Olaylar

Tahkikat Komisyonu niçin kurulmuştu ?

İktidar-muhalefet ilişkilerinin kopmasından sonra CHP genel başkanı ve yöneticilerinin gittiği her yerde artık olaylar çıkacak, üniversiteler karışacaktı. Ulus gazetesi ise yalan haberlerle gerginliği artırıcı manşetler atmaya devam edecekti: “Polis halkın üzerine ateş açtı.” Kısaca “ ihtilal “ ortamı oluşmaya başlamıştı.

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti üç dönem üst üste kazandığı seçim başarıları ile ( 1950,1954,1957 )  1960 yılına kadar ülkeyi yönetti. Ancak 1957 seçimlerinin ardından ülkede iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik gitgide artmaya başladı. Artan bu gerginliğin en önemli sebebi ise seçimlerde istediği başarıyı elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nin uygulamaya başladığı gerilimi artırıcı siyaset tarzıydı. CHP girdiği 3 seçimde de Demokrat Parti karşısında kaybetmişti. Hem bu mağlubiyetler hem de seçim sisteminin getirmiş olduğu milletvekili dağılımı gerilim siyasetinin önemli sebepleriydi. 1957 seçimlerinde Demokrat Parti aldığı %  47.88 oy oranına karşılık 424 milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi  ise aldığı %41.09 oy oranına  karşılık 178 milletvekili çıkarmıştı. Alınan oy oranı ile meclisteki temsil oranı birbirinden çok uzaktı. Bu tablo ile Demokrat Parti meclise tamamen hakim olmaktaydı. CHP ise mecliste yeterli muhalefet yapamıyor, iktidarı denetleyebilecek bir güce sahip olamıyordu. Bu tablonun da bir sonucu olarak CHP yöneticileri mecliste denetleyemedikleri, sınırlayamadıkları Demokrat Parti hükümetini basın, üniversite ve sokaklar üzerinden denetlemeye çalışacaktı. 

 
 İsmet İnönü- Adnan Menderes 

Darbe İması

1958 yılından itibaren basın, üniversiteler ve CHP’nin iktidar üzerinde baskısı gittikçe artmaya başladı. Bu arada 1958 yılında Irakta kanlı bir hükümet darbesi gerçekleşmişti. CHP ve basın hükümete, Irak’ta yaşananlardan ders alması gerektiğini ifade ederek açıktan darbe imasında bulunmaya başlamışlardı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken CHP’nin yayın organı olarak görev yapan Ulus gazetesi Atatürk’ün Bursa Nutkunu yayınlaması Türkiye’nin bir uçuruma doğru gittiğini göstermekteydi. Atatürk’ün söylemiş olduğu iddia edilen bu nutukta “Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.”deniyordu.

Bu ifadeler CHP’nin bundan sonra DP hükümetini iktidardan indirmek için ne gibi yollara başvurabileceğini gösteriyordu. CHP ve bazı basın yayın organlarının ülkeyi kaos ortamına sürükleyebilecek bu ifadeleri üzerine Demokrat Parti 11 Ağustos 1958 tarihinde bir tebliğ yayınlayarak CHP’yi ve basını uyarma gereği duydu:  “CHP Irak olaylarını ele alarak TBMM’nin ve hükümetin meşruiyetini ve istikrarını şiddet yoluyla tahrip etmenin mümkün, hatta gerekli olduğu kanaatini uyandırmaya sevk edebilecek çok tehlikeli bir yola girmişlerdir. CHP’nin TBMM’nin kudret, kuvvet ve salahiyeti önünde hürmetkar ve itaatkar olması kanuni bir mecburiyettir. Aksi halde gereken tedbirler alınacaktır.” 

Ancak ülkedeki gerginlik azalmak yerine artmaya devam etmekteydi. İhtilal sözcükleri artık sıkça duyulmaya başlanmıştı.  Muhalefet, iktidarı düşürmek için tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğini artırmaktaydı. CHP kurultayında kabul edilen İlk Hedefler Beyannamesinde diğer muhalefet grupları ile hangi amaçla ne şekilde birliktelik kurulacağı ifade ediliyordu.

Başbakan Menderes : Haçlı ittifakı

CHP’nin kabul ettiği İlk Hedefler Beyannamesini Başbakan Menderes “haçlı ittifakı” olarak niteleyecek ve bu birlikteliğe karşı  Vatan Cephesi kurulacağını ilan edecekti. Demokrat Parti kısa bir süre içinde ocaklar kurarak ülke genelinde Vatan Cephesini örgütledi. Böylece iktidar ve muhalefet geri dönülmez bir yola girdi. Bu saflaşma ile Ankara’daki iktidar- muhalefet gerginliği ülkenin tamamına yayılmaya başladı.

1959 yılının başında İsmet İnönü’nün 44 Milletvekili ile çıktığı Ege gezisindeki olaylar, Uşak’ta CHP ve DP’lilerin çatışması, İnönü’nün İstanbul’a döndüğünde bir grup DP’li tarafından saldırıya uğraması ülkenin sonu belli olmayan bir mecraya doğru gittiğini göstermekteydi. 

 
  

Tahkikat Komisyonu

İktidar ile Muhalefet arasında ipleri koparan gelişme ise Kayseri’deki olaylardı. Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde CHP”liler ile DP”liler arasında bir çatışma yaşandı. Yeşilhisar’da yaşananlar üzerine İsmet İnönü  Kayseri’ye gitmek istedi. Ancak güvenlik sebebiyle bu istek vali  tarafından reddedildi. İnönü”nün gitmekte ısrar etmesi üzerine ise treni durdurdu.

İktidar ve muhalefet arasındaki ilişkilerin koptuğu bu gelişmelerden sonra CHP genel başkanı ve yöneticilerinin gittiği her yerde artık olaylar çıkacak, gazeteler yalan haberlerle gerginliği artıracak, üniversiteler karışacaktı. Ulus gazetesi ise yalan haberlerle gerginliği artırıcı manşetler atmaya devam edecekti: “Polis halkın üzerine ateş açtı.” Kısaca “ ihtilal “ ortamı oluşmaya başlamıştı.

Ülkenin olağanüstü bir döneme girdiğinin belli olması üzerine Demokrat Parti hükümeti birtakım tedbirlerin alınmasına karar verdi. Bu çerçevede  18 Nisan 1960 tarihinde Bursa Milletvekili Mazlum Kayalar ve Denizli Milletvekili Baha Akşit  “CHP’nin meşru iktidarı en ağır ithamlarla kötülediği, halkı kanunları ihlale ve kanuni tedbirlere karşı direnmeye çağırdığı, fiili tecavüzlere tahrik ve teşvik ettiğini, kardeş kavgası çıkarmaya çalıştığı,orduyu siyasete çekmek için gayret ettiği, yıkıcı ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu,CHP ile aynı maksatlarla bazı gazete ve dergilerin yalan haberlerle ülkenin geleceğini tehlike altına soktuğunu” , bu sebeplerle 3 aylık bir süre için 15 kişilik bir Tahkikat Komisyonunun kurulması için TBMM’ye bir önerge verdiler.

Tahkikat Komisyonu’nun karar ve tasarrufları arasında siyasi toplantıların men’i (yasaklanması), yayın yasakları, meclis müzakerelerinin yayınlanması yasağı, gazete ve matbaa kapatılması, posta maddelerine el konulması ve tazyik hapsi gibi yaptırımlar bulunuyordu.

 
  

Tahkikat Komisyonu kurulması teklifi ülkede gergin olan havayı daha da ağırlaştırdı. CHP yöneticileri DP’yi diktatörlüğe, tek adamlığa gitmek amacında olmakla suçlamaya başladılar.  İnönü Tahkikat Komisyonunun bilgi edinmek amacıyla kurulabileceğini, böyle geniş yetkilerle donatılamayacağını, bir makamın hem dava eden hem hüküm veren hem de uygulayıcı olamayacağını ifade ederek  “... ne isteniyor? Meclis tahkikat encümeni namı altında bir baskı idaresi kurmak istiyorlar. Bu baskı idaresi anayasaya, insan haklarına karşı teşebbüs edilen gayrimeşru bir darbedir…    “şimdi arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır. ..memleketin fevkalade bir idareye götürülmek istenildiğinin arifesinde, eşiğindesiniz. Hesaplı olarak düşünmenizi isterim. Bir fevkalade idare kuracaksınız. Bu idareye verilen salahiyetler gayrimeşrudur.’ diyordu.

İçinde ihtilal sözcüklerinin geçtiği tartışmaların ardından 12 Nisan 1960 tarihinde Tahkikat Komisyonunun kurulması teklifi DP’li milletvekillerinin oyları ile kabul edildi. 27 Nisan 1960 tarihinde ise Tahkikat Komisyonu'nun görev ve yetkilerini belirleyen yasa DP'li milletvekillerinin oyları ile TBMM'de kabul edildi.  Ancak yasanın kabulünün ardından Ankara ve İstanbul’da olaylar çıktı. Ankara Kızılay’daki protesto gösterilerinin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesinde olaylar yaşandı. 2 öğrencinin hayatını kaybetmesi üzerine olaylar daha da büyüdü. İstanbul ve Ankara’da üniversiteler tatil edildi ve bu iki şehirde olağanüstü hal ilan edildi. Ancak tüm bu önlemler uçuruma sürüklenen ülkeyi kurtarmaya yetmedi. Ankara Kızılay’da 5 Mayısta yapılan protesto gösterileri ve 21 Mayısta Harp Okulu öğrencilerinin yaptıkları sessiz yürüyüş  yaklaşan askeri müdahalenin açık belirtileriydi.

Kaynaklar :

Cem Eroğul, Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi, İmge Yayınevi, Ankara
Tevfik Çavdar,Türkiye’nin Demokrasi Tarihi, İmge Kitabevi, Ankara 
Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Afa yayıncılık, İstanbul