Gündem

Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarttıran UCM Başsavcısı görevden alındı

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, hakkındaki cinsel istismar ve görevi kötüye kullanma iddiaları nedeniyle üye devletlerin oylarıyla görevden alındı. Khan’ın iddiaları reddetmesi, kararın Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında yürüttüğü süreç nedeniyle ABD ile İsrail’in UCM’ye yönelik açık baskısının ortasında alınması, dosyanın hukuki boyutunun yanı sıra siyasi tartışmaları da büyüttü.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 125 üye devletinden 82’si, Başsavcı Karim Khan’ın görevden alınması yönünde oy kullandı. UCM tarihinde ilk kez bir başsavcının bu yöntemle görevinden uzaklaştırıldığı belirtilirken, kararın gerekçesi olarak Khan hakkındaki cinsel istismar, uygunsuz ilişki ve ciddi görev ihlali iddiaları gösterildi. Khan suçlamaları reddederken, avukatları karar sürecinin adil yürütülmediğini savundu ve hukuki itirazda bulunacaklarını açıkladı.

Karim Khan hakkındaki iddialar, UCM’de görev yapan kadın bir hukukçunun beyanlarına dayanıyor. Birleşmiş Milletler İç Gözetim Hizmetleri Ofisi tarafından yürütülen incelemede, Khan’ın yardımcısıyla rıza dışı cinsel temas kurduğuna ilişkin bulguların bulunduğu bildirildi. Khan ise kendisine yöneltilen bütün suçlamaları başından itibaren reddetti. Mayıs 2025’te soruşturma sonuçlanıncaya kadar görevinden geçici olarak çekilen Khan, daha sonra askıya alınmış ve nihai karar için UCM’ye taraf ülkelerin oylaması beklenmişti.

İDDİALAR CİDDİ, ZAMANLAMA SİYASİ SORULARI BÜYÜTÜYOR

Cinsel istismar iddialarının niteliği, mağdur beyanları ve soruşturma kapsamında ortaya konulan bulgular görmezden gelinemez. Bununla birlikte Khan hakkındaki sürecin, UCM’nin İsrail yönetimine ilişkin en kritik soruşturmalarından biriyle aynı dönemde ilerlemesi, görevden alma kararının yalnızca disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmesini zorlaştırıyor. İddiaların doğru veya yanlış olduğu, siyasi gelişmelere bakılarak belirlenemez; ancak UCM’nin ABD ve İsrail tarafından ağır yaptırım ve tehditlerle karşı karşıya bırakıldığı bir ortamda yürütülen sürecin bağımsızlığına ilişkin soruların uzun süre gündemde kalacağı görülüyor.

Karim Khan, Mayıs 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle yakalama kararı çıkarılmasını talep etmişti. UCM hâkimleri 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama kararı vermiş, kararda Gazze’de sivillerin aç bırakılmasının savaş yöntemi olarak kullanıldığı ve insanlığa karşı suç işlendiğine dair makul gerekçelerin bulunduğu ifade edilmişti. İsrail yönetimi suçlamaları ve UCM’nin yargı yetkisini reddetti.

ABD VE İSRAİL’DEN UCM’YE AÇIK BASKI

Netanyahu ve Gallant hakkında yürütülen süreç, Karim Khan’ı ABD yönetimi ile İsrail hükümetinin doğrudan hedeflerinden biri hâline getirdi. ABD, UCM üyesi olmamasına rağmen İsrailli yetkililer hakkındaki soruşturmaların durdurulmasını istedi ve mahkeme görevlilerine yönelik yaptırımlar uyguladı. Khan’ın yanı sıra UCM hâkimleri ve savcılık makamında görev yapan isimler de İsrail hakkındaki dosyalar nedeniyle ekonomik ve diplomatik yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.

Washington’ın UCM’yi “gayrimeşru” olarak nitelendiren açıklamaları, mahkemenin ABD ve İsrail vatandaşları üzerinde yargı yetkisi bulunmadığı yönündeki itirazları ve UCM görevlilerini cezalandırmaya yönelik adımları, uluslararası yargının bağımsızlığı tartışmasını derinleştirdi. Khan’ın görevden alınması da mahkemenin dış baskılara direnip direnemediği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Kararı destekleyen ülkeler görevden almanın UCM’nin güvenilirliğini korumak için gerekli olduğunu savunurken, karşı çıkan çevreler sürecin mahkemenin İsrail dosyasındaki iradesini zayıflatabileceği görüşünü dile getirdi.

İDDİALARIN ORTAYA ÇIKIŞI DA TARTIŞMA KONUSU

Karim Khan hakkındaki şikâyetlerin geçmişi 2023 yılına kadar uzanırken, iddiaların UCM’nin Netanyahu hakkında harekete geçtiği dönemde kamuoyuna yansıması ayrıca tartışma yarattı. Zamanlamaya ilişkin kuşkular, suçlamaların kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmiyor. Benzer şekilde Khan’ın İsrail yönetimini soruşturmuş olması da kendisini kişisel suçlamalardan muaf hâle getirmiyor. Dosyanın güvenilir biçimde sonuçlandırılabilmesi için iddiaların siyasi kamplaşmalardan bağımsız, şeffaf ve denetlenebilir bir süreçle değerlendirilmesi gerekiyor.

Khan’ın görevden alınmasına ilişkin tartışmaların merkezinde de söz konusu denge bulunuyor. Bir tarafta ciddi nitelikteki cinsel istismar iddiaları ve bunlara ilişkin soruşturma bulguları, diğer tarafta UCM yetkililerine yönelik açık siyasi baskılar ve yaptırımlar yer alıyor. Ortaya çıkan tablo, iddiaların bütünüyle siyasi bir kurgu olduğunu kanıtlamadığı gibi, yürütülen sürecin jeopolitik mücadeleden tamamen bağımsız olduğunu söylemeyi de güçleştiriyor.

NETANYAHU HAKKINDAKİ KARAR YÜRÜRLÜKTE

Karim Khan’ın görevden alınması, Netanyahu ve Gallant hakkındaki mevcut yakalama kararlarını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. Savcının görevi sona erse bile yakalama kararlarının değiştirilmesi veya kaldırılması yalnızca UCM hâkimlerinin vereceği yeni bir kararla mümkün olabilecek. Savcılık makamının geçici olarak Khan’ın yardımcıları tarafından yönetileceği, yeni başsavcının ise daha sonraki bir süreçte belirleneceği bildirildi.

Görevden alma kararının ardından asıl sınavın UCM’nin İsrail dosyasındaki tutumu olacağı değerlendiriliyor. Netanyahu ve Gallant hakkındaki kararların uygulanması, soruşturmaların sürdürülmesi ve Gazze’de işlendiği ileri sürülen suçların bağımsız biçimde incelenmesi, mahkemenin siyasi baskılar karşısındaki kurumsal dayanıklılığını gösterecek. Karim Khan hakkındaki suçlamaların adil biçimde ele alınması kadar, bu suçlamaların uluslararası ceza adaletini etkisizleştirmek amacıyla kullanılmasına izin verilmemesi de UCM’nin güvenilirliği açısından belirleyici olacak.