Gündem

Trump ekibinden Netanyahu'yu memnun etmek için bir hamle daha

ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ile kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye’yi yaptırım listesine aldı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, iki ismi Washington’ın ve müttefiklerinin yetkililerini UCM’nin yargı yetkisine tabi tutmaya çalışmakla suçladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kararı desteklerken UCM, Hollanda, Japonya ve Birleşmiş Milletler yaptırımlara tepki gösterdi. Yeni kararla birlikte ABD’nin yaptırım uyguladığı UCM çalışanlarının sayısı 13’e yükseld

ABD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi arasındaki gerilim yeni yaptırım kararıyla daha da arttı. Donald Trump yönetimi, mahkemenin Japon Başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye’yi yaptırım listesine aldı. Washington yönetimi kararın, UCM’nin yargı yetkisini kabul etmeyen ülkelerin mevcut veya eski yetkililerine yönelik soruşturma ve kovuşturma girişimleri nedeniyle alındığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ABD’nin adımına açık destek verdi.

Yaptırım kararı, Başkan Donald Trump’ın Şubat 2025’te Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik ekonomik ve mali yaptırımlara izin veren başkanlık kararnamesine dayanıyor. Washington, özellikle Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirleri ile ABD askerlerinin Afganistan’daki faaliyetlerine ilişkin geçmiş soruşturmayı UCM’ye yönelik baskısının temel gerekçeleri arasında gösteriyor. ABD, Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için mahkemenin kendi vatandaşları ve yetkilileri üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunuyor.

TOMOKO AKANE VE ABDOULAYE SEYE YAPTIRIM LİSTESİNE ALINDI

ABD yönetimi 18 Ağustos’ta Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ile kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Japon yargıç Akane, UCM’nin en üst düzey isimlerinden biri olarak görev yaparken Senegalli hukukçu Seye mahkemenin savcılık yapısındaki kıdemli isimler arasında bulunuyor.

Karar, Trump yönetiminin UCM’ye yönelik daha önceki yaptırımlarının devamı niteliğinde oldu. Reuters’ın aktardığı verilere göre son yaptırımlarla birlikte ABD tarafından hedef alınan UCM çalışanlarının sayısı 13’e, yaptırıma tabi tutulan yargıçların sayısı ise dokuz’a çıktı.

RUBIO: AMERİKALILARI MAHKEMEDEN KORUMAYA KARARLIYIZ

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptırım kararını sosyal medya hesabından ve resmi açıklamasıyla duyurdu. Rubio, Washington yönetiminin Amerikalıları UCM’den koruma konusunda kararlı olduğunu belirterek mahkemenin yetkisini kabul etmeyen ülkelerin yetkililerini soruşturma, tutuklama veya yargılama girişimlerini hedef aldı.

Rubio, Akane ve Seye’nin UCM’nin yargı yetkisini kabul etmeyen hükümetlerin yetkililerine yönelik süreçlere doğrudan dahil olduklarını savundu. ABD Dışişleri Bakanı ayrıca mahkemenin yalnızca İsrail yetkilileri açısından değil, ABD askerleri ve Trump yönetiminin politikalarını uygulayan Amerikan personeli açısından da tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.

ABD UCM’Yİ “ULUSAL GÜVENLİK TEHDİDİ” OLARAK TANIMLAMIŞTI

Washington’ın mahkemeye yönelik sert tutumu yeni değil. Rubio, 2025 yılında UCM’ye karşı uygulanan bir başka yaptırım paketini açıklarken kurumu ABD ve İsrail’e karşı kullanılan bir “hukuk savaşı” aracı ve ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirmişti.

Trump yönetimi, UCM’nin ABD’nin veya İsrail’in rızası olmadan bu ülkelerin vatandaşları üzerinde yargı yetkisi kullanamayacağını savunuyor. Mahkeme ise Roma Statüsü’ne taraf devletlerin topraklarında işlendiği iddia edilen suçlarda, şüphelinin uyruğundan bağımsız olarak belirli koşullarda yargı yetkisi kullanabileceğini belirtiyor.

YAPTIRIMLARIN MALİ SONUÇLARI NE OLACAK?

ABD’nin yaptırım kararı, Akane ve Seye’nin ABD’de bulunabilecek mal varlıklarının dondurulmasını öngörüyor. İki ismin Amerikan finans sistemine erişimi de büyük ölçüde engellenecek. Uluslararası bankaların önemli bölümünün ABD finans sistemiyle bağlantılı olması nedeniyle yaptırımların yalnızca ABD içerisindeki işlemlerle sınırlı kalmayan etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.

ABD Hazine Bakanlığı ise yaptırım kararının ardından mevcut bazı işlemlerin sonlandırılabilmesi amacıyla geçiş dönemi sağlayan genel lisans yayımladı. Kaynak metinde yer alan bilgilere göre Akane ve Seye’yi içeren mevcut işlemlerin 17 Eylül’e kadar kademeli biçimde sonlandırılmasına izin verildi.

SEYE NETANYAHU HAKKINDAKİ SÜREÇTE YER ALDI

Yaptırım kapsamına alınan Abdoulaye Seye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri talep eden savcılık ekibinde görev yapan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Seye aynı zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlığı seçimleri için aday gösterilmiş durumda.

Washington’ın UCM’ye yönelik yaptırımlarının önemli bölümünde Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki hukuki süreç belirleyici oldu. Mahkemenin İsrailli yetkililere yönelik kararları, ABD ile UCM arasındaki gerilimin en önemli başlıklarından biri haline geldi.

NETANYAHU ABD’NİN KARARINA DESTEK VERDİ

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’ın Akane ve Seye’ye yönelik yaptırım kararından memnuniyet duyduğunu açıklayarak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya teşekkür etti.

Netanyahu, UCM’yi uluslararası hukuk dilini kullanarak yetkisini aştığını savunduğu bir kurum olarak tanımladı. İsrail Başbakanı, Rubio’nun mahkemeye karşı yürüttüğü politikayı desteklediğini belirterek UCM yönetimindeki yetkililerin sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.

NETANYAHU VE GALLANT HAKKINDA TUTUKLAMA EMİRLERİ GERİLİMİN MERKEZİNDE

ABD ile UCM arasındaki anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden biri mahkemenin İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki kararları oldu. UCM, Kasım 2024’te Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.

ABD yönetimi kararları tanımadığını açıklarken Washington, İsrail’in UCM’ye taraf olmadığını ve mahkemenin İsrailli yetkililer üzerinde yargı yetkisine sahip olmadığını savundu. Mahkemenin işlemleri daha sonra Trump yönetiminin ekonomik yaptırım politikasının temel gerekçelerinden biri haline geldi.

UCM ABD’NİN KARARINI KINADI

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Akane ve Seye’ye yönelik yaptırım kararını kınayarak uygulamanın yargı bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne zarar verdiğini açıkladı.

Mahkeme, yargı mensuplarının görevlerini yerine getirdikleri için ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmasının uluslararası hukuk düzenini tehdit ettiğini bildirdi. UCM, ABD’nin yaptırımlarının bağımsız yargısal faaliyetlerini etkilemesine izin vermeyeceğini daha önce de açıklamıştı.

AKANE DAHA ÖNCE MAHKEMENİN VARLIĞINA YÖNELİK UYARI YAPMIŞTI

UCM Başkanı Tomoko Akane, ABD’nin mahkemeye yönelik yaptırımlarının kurumsal faaliyetlere verebileceği zarar konusunda daha önce çeşitli açıklamalar yaptı. Akane, yaptırımların mahkemenin farklı dosyalardaki çalışmalarını hızla zayıflatabileceğini ve kurumun varlığını doğrudan tehdit edebileceğini belirtmişti.

Akane, 2025 yılında yaptığı konuşmalarda UCM yetkililerine yönelik ekonomik ve siyasi baskıların mahkemenin bağımsızlığına müdahale niteliği taşıdığını savunmuş, Roma Statüsü’ne taraf devletlerden daha güçlü destek istemişti.

JAPONYA’DAN ABD’YE NADİR TEPKİ

Tomoko Akane’nin Japon vatandaşı olması nedeniyle yaptırım kararı Tokyo yönetiminin de tepkisine yol açtı. Japonya hükümeti ABD’nin kararını “çok talihsiz” olarak nitelendirdi ve UCM’ye desteğini yineledi.

Japonya, 2007 yılından bu yana Roma Statüsü’ne taraf ülkeler arasında bulunuyor ve mahkemenin uluslararası ağır suçların soruşturulmasındaki rolünü destekliyor. Tokyo’nun yakın müttefiki Washington’a yönelik eleştirisi, yaptırım kararının ABD’nin geleneksel ortakları arasında da görüş ayrılığı yarattığını gösterdi.

HOLLANDA DA YAPTIRIMLARA KARŞI ÇIKTI

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ev sahipliği yapan Hollanda da Washington’ın yeni yaptırım kararını onaylamadığını açıkladı. Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, uluslararası mahkemelerin ve yargı organlarının görevlerini bağımsız ve özgür şekilde yerine getirebilmesi gerektiğini belirtti.

Berendsen ayrıca UCM’ye yönelik desteğin ele alınması amacıyla Tomoko Akane’yi görüşmeye davet ettiğini açıkladı. Hollanda’nın tepkisi, ABD ile bazı Avrupalı müttefikleri arasındaki UCM anlaşmazlığının sürdüğünü ortaya koydu.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DEN “CİDDİ ENDİŞE” AÇIKLAMASI

ABD’nin son yaptırım kararına Birleşmiş Milletler’den de tepki geldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Washington’ın Akane ve Seye’yi hedef alan kararından ciddi endişe duyduğu açıklandı.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Birleşmiş Milletler ile UCM’nin birbirinden ayrı ve farklı yetkilere sahip kurumlar olduğunu hatırlatırken mahkemenin uluslararası ceza adaletinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

ABD DAHA ÖNCE DE UCM YETKİLİLERİNE YAPTIRIM UYGULADI

Trump yönetiminin UCM’ye yönelik ekonomik tedbirleri son kararla başlamadı. ABD, Şubat 2025’te mahkemeye yönelik yaptırımları mümkün kılan başkanlık kararnamesini yürürlüğe koyarken sonraki aylarda savcılar ve yargıçlar dahil çok sayıda UCM çalışanını yaptırım listesine ekledi.

Yaptırım kararlarının gerekçeleri arasında Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirleri ile Afganistan’da Amerikan askerlerinin faaliyetlerine ilişkin geçmiş UCM soruşturması yer aldı. Washington, söz konusu süreçleri kendi egemenlik haklarının ihlali olarak değerlendirdi.

TOPLAM 13 UCM ÇALIŞANI YAPTIRIM LİSTESİNDE

Reuters’ın son verilerine göre Akane ve Seye’nin eklenmesiyle ABD tarafından yaptırım uygulanan UCM çalışanlarının sayısı 13’e yükseldi. Yaptırıma tabi tutulanlar arasında dokuz yargıç da bulunuyor.

Washington’ın giderek genişlettiği yaptırım politikası, mahkemenin çalışanlarının banka işlemlerinden uluslararası seyahat ve mali faaliyetlerine kadar farklı alanlarda sorun yaşamasına neden olabilecek nitelikte bulunuyor.

RUBIO UCM’DEN AYRILMALARI İÇİN ÜLKELERE ÇAĞRI YAPMIŞTI

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Washington’ın yalnızca bireysel yaptırımlarla sınırlı kalmayacağını daha önce açıklamıştı. Rubio, diğer ülkeleri UCM üyeliğini yeniden değerlendirmeye ve mahkemeden ayrılmaya ikna etmek amacıyla diplomatik girişimlerin artırılacağını söylemişti.

Reuters’a göre ABD baskısının yoğunlaştığı dönemde en az beş UCM üyesi devlet mahkemeden ayrılmayı planladığını veya bu yönde adım atacağını bildirdi. Gelişme, UCM’nin kurumsal geleceği ve Roma Statüsü sisteminin devamlılığı konusunda yeni tartışmalara yol açtı.

ABD UCM’YE TARAF DEĞİL

Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002 yılında faaliyete geçti. Lahey merkezli kurum; soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve belirli koşullarda saldırı suçu gibi ağır uluslararası suçları soruşturmak ve yargılamak amacıyla oluşturuldu.

ABD, Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için UCM’nin üyesi değil. Washington, Amerikan vatandaşlarının mahkemenin yargı yetkisine tabi tutulmasına uzun süredir karşı çıkıyor. UCM ise suçun işlendiği ülkenin Roma Statüsü’ne taraf olması gibi bazı durumlarda şüphelinin vatandaşı olduğu ülke üye olmasa bile yargı yetkisi kullanabileceğini savunuyor.

UCM YAPTIRIMLARI ABD’DE DE MAHKEMELİK OLDU

Washington’ın UCM çalışanlarını hedef alan yaptırım sistemi ABD içindeki hukuk mücadelelerine de konu oldu. Üç UCM yargıcı, yaptırımların hukuka aykırı olduğunu savunarak Haziran 2026’da Trump yönetimine karşı dava açtı.

Hak savunucusu kuruluşlar da ayrı davalarda yaptırımların, UCM ile çalışan sivil toplum örgütlerinin anayasal haklarını ihlal ettiğini savundu. ABD yönetimi ise yaptırımların ulusal güvenlik ve dış politika yetkileri kapsamında olduğunu belirtiyor.

KARIM KHAN DA DAHA ÖNCE HEDEF ALINDI

ABD’nin daha önce yaptırım uyguladığı UCM isimleri arasında eski Başsavcı Karim Khan da yer aldı. Khan, İsrail ve Filistin dosyasındaki soruşturmaların yanı sıra başka uluslararası davalarda da mahkemenin savcılık makamının başındaki isimdi.

Khan döneminde UCM, 2023 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova hakkında tutuklama emri çıkardı. Mahkeme 2024 yılında Netanyahu ve Gallant hakkında da tutuklama emirlerine hükmetti.

RUSYA DA UCM YETKİLİLERİNİ HEDEF ALDI

UCM yalnızca ABD’den gelen yaptırımlarla karşı karşıya bulunmuyor. Rusya da mahkemenin Putin hakkındaki tutuklama emrinin ardından UCM yetkilileri hakkında cezai işlemler başlattı.

UCM Başkanı Tomoko Akane, Rusya’nın arama kararı çıkardığı isimler arasında yer alıyor. Akane daha önce yaptığı açıklamalarda UCM’nin bazı seçilmiş yetkililerinin hem ekonomik yaptırımlar hem de farklı ülkeler tarafından çıkarılan arama kararlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtmişti.

ABD İLE UCM ARASINDAKİ GERİLİM DAHA DA DERİNLEŞTİ

Akane ve Seye’ye yönelik son yaptırım kararı, Trump yönetiminin UCM üzerindeki baskısının devam edeceğini ortaya koydu. Washington mahkemeyi kendi vatandaşları ve İsrailli yetkililer üzerinde hukuka aykırı şekilde yetki kullanmakla suçlarken UCM, görevlerini Roma Statüsü ve uluslararası hukuk çerçevesinde bağımsız olarak sürdürdüğünü belirtiyor.

Netanyahu Washington’ın kararını desteklerken Japonya, Hollanda ve Birleşmiş Milletler’den gelen açıklamalar yaptırım politikasına yönelik uluslararası görüş ayrılığının sürdüğünü gösterdi. UCM ise ekonomik ve siyasi baskılara rağmen devam eden davalar ve soruşturmalardaki çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.