Aynur Erdoğan / DÜBAM
Kentsel dönüşüm uygulamaları, gerek nüfusu hızla artan şehirlerin kalabalıkları içinde barındıracak şekilde düzenlenmesi için gerekse deprem riskine karşı mevcut yapıların tahkim edilmesi ya da yıkılarak yeniden inşa edilmesi için gerekli görülüyor.
Ancak şehri dönüştüren bu sürecin birçok toplumsal ve iktisadi soruna sebep olduğu da aşikar. Yeni yapıların çok katlı binalardan oluşan toplu konut siteleri şeklinde inşa edilmeleri ve bu hızlı yapılaşmayla birlikte tarihi şehirlerin kimliklerinden uzaklaşmaları bu sorunlardan öne çıkanlar.
Bu ayki yuvarlak masa toplantımızda sıcak gündemden düşmeyen ama esaslı çözüm önerilerinin de geliştirilmediği bir konu olan kentsel dönüşümü konuştuk ve konuklarımızla yaşanabilir bir şehir tasavvuruna dair çözüm önerileri geliştirmeye çalıştık.
Mimar Mehmet Öğün, tarihi süreçte neden kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu çarpıcı bir tasvirle anlatarak modernleşme sürecinin olmayan sorunların Batılı çözüm önerilerini aktararak sorun ürettiğine dikkat çekiyor. Gelinen noktada ise Batılı anlamda bile dönüşüm uygulamalarının hayata geçirilemediğinin altını çizerek kentsel dönüşümün eksik tanımlandığını söylüyor. Öğün’e göre kentsel dönüşüm, “kentsel mekanlardaki sosyal, fiziki veya çoğu kamu yararına olmak üzere sorunların giderilmesi amacıyla uygulanan farklı yöntemler de olsa çeşitli yöntemler, prosesler, ekonomik kalkınma modeli...”
Türkiye’de kentsel dönüşümün yeni konut yapımıyla sınırlı anlaşılmasının sebepleri üzerine düşünmek, bu uygulamaların failleri ve tarafları üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Bu bağlamda rant ekonomisinin hangi süreçlerde, nasıl meydana geldiği önem kazanıyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde Yrd. Doç. Dr. Murat Şentürk kent arazisinin rant konusu olma süreçlerini tasvir ederken bu süreçlerin tarafları olarak siyaset, sermaye, toplum ilişkilerine dikkat çekiyor. Bu unsurlar arasındaki ilişkinin modernleşme sürecinde kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıktığının altını çizerken siyasetin nasıl finanse edileceğine dair sorunun cevap beklediğini hatırlatıyor. Peki, toplumsal talepler kentsel dönüşüm uygulamalarına neden yansıyamıyor? Mesela çok katlı binalar yerine bahçeli, daha insanca yaşanabilir mekanlar, mahallelerde insanların ortak yaşam alanlarının üretilebildiği, yaşanabilir ortamlar neden hayata geçirilemiyor? Bunun çok boyutlu bir süreç olduğunun altını çiziyor, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Düzenli. Mevcut uygulamaların oluşturduğu geri dönülmez zararları ima ederek önce “durmak” ve “düşünmek” gerektiğinin altını çiziyor. Betonarme yapıların tek seçenek olarak sunulmasını eleştirerek ahşap dahil daha “insani” yapıların hayata geçirilmesini öneriyor. Kentsel dönüşümün tarihi süreci, bugünkü sonuçları ve yaşanabilir bir şehir tasavvuruna dair çok boyutlu ve kapsamlı değerlendirmeleri bulacağınız bu toplantı kaydını istifadenize sunuyoruz.