Türkiye'nin dış politikadaki denge oyunu

 

Helsinki
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in Avrupa için önerdiği yeni savunma düzeni  Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Helsinki'de dün sona eren dışişleri bakanları toplantısında fazla itibar görmemiş olabilir.
Fakat, Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Ali Babacan tarafından temsil edildiği iki günlük toplantı, yine de, Avrupa'nın yeni bir "Rusya sorunu" ile karşı kaşıya olduğunu ortaya koymaya yetti. 
Başka bir ifadeyle, ağustos ayında Gürcistan'ı işgal edip bölen Moskova, Kafkasya'daki denklemi altüst etmekle kalmadı, Avrupa'da da siyasi dengeleri fena sarstı.
Bugün de bunun bilinciyle hareket ederek, ABD'nin Avrupa'daki etkisini azalacak yeni bir kolektif savunma formülünü öne sürmüş bulunuyor.

Rusya ile ilişki
Rusya'nın buradaki temel argümanı "Yeni koşullar yeni oluşumları zorunlu kılıyor" anlayışından kaynaklanıyor. Ancak, dediğimiz gibi, Avrupa'nın, en azından şimdilik, bu yolda ilerlemek gibi bir niyeti görünmüyor.
NATO Genel Sekreteri ile ABD de zaten Kuzey Atlantik İttifakı'nın "kaya gibi" yerinde durduğunu savunuyorlar. Buna rağmen Avrupa ülkeleri arasında Rusya ile bundan böyle nasıl bir ilişki türünün geliştirilmesi gerektiği konusunda bir görüş birliği olduğunu söylemek de mümkün değil.
Oysa bu, Rusya'nın global düzlemdeki konumu göz önünde bulundurulduğunda, öyle havada bırakılabilecek bir konu değil. Türkiye ise bu açından en hassas konumda olan ülkelerin başında geliyor.

Türkiye mesafeli
Helsinki'deki Türk heyetine yakın kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, Ankara, Rusya'nın Gürcistan nedeniyle bir şekilde "cezalandırılmasını isteyen" ülkeler arasında yer almıyor. Bu açıdan "stratejik müttefiki" ABD ile hemfikir olduğu pek söylenemez.
Ankara'nın bu tutumunun nesnel nedenleri var elbette. Bir yetkili kaynağın belirttiği gibi "Bu kadar önemli olup da bu kadar yakın duran bir ülkeye karşı hiç kimse kayıtsız kalamaz."
Ancak, Rusya'nın Avrupa'dan dışlanmasına karşı duran Türkiye'nin yine de Moskova'nın Orta Asya'da ve Kafkaslar'da artan etkisinden de çok memnun olduğu söylenemez. Burada Türk yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde bu hususu da açıkça hissettik.

Orta Asya mesajı
Konuya "stratejik" bir perspektiften bakan Ankara'nın bu çerçevede AB nezdinde Orta Asya cumhuriyetleri adına bir süredir kulis yaptığını da buradaki temaslarımızda öğrenmiş bulunuyoruz. 
Burada Ankara'nın Avrupalı muhataplarına verdiği temel mesaj şudur: 
"Orta Asya cumhuriyetlerinin üzerine sürekli olarak 'insan hakları' ve 'demokrasi'  diyerek giderseniz, bu ülkeleri iyice Rusya eksenine itersiniz. Bu ise uzun vadede Avrupa'nın ve Batı'nın çıkarına değildir."
Ankara aynı zamanda, Orta Asya'daki muhataplarına da, "AB ile etkileşim içine girerseniz sizin de uluslararası itibarınız artar" mesajını iletiyormuş.

Türkiye'nin dış siyaset itibarı
Çevremizdeki gelişmeler Türkiye'yi büyük diplomatik maharet gerektirecek denge oyunlarına doğru itiyor. Bunu Azerbaycan ve Ermenistan ile olan ilişkilerimiz kadar, Rusya ve Avrupa ile ilişkilerimizde de görüyoruz.
Ancak, şu da bir gerçek ki, Irak ile ilgili çoğu tahminleri doğru çıkan Türkiye bu sözünü ettiğimiz tarafların hepsince artık çok daha ciddiye alınan ve sözü giderek dinlenen bir ülke konumuna geliyor.
Özetle, iç siyasette karmaşa sürerken, dış siyaset açısından itibarımız yükselmeye devam ediyor.

Kaynak: Milliyet