ABD ile İran arasında devam eden gerilimde İslamabad’da yürütülen müzakereler uluslararası kamuoyunun odağında yer alırken, Washington Post köşe yazarı David Ignatius sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ignatius, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşımını analiz ettiği makalesinde, ekonomik baskının askeri yöntemlerin yerine geçtiğini belirtti.
Ignatius, Trump’ın İran ile daha kapsamlı bir anlaşmaya varabilmek amacıyla Hürmüz Boğazı’nda abluka uygulamasını devreye soktuğunu hatırlatarak, ABD yönetiminin bu hamleyle Tahran üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediğini ifade etti.
“EKONOMİK BASKI ASKERİ YÖNTEMLERİN YERİNİ ALIYOR”
David Ignatius, makalesinde Trump’ın stratejisini “Başkan, bombaların başaramadığını ekonomik baskının başarabileceğine inanıyor” sözleriyle özetledi. ABD yönetiminin doğrudan askeri müdahaleden ziyade ekonomik araçları ön plana çıkardığına işaret edildi.
Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın bu stratejinin temel unsurlarından biri olduğu belirtilirken, uygulamanın askeri bir operasyon olmanın ötesinde ekonomik baskı aracı olarak değerlendirildiği ifade edildi.
“İSLAMABAD ÇIKMAZI SAVAŞ ANLAMINA GELMİYOR”
İslamabad’daki görüşmelerden somut bir sonuç çıkmaması bazı çevrelerde ABD’nin uzun süreli bir çatışmaya sürüklenebileceği yönünde endişelere yol açtı. Ancak Ignatius, müzakerelere yakın kaynaklarla yaptığı görüşmelere dayanarak bu değerlendirmelere katılmadığını belirtti.
Ignatius, “İslamabad’daki çıkmaz mutlaka savaşa dönüş anlamına gelmiyor. Abluka elbette bir baskı taktiği, ancak öncelikle askeri bir taktik değil” ifadelerini kullanarak mevcut durumun doğrudan çatışmaya evrileceği yönündeki görüşlere karşı çıktı.
TRUMP’IN HEDEFİ: KAPSAMLI ANLAŞMA
Yazıda, ABD Başkanı Trump’ın daha fazla askeri çatışma istemediği özellikle vurgulandı. Trump yönetiminin amacının, ağır hasar gördüğü belirtilen İran’ı ekonomik baskı yoluyla geniş kapsamlı bir anlaşmaya ikna etmek olduğu aktarıldı.
ABD tarafının, doğrudan askeri seçenekler yerine ekonomik ve diplomatik araçları kullanarak sonuç almaya çalıştığı, bu kapsamda abluka politikasının sürdürüldüğü belirtildi.
TEMASLARIN SÜRMESİ BEKLENİYOR
İslamabad’daki görüşmelerde yaşanan gerginliğe rağmen diplomatik temasların kesilmeyeceği ifade edildi. ABD tarafının Pakistanlı arabulucular üzerinden iletişimi sürdürmeyi planladığı ve müzakere kanallarının açık tutulacağı kaydedildi.
Trump yönetiminin temel hedefinin askeri çatışmayı derinleştirmek değil, mevcut süreçten bir çıkış yolu bulmak olduğu vurgulandı.
ÜÇ OLASI SENARYO GÜNDEMDE
Ignatius’un analizinde, ABD yönetiminin ekonomik baskının artırılmasıyla birlikte üç farklı senaryoyu olası gördüğü belirtildi. İlk senaryoda İran’da rejim değişikliği ihtimali öne çıkarken, bunun özellikle askeri operasyonların ardından daha güçlü bir olasılık olarak değerlendirildiği ifade edildi.
İkinci senaryoda, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf veya başka bir liderin yeni bir yönelimle ABD’nin önerdiği anlaşma çerçevesine yaklaşabileceği belirtildi. Bu sürecin Trump ekibi tarafından “altın köprü” olarak tanımlandığı aktarıldı.
Üçüncü senaryoda ise Devrim Muhafızları içerisindeki sertlik yanlılarının ablukayı kırmaya yönelik girişimlerde bulunabileceği veya ABD’den daha fazla taviz koparmak amacıyla yeni saldırılar düzenleyebileceği ifade edildi.
OLASI ASKERİ GERİLİM RİSKİ
İran’ın askeri ya da terör eylemlerine yönelmesi durumunda, ABD’nin kaçınmak istediği bir askeri çatışmaya sürüklenebileceği uyarısında bulunuldu. Bu ihtimalin, mevcut diplomatik çabaları sekteye uğratabileceği belirtildi.
Ignatius, sürecin kırılgan yapısına dikkat çekerek, tarafların atacağı adımların bölgedeki dengeleri doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.
GALİBAF DETAYI DİKKAT ÇEKTİ
İslamabad görüşmelerinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın performansının ABD heyeti üzerinde etkili olduğu belirtildi. Ignatius, Galibaf’ın “incelikli ve profesyonel bir müzakereci” olarak öne çıktığını ve yeni dönemde İran siyasetinde önemli bir aktör olabileceğinin değerlendirildiğini aktardı.