmak üzere müttefiklerinden uzaklaştırabileceğini savundu.
EHUD BARAK 27 EKİM SEÇİMLERİNİ İŞARET ETTİ
Netanyahu’ya Türkiye konusunda eleştiri yönelten bir diğer isim eski İsrail Başbakanı Ehud Barak oldu.
Barak, 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler öncesinde Netanyahu’nun Ankara ile yaşanan gerilimi siyasi amaçlarla tırmandırdığını ileri sürdü. Eski başbakan, İsrail ile Türkiye arasında çözülemeyecek nitelikte stratejik bir sorun bulunmadığını savundu.
BARAK: “NETANYAHU TAMAMEN RAYDAN ÇIKTI”
Ehud Barak, Netanyahu’nun son dönemdeki Türkiye politikasına yönelik eleştirisinde sert ifadeler kullandı.
Barak, “Netanyahu tamamen raydan çıkmıştır” diyerek başbakanın İsrail’in uzun vadeli güvenlik çıkarlarından çok kendi siyasi geleceğine odaklandığını savundu. Suriye’de Türkiye ile gerilimin artırılmasını “sorumsuz” bir yaklaşım olarak değerlendirdi.
“ANKARA İLE ÇÖZÜLEMEYECEK STRATEJİK SORUN YOK”
Barak’ın açıklamalarında İsrail-Türkiye ilişkilerinin mevcut krizlere rağmen diplomasi yoluyla yönetilebileceği görüşü öne çıktı.
Eski başbakan, Ankara ile Tel Aviv arasında farklılıklar bulunduğunu kabul ederken bunların doğrudan askeri çatışmayı gerekli kılacak nitelikte olmadığını belirtti. Netanyahu hükümetinin gerilimi büyütmek yerine siyasi ve diplomatik kanalları kullanması gerektiğini savundu.
NETANYAHU TÜRKİYE’YE “UYARI GÖNDERDİK” DEDİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise muhalefetin eleştirilerine rağmen Suriye’deki saldırıyı savundu.
Netanyahu, Türkiye’ye Suriye’de askeri üs kurmaması konusunda açık mesaj gönderildiğini söyledi. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin askeri varlığının güneye doğru genişlemesine izin vermeyeceklerini belirterek söz konusu konuşlanmanın İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturacağını öne sürdü.
İSRAİL EBU ZUHUR ÜSSÜNÜ VURDU
İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne hava saldırıları düzenledi.
İsrail yönetimi operasyonun, Türkiye’nin üs çevresinde askeri varlık oluşturmasını engellemeyi amaçladığını savundu. Saldırıda pist ve bazı hangarların zarar gördüğü, ancak can kaybı yaşanmadığı bildirildi.
TÜRKİYE İSRAİL’İN İDDİALARINI REDDETTİ
Ankara, İsrail’in Türkiye’nin Ebu Zuhur’da askeri üs kurmaya hazırlandığı yönündeki açıklamalarını reddetti.
Türkiye, Suriye ile askeri iş birliğinin ülkenin güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi ve eğitim desteği kapsamında sürdürüldüğünü belirtirken İsrail’in iddialarını saldırıyı meşrulaştırma girişimi olarak değerlendirdi.
SURİYE: KALICI TÜRK ÜSSÜ PLANI YOK
Suriye yönetimi de Ebu Zuhur’da Türkiye’ye ait kalıcı bir askeri üs kurulacağı iddiasını kabul etmedi.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail tarafına saldırı öncesinde böyle bir konuşlanma planının bulunmadığının bildirildiğini söyledi. Şeybani, hava üssünün Suriye’nin kontrolünde kalacağını ifade etti.
ABD TEMSİLCİSİ TOM BARRACK DA SALDIRIYI ELEŞTİRDİ
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da İsrail’in saldırısına yönelik eleştirilerde bulundu.
Barrack, Ebu Zuhur’a yönelik saldırının hızlı bir askeri tırmanma ve Türkiye ile doğrudan çatışma riski taşıdığını söyledi. ABD’nin söz konusu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yeni bir çatışmasızlık ve iletişim mekanizması kurmaya çalıştığını açıkladı.
ABD TÜRKİYE-İSRAİL ÇATIŞMASINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR
Washington’un üzerinde çalıştığı mekanizmanın temel amacı, tarafların askeri faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşımını artırmak ve yanlış hesaplama sonucu doğrudan çatışma yaşanmasını önlemek.
Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısında Türkiye’nin hazırlıksız yakalandığını ve olayın farklı koşullarda askeri karşılık doğurabileceğini ifade etti. ABD yönetimi, benzer olayların tekrarlanmaması için daha resmi bir koordinasyon sisteminin gerekli olduğunu belirtti.
NATO ÜYELİĞİ TÜRKİYE’Yİ FARKLI BİR KONUMA YERLEŞTİRİYOR
Türkiye ile olası bir doğrudan askeri gerilim, İsrail açısından bölgedeki diğer çatışmalardan farklı bir güvenlik tablosu oluşturuyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması, Ankara-Tel Aviv hattındaki askeri gerilimin yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmesini zorlaştırıyor.
Türkiye, 1952’den bu yana NATO üyesi olarak ittifakın güneydoğu kanadındaki en büyük askeri güçlerden biri konumunda bulunuyor. İsrail ise NATO üyesi değil ve ittifakla ortaklık ilişkilerini farklı mekanizmalar üzerinden sürdürüyor.
TRUMP-ERDOĞAN İLİŞKİLERİ DE DENKLEMDE
Türkiye-İsrail geriliminin Washington boyutunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkiler de dikkatle izleniyor.
ABD yönetiminin hem Ankara hem Tel Aviv ile yakın ilişkiler yürütmesi, Washington’u olası bir askeri tırmanmayı engellemek için arabulucu konumuna getiriyor. Reuters’a göre ABD, son saldırının ardından Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan bilgi paylaşımını sağlayacak bir mekanizma kurulması için çalışıyor.
SURİYE, TÜRKİYE-İSRAİL REKABETİNİN MERKEZİNE YERLEŞTİ
Beşşar Esad yönetiminin 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’de oluşan yeni siyasi yapı, Türkiye ile İsrail arasındaki bölgesel rekabetin önemli alanlarından biri haline geldi.
Türkiye yeni Suriye yönetimine askeri eğitim, ekipman ve yeniden yapılanma desteği sağlarken İsrail, Ankara’nın Suriye’deki askeri etkisinin artmasını kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendiriyor. İki ülkenin Suriye’nin geleceğine ilişkin farklı güvenlik yaklaşımları son Ebu Zuhur saldırısıyla daha görünür hale geldi.
MUHALEFETİN ELEŞTİRİLERİNDE SEÇİM VURGUSU ÖNE ÇIKIYOR
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler yaklaşırken güvenlik ve dış politika Netanyahu hükümetinin en önemli siyasi gündemlerinden biri haline geldi.
Ehud Barak, Türkiye ile yaşanan gerilimin seçim ortamından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunurken Yair Golan da Netanyahu’nun askeri kararlarını siyasi çıkarlarla ilişkilendirdi. Muhalefetin açıklamaları, Ankara ile yaşanan son gerilimin İsrail iç siyasetinde de tartışma konusu haline geldiğini gösterdi.
İSRAİL İÇİNDE TÜRKİYE POLİTİKASI TARTIŞILIYOR
Netanyahu hükümeti Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin sınırlandırılmasını bir güvenlik meselesi olarak değerlendirirken muhalefetteki isimler doğrudan askeri gerilimin İsrail’e daha büyük güvenlik ve diplomatik maliyetler getirebileceğini savunuyor.
Yair Golan’ın “provokatif ve tehlikeli” değerlendirmesi ile Ehud Barak’ın seçim öncesi kasıtlı tırmanma suçlaması, İsrail’in Türkiye politikasında hükümet ile muhalefet arasındaki görüş ayrılığını görünür hale getirdi.