Furkan Özkul / Dünya Bülteni
Şimdilerde Belarus’a yerleşen Wagner’in, 100 kişiden oluşan gücünü Belarus’un Polonya sınırındaki Grodno’ya sevk etmesi bölgesel bir krizin önünü açtı. Polonya İçişleri Bakanı Mariusz Kaminski, "Wagner Grubu'nun dahlinin olduğu ciddi hadiselerin" yaşanması durumunda Polonya, Litvanya ve Letonya’nın Belarus'a sınırlarını ortaklaşa kapatabileceklerini bildirdi. Hemen birkaç gün sonra Başbakan Mateusz Morawiecki’nin, Gliwice şehrinde silah fabrikasına yaptığı ziyarette Belarus'a giden Wagner askerlerinin göçmen kılığında Polonya sınırını geçmeye çalışabileceklerini belirtmesiyle Doğu Avrupa’da sular daha da ısınmaya başladı.
Avrupa ve Rusya için Polonya’yı bu kadar önemli kılan husus nedir? Bu sorunun cevabı ülkenin bulunduğu jeopolitik konumu olarak verilebilir. Doğu Avrupa Platosu’nun Kuzey Doğu’sunda bulunan Polonya, Estonya, Letonya ve Litvanya; Rusya ile Avrupa arasındaki en belirgin doğal sınır olarak öne çıkmaktadır.
Rusya’ya Açılan Kapı
Polonya ile Rusya arasındaki dağlık alan sınırı Rusya istikametinde geçtiğinizde azalmaya başlıyor. Ardından Moskova ve ötesine uzanan düz bir coğrafya gelenleri karşılıyor. Güvenlik açısından düşünüldüğünde taarruz yapan kuvvetler için büyük avantaj olan bu düzlük Rusya’yı en çok düşündüren alan olarak göze çarpıyor. Napolyon Bonapart 1812’de, Adolf Hitler 1941’de Rusya’ya saldırırken bu güzergahı kullanmış kısa zamanda hızla yol almışlardı. Ancak onların pek hesaba katmadıkları ve Rusya’nın da savaş zamanı en büyük müttefiki olan kış, orduların kesin zaferini engellemişti. Bu durum gösteriyor ki Avrupa ve Rusya’nın güven içinde yaşamalarının yolu Polonya üzerindeki hakimiyetten geçiyor.
İki Kutbu Ayıran Sınır
Polonya dini bakımdan Katolik, millet olarak Slav’dır. Katolik Polonya ile Ortodoks Rusya tarihin farklı dilimlerinde karşı karşıya gelmişler, birbirlerine karşı üstünlük kurdukları zamanlar olmuştur. Ülke, 1939’da Hitler ve Stalin tarafından istila edilerek Almanya ve Rusya arasında paylaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yapılan anlaşmayla Sovyet bloğunda kalan Polonya, jeopolitik ve stratejik konumunu muhafaza etmiştir. 1949 yılında kurulan NATO’ya cevap olarak Sovyetler tarafından 1955’te hayata geçirilen Varşova Paktı, manidar bir şekilde ismini ülkenin başkentinden almıştır.
Pakt’ın 1991’de tarihe karışmasının ardından iki kutuplu dünya sona ermiş, kısa bir süre sonra da Sovyetler Birliği dağılmıştır. Sovyetlerden ayrılan Doğu Avrupa ülkeleri Batı’ya yanaşarak Avrupa ülkeleriyle ekonomik ve toplumsal entegrasyonun önünü açmıştır. 1999 yılında NATO’ya katılan Polonya, Avrupa Birliği’ne en geniş katılımın sağlandığı 1 Mart 2004 tarihinde dokuz ülkeyle birlikte üye olmuştur.
Üç Deniz Girişimi
Avrupa ile Rusya arasındaki geçişin en önemli durağı Polonya enerji ve lojistik açısından da önem arz ediyor. 2015’te kurulan Üç Deniz Girişimi Polonya ve Hırvatistan’ın başı çektiği Avrupa ülkeleriyle Doğu Avrupa ülkelerinin dâhil olduğu uluslararası bir platform olarak ortaya çıktı. Polonya, Hırvatistan, Avusturya, Estonya, Letonya, Litvanya, Çekya, Slovenya, Slovakya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya’nın yer aldığı girişim; merkezde bulunan Avrupa ülkeleri ve Doğu Avrupa’da enerji altyapısının geliştirilmesi ve enerji arz güvenliğinin temin edilmesiyle beraber ulaştırma alanlarındaki altyapı eksikliklerinin giderilmesini amaçlıyor.
Ekonomik bütünleşmeye odaklanan Üç Deniz Girişimi, AB’yle birlikte ABD ve Çin’in de yakın takibinde. Polonya enerji kapsamında 300 Milyon dolarlık bir anlaşma yaparak ABD’yi sürece dahil etti. Bu durum, güvenlik tehdidi hisseden Polonya’nın ABD’yi daha görünür kılma hamlesi olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Polonya askeri yatırımlarını ABD’yi arkasına alarak artırmakta ve bölgenin en büyük kara gücü olma arzusunda olduğu belirtiliyor.
Her Halükârda Kazanan Polonya
Ukrayna-Rusya Savaşı Polonya için tehdit arz etse de öteki yandan ekmeğine yağ sürdü. Askeri kapasitesini her geçen gün artıran Polonya’nın baş tedarikçileri ise ABD ve Güney Kore. Almanya’dan pek destek istemeyen Polonya’nın bu kararının arkasında tarihin gölgesi yatıyor. Polonya Almanya’nın üzerinde kurmak istediği ekonomik hegemonyaya karşı çıkıyor. Almanya’nın Rusya’ya (Kuzey Akım-2 başta olmak üzere) kapıları tam kapatmaması gibi hususlar da karşı çıkılanlar arasında. Zaman zaman gerilimin arttığı iki ülke arasında Polonya tarafı ağır suçlamalar yaparken yakın zaman önce “savaş tazminatı” ve Ukrayna’ya teslim edilecek tanklar konusunda Alman tarafının oyalandıklarını ifade etmişti.
Ukrayna’daki savaşı kim kazanırsa kazansın Polonya süreçten kârlı çıkacak gibi görünüyor. Uzmanlar Ukrayna’nın kazanması durumunda Rusya’nın dağılma ihtimalinin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Bu durumda Polonya bölgedeki en büyük güç haline gelecek. Şayet Rusya kazanır Ukrayna kaybederse bölgedeki iş birliği yapılabilecek en önemli ülke haline gelecek. Her halükârda Polonya süreci kendi lehine çevirme fırsatına sahip olacak.
İngiltere-Rusya Satrancında Polonya Taşı
Polonya ile iyi ilişkilere sahip İngiltere faktörünü de unutmamak gerekiyor. Polonya’nın Ukrayna’ya sağladığı hava savunma desteğiyle düşen gücünü İngiltere telafi ediyor. Geçtiğimiz günlerde İngiltere Başbakanı Rishi Sunak 1,9 Milyar sterlinlik (2,4 Milyar dolar) hava savunma sistemi ihracatını imzalayarak Polonya’ya desteğini açıkladı. Ayrıca İngiltere son yıllarda gerçekleştirdiği çok sayıda ekipman ve modernizasyon desteğiyle Polonya’yla 150 yıllık savunma ittifakını pekiştiriyor. İngiltere’nin en büyük tehdidi ve rakibi Rusya’ya karşı değerlendirebileceği başat ülkenin Polonya olduğu görülüyor.
Almanya ve Rusya’nın Arka Bahçesi
Son günlerde Wagner dünya gündemine darbeler ve iç karışıklıklarla geliyor. Sınıra yaklaşan kuvvetin ne yapacağı henüz muamma. Polonya jeopolitik rolünü avantaja dönüştürürken riskleri de bertaraf etme peşinde. Almanya ve Rusya, Polonya’yı arka bahçesi olarak görüyor ülke yönetimi ise kendini ABD ve İngiltere ile sağlama almaya çalışıyor. Görünen o ki önümüzdeki günlerde Polonya daha çok gündeme gelecek.