Eski devirlerde sultanlara, idarecilere nasihatte bulunmak için dönemin ilim ve hikmet sahibi yazarları tarafından siyasetname, pendname adıyla eserler kaleme alınmıştır. Siyasi sistemin sağlıklı olduğu dönemlerde bu gibi eserlerin fonksiyonel olduğunu, gereğince amel edildiğini düşünebiliriz. Fakat şu siyasetin ne menem bir şey olduğunu anlamakta millet olarak biraz zorluk çekiyoruz sanki. Tarihte şu kadar devlet kurmuş bir milletin kodlarına siyaset uymuyor desem, şimdi o da doğru olmayacak.
Eski Yunanlılar bu işi poli-tika yani çok yüzlülük şeklinde adlandırırken neyi kastediyordu? Bizde genellikle siyasete güvensizlik vardır. İktidara gelmek için her kalıba giren insan tiplemesiyle birlikte düşünülür. Bunun önemli bir nedeni, arada bir dışarıdan müdahale edilen meclisimizin güvenilirliğini “düşük düzeyde” tutma alışkanlığıdır.
Antik Yunanlıların politika kelimesini, çok yüzlü, yani ilkesiz, omurgasız anlamında kullandığını düşünmek herhalde yanlış olur. O günün dünyasında “bile” gerek içeride, gerek dışarıda dengeleri korunmanın zor olduğu, ülke yönetiminin çok çeşitli faktörlere dayandığı, bunların hepsini dikkate alarak gemiyi yüzdürmek gerektiği imajını vermek istemiş olmalılar. Milattan önce ne dengesi olacakmış demeyin. O devirlerdeki iç ve dış politika unsurlarına tepeden bakıp küçümseyerek modern dünyanın modasına kapılmak bize yakışmaz.
Tam aksine. Günümüz dünya siyasi kültürüne çok önemli katkıları olan bu dönemleri çok iyi bilip özümsemek gerekiyor. Bizim de bu işin üstadı olan, kendi dönemlerine damga vurduğu gibi siyaset ve devlet geleneğimizde günümüze kadar izler bırakan ilim ve hikmet erbabımız vardır. Bunlar kendi dönemlerinde yaşanan olaylardan, bölgesel dinamiklerden ve siyasi ortamı etkileyen faktörlerden yola çıkarak analizler yapmışlar, icraatın içinde olanlara tavsiyelerde bulunmuşlar, eserler bırakmışlar.
İcraatın içinde olanlar, geçmişten kalan bu mirasla günümüz koşullarını harmanlayarak değerlendirmeler yapmak ve ülkemiz için en isabetli kararları bulmak durumundalar. Olaylara kişisel, gündelik, meydan okuma penceresinden bakıldığında ülkenin başına gereksiz işler açılabildiğini tarih bize birçok defa göstermiştir. Bu konuda Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihatleri dikkat çekicidir. Orada bir manevi şahsiyet bir Bey’e, serinkanlı olmasını, düşünerek hareket etmesini kendine özgü üslubuyla tavsiye ediyor. Bunları okuyup dinlemek kolay fakat yapmak zordur. Çerçeveleyip asar fakat genellikle üzerimize alınmayız.
Olayları daha geniş bir açıdan görebilmek için içeriden değil çok yukarıdan bakmak gerekiyor. Ülkemizin bölgedeki konumu, uzun vadeli çıkarları, çevre ülkelerle olan ilişkileri neyi gerektiriyorsa onun yapılması çok önemlidir. Batı ülkeleri, bizzat bulunmadıkları bir bölgede, aracılar kullanarak kendi ülkeleri için risk almadan siyaset yapıyorlar. Bölge insanına ne fiziksel, ne de kültürel olarak yakın değiller. Bu nedenle daha kolay karar verip çatışmaları körükleyebiliyorlar. Öte yandan hiç ilgileri yokmuş gibi davranıp üzüntülerini bildiren açıklamalar yapabiliyorlar. Kendimize sormamız gerekiyor; biz onlar kadar siyasi olabiliyor muyuz?
Türkiye’nin konumu farklıdır. Bölge ve insanlarıyla arasında fiziksel olduğu kadar kültürel, hatta akraba ilişkileri vardır. Unutmayalım ki herkes gittiğinde biz hep baş başa kalıyoruz. Şu anda farkında olsalar da olmasalar da ülkemiz, mevcut birikimi itibariyle bölgesinin temel dayanaklarından birisidir. Umutlarını bize bağlayan, çok çeşitli diller konuşan milyonlar vardır. Bu nedenle kalıcı yaralar oluşturmadan gündelik sorunların çözülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu da siyasetteki ustalığa bağlıdır. Siyaset bir bakıma mayınlı tarlada yürüme sanatıdır. Rakiplerin, gelecek hamleleri yönlendirmek için, kontrol altına almak için piyonlar ileri sürdüğünü bilme sanatıdır.
Türk siyaseti, çevresindeki kadim dostlarıyla, İslam dünyasıyla, vatandaşlarıyla, hepsinin faydasına olacak şekilde bir ortak yol bulmak durumundadır.Geçici siyasi olayların, oluşumların, liderlerin, İslam dünyasıyla olan ilişkilerimizi uzun vadeli olarak zedelemesine izin verilmemelidir.