NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde Almanya'da Başbakan Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, zirvenin gündemi, Ukrayna'ya verilecek destek, savunma sanayisinin güçlendirilmesi ve küresel güvenlik ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Rutte, Ankara Zirvesi'nde müttefik ülkelerin Ukrayna'ya yönelik "sürdürülebilir, öngörülebilir ve uzun vadeli" güvenlik yardımı taahhüdünde bulunacağını belirtti. Zirvenin aynı zamanda artan savunma harcamalarının askeri kabiliyetlere dönüştürülmesi ve İttifak genelinde savunma sanayisinin güçlendirilmesine odaklanacağını ifade etti.
SAVUNMA SANAYİSİNE ÜRETİM ÇAĞRISI
NATO Genel Sekreteri Rutte, savunma sanayisine üretim kapasitesini artırma çağrısında bulundu. Savunma sektörüne verilen mesajın açık olduğunu belirten Rutte, yeni üretim hatlarının açılması, tedarik zincirlerinin genişletilmesi ve ihtiyaç duyulan askeri teçhizatın daha hızlı teslim edilmesi gerektiğini söyledi.
Rutte, müttefik ülkelerin savunma kapasitesini artıracak adımların NATO'nun caydırıcılığı açısından önem taşıdığını ifade etti.
UKRAYNA'YA DESTEĞE VURGU
Rusya'ya yönelik baskının sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Rutte, Ukrayna'daki savaşın sona ermesinin Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği açısından oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmayacağını belirtti.
Rutte, Rusya'nın uzun vadeli bir güvenlik riski olmaya devam edeceğini ifade ederek, Ukrayna'nın savunması için ABD'nin vazgeçilmez rol üstlendiğini söyledi.
Kanada ile Avrupa ülkelerinin finansman desteği sayesinde ABD üretimi silah ve askeri ekipmanların Ukrayna'ya sevkiyatının sürdüğünü aktaran Rutte, mevcut mekanizmanın adil işlediğini kaydetti.
KÜRESEL GÜVENLİK ORTAMINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
Küresel güvenlik ortamını "karmaşık ve istikrarsız" olarak nitelendiren Rutte, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişimine de değindi.
Rutte, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya ekonomisi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, müttefik ülkelerin boğazdaki serbest deniz ulaşımının korunmasına yönelik taahhütlerini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.