Hakan Kılıç
Gerçekten de tek erin omuzunda taşıyarak ateşleyebildiği uçaksavarlar olan bu füzeler, ha- vacıların ve kara havacıların hatta savaş bölgelerinde uçan sivil uçakların baş belasıdır. Suri- ye’deki bir türlü sonu gelmeyen savaşta, değişik grupların ellerindeki teknolojisi yüksek ancak fazla yer kaplamayan bir nevi smart denebilecek ATGM denen tanksavarlar yanında MANPADS de savaşın boyutunu değiştiren diğer portatif silah sistemidir. Her ne kadar MANPADS, yıllarca süren ve abartısız yüzlerce Rus uçak ve helikopterini düşürdüğü Afgan-Rus savaşından sonra meşhur olmuş olsa da yakın zamandaki iki örnek hafızamızı yeniden tazelemiş ve tehdi- din boyutlarını gözler önüne sermiştir. 13.05.2016 tarihinde Çukurca’da TMO (Terörle Mücadele Operasyonu) yürüten Türk Kara Kuvvetleri’ne bağlı AH-1W Super Cobra helikopterimiz, PKK’lı teröristler tarafından Rus ya- pımı 9K38 Igla (NATO kod adı:SA-18 Grouse) füzesi tarafından düşürülerek iki pilotumuz şehit edilmişti.
3 Şubat 2018 tarihinde ise İdlib’in Serakib kasabasında yakın hava desteği / bombardıman görevli Rus Su-25 savaş uçağı, yine bir MANPAD tarafından düşürüldü. Saldırıyı Rusya’nın iddiasına göre, El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’nın uzantısı Heyet Tahrir Şam üstlendi. Rusya, uçağın bu grubun elindeki ABD yapımı bir MANPAD ile vurulduğunu açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Sözcüsü Dimitri Pesko da olayla ilgili olarak; “Bu tür füzelerin te- röristlerin eline düşmesi çok endişe verici” ifadesini kullandı. Oysa sonraki günlerde ortaya çıkan atışın gösterildiği videoda füzenin Rus yapımı MANPADS olduğu ortaya çıktı. Tabii ki bu Rus silahının Amerikalılar veya başka Rusya karşıtı bir devlet tarafından alınıp bu grup- lara verilme ihtimalini ortadan kaldırmaz. Zaten ilerleyen başlıklarda ABD’nin desteklediği gruplara Afganistan’dan sonra neden hiçbir zaman kendi üretimi Stinger vermediğini bununla birlikte Rus yapımı silahları bir şekilde temin etmelerini engelleyemediğini veya engellemek için gayret göstermediğini açıklayacağız.
MANPADS Ne Demek?
“Man-Portable Air-Defense Systems”in kısaltması olan MANPADS’in sonundaki “S” harfi anlaşılacağı üzere “Systems”den gelen çoğul manalı kelimedir. Dolayısı ile medyamızdaki yanlış kullanımın tersine tek bir füzeden bahsederken “MANPAD” demeyi tercih edeceğim. MANPADS ne demek sorusuna gelince, Türkçe’ye tek adamın/erin taşıdığı veya omuzdan atılan hava savunma sistemi olarak çevirebiliriz. Daha bilinen tanımı ile omuzdan ateşlenen uçaksavar füzeleridir.
Genelde kızılötesi arayıcı başlık taşıyan yani ısı güdümlü olan bu füzeler çok kısa menzillidir ve hedefleri sadece alçak irtifadan uçan uçak, helikopter ve İHA/SİHA gibi hava soluyan hedeflerdir. Tabloda görüldüğü üzere lazer ışını güdümlü / lazer kılavuzlu tek bir istisnası ha- ricinde servisteki tüm türleri Infrared yani kızılötesi (Isı) güdümlü olan bu hava savunma silah sistemi, ülkelerin hava savunma şemsiyesi içinde en alçak irtifayı yani çok alçak irtifa hava savunmasını temsil eder.
IR güdümlü tabir edilen bu füzeler sanılanın aksine motordan çıkan sıcak gazları değil uçak veya helikopter üzerinde yüksek sıcaklığa ulaşan parçaları veya kısımları takip eder. Dolayısı ile en sıcak bölümlerde motor ve çevresi olduğu için web ortamındaki eski videolara dikkat edilirse genelde motor kısmına çarparlar. Ancak bu olay 3.nesil MANPADS ve daha ziyade 4.nesillerde değişmektedir. Daha ölümcül olması için harp başlığı küçültülüp yakıt miktarı ar- tırılan yeni füzeler kızılötesi görüntüleme teknolojisi ile uçağı veya helikopteri bir bütün olarak görmekte ve füzenin beynine daha önceden ölümcül bölgelerin resimleri girildiğinden motora değil bu bölgelere yönelerek daha küçük harp başlığı ile daha ölümcül zararlar verebilmektedir.
Yukarıdaki örnekte Super Cobra helikopterimizi düşüren 3.Nesil füze SA-18 yayınlanan videosunda (Genelkurmay başkanlığı videoya ithafen açıklama yaptığı için bu web ortamındaki PKK’nın yayınladığı videoyu doğru kabul ediyorum) füzenin helikopterimizin motoru yerine arka kuyruk rotoruna yöneldiği görülmekte idi. Bir helikopterin düşürmenin en kolay yolu veya kuyruk rotoruna sahip helikopterlerin (Yani dünyadakilerin %99’u) arıza anında en ça- resiz kaldıkları anın ana kuyruk rotorunun (pervanesi) kaybedilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Bir görüşe göre yeni nesil akıllı füze olan SA-18 kızılötesi görüntüleme ile helikopter şeklini beynindeki ile karşılaştırmış ve videoda görüldüğü üzere uçuş süresi olan 5-10 saniyenin daha 5’inci saniyesinde kuyruk kısmına çarpmıştır. Diğer bir görüşe göre ise motordan çıkan sıcak gazların ana rotor (üsteki ana pervane) sayesinde geri atılırken tabi olarak en sıcak kısmın kuyruk dikmesi olacağı için bu kısma yönelmiştir. Ayrıca bu helikopterde MANPADS’e karşı geliştirilen ikaz ve karşı tedbir seti ASELSAN HEWS sisteminin neden çalışmadığını veya görev yapmadığını aşağıda tekrar inceleyeceğiz.
MANPADS, çok alçak irtifa tanımından anlaşılacağı üzere uçak ve İHA’lardan ziyade heli- kopterler için ciddi tehdittir. Ancak üs ve hava alanın çevresinde konuşlanmış bir MANPADS, uçakların iniş ve kalkışı sırasında menziline gireceği için aynı tehlikeyi içerir. TMO ve Fırat Kalkanı (El-Bab), Zeytin Dalı Harekâtı’nda (Afrin) F-16 uçaklarımızın 20.000 feet’in altına inmeyerek akıllı ve yüksek irtifadan atılabilen mühimmat kullanmalarının en önemli sebebi de budur. TB-2 gibi İHA ve SİHA’larımızda genelde MANPADS menzilinin üzerindeki irtifalarda görev yapmıştır ve çok şükür ki bu imkân ve kabiliyete sahiptirler.
Her ne kadar MANPADS için “Dünya ordularının alçak irtifa savunmasının belkemiği” demiş olsam da aynı zamanda “Dünya teröristlerinin de sahip olduğu en yüksek tekno- lojiye sahip silah sistemi” olduğu için ve TSK helikopterleri için ciddi potansiyel tehdit oldu- ğu için bu makaleyi anladığınız üzere ülkelerin envanterlerinden ziyade “Terör unsurlarının elinde ne kadar tehlikeli olabilir?” üzerine şekillendireceğim.
MANPADS Gelişim Süreci
Amerika Birleşik Devletleri (FIM-43 Redeye) ve Sovyetler Birliği (Strela-1) ilk kez 1960’lar- da piyadelerini taşınabilir uçaksavar silahları ile donatmak için sırasıyla MANPADS ürettiler ve kullandılar. Bugün 100’den fazla ülkede üretilen füze sayısı 1 milyondan fazladır. ABD hü- kümeti halen yaklaşık 500 ile 750 bin MANPADS’in dünya çapında stoklarda kaldığını tahmin ediyor ancak raf ömürleri dolanları çıktıktan sonra ne kadarının faal olduğunu tahmin etmek çok zor.
Yeni nesil (En son nesil MANPADS 4.nesil olarak adlandırılır. Tabloda 4.nesiller belirtilmiştir.) arayıcı başlıklar kızılötesi görüntüleme teknolojisi ile hava aracının keskin kenarlarının çıkardığı ısıyı da gördüğü için uçağı veya helikopteri komple görmektedir. Yani füzenin arayıcı başlığının gördüğü termal görüntü beynine daha önce tanıtılmış uçak ve helikopter görüntüsü ile az çok eşleme yapılarak, uçağın dört bir tarafından çıkan kızılötesi ışınların kafasındaki resimlerle uygun şekil oluşturduğunu anlıyor ve motor tarafında daha fazla ısı olması gerek- tiğini biliyor. Hava aracının sağından solundan fırlatılan ve hava aracı ile farklı sıcaklıktaki ısı toplarını (flare) gördüğünde ise yüksek ısı yayan bu magnezyum toplarını dikkate almıyor. Multi-spektral bantta çalışan 4.nesil arayıcı başlıklar, hedef uçak ile onun attığı ‘flare’ gibi sap- tırıcı ateş toplarını ayırt ederek bunlara yönelmez, yani yemi yutmaz. Çünkü bunların hızı, büyüklüğü ve sıcaklığı uçaktan veya helikopterden farklıdır.
Füzenin en ucunda saydam özel merceğin hemen içine yerleştirilmiş detektör vardır. İnsan gözünden daha hızlı olarak dört bir yana hareket eden bu detektör kızılötesi ışınları takip ede- rek işlemci ve kanatçık motorları sayesinde füzeyi yönlendirir ve kedinin fareyi kovaladığı gibi sürekli hedef hava aracını kovalar. Füze fırlatıldıktan sonra, operatörün hedefe yönlendirmek için herhangi bir müdahale imkânı olmadığı gibi buna ihtiyacı da yoktur. Zaten MANPADS at-unut sistemlerdir. Size ateş eden teröristi veya askeri elindeki fırlatma lançeri ile imha etseniz bile füze hedefini bulur. Zaten 5-10 saniyeden fazla çalışmayan füze motoru ve dolayısı ile uçuş süresi zarfında hedef hava aracı fırlatıcı personeli imha etmeye çalışmaktan ziyade süratli
bir şekilde kaçma-kurtulma yöntemlerini dener. Yani karşı tedbir sistem- lerini otomatik veya manuel devreye sokarak bir taraftan da kinetik kaçınma manevraları yapar.
MANPADS’den Kaçma-Kurtulma Yöntemleri
Düşman füzelerinden daha atış yapılmadan koruyan, atış yapıldıktan sonra da füzenin ulaşmasını engelleyen, zorlaştıran kısacası füzeden koruyan sistem ve prosedürler bütününe Karşı Önlemler denir. Karşı önlemleri, MANPADS IR (ısı) güdümlü olduğu için sadece ısı güdümlüleri içine alarak sıralayacağız. Aktif ve Yarı Aktif Radar güdümlü ve diğer orta/yüksek hava savunma sistemleri ile düşman uçak ve helikopterleri tarafından atılan hava-hava füze- lerine karşı olan tedbirleri kafa karışıklığına sebebiyet vermemek ve konuyu çok uzatmamak için dışarıda bırakıyorum. Ancak makale içindeki görsellerde TSK bünyesindeki helikopterler- deki HEWS /HEHSİS sitemlerinin bileşenlerinin tüm tehditlere yönelik olduğunu belirtmek istiyorum. Bu yüzden info-grafik ve resimlerde bu kısımları çıkarmadım. Ayrıca aşağıdaki ısı güdümlü füzelere karşı etkili yöntemler sadece MANPADS için değil uçaklardan fırlatılacak IR güdümlü füzeler için de geçerlidir. Haddi zatında bu füzeler ile MANPADS arasında menzil ve hız limiti açısından pek bir fark yoktur;
-Fiziksel tedbirler: ‘’Flare’’ atışı sistemi CMDS.
-IR bastırıcı /dağıtıcı sistem IRCM
-Elektronik tedbirler: MWS/MWR Füze ikaz alıcısı ve uyarıcısı, LWR Lazer ikaz alıcı sis- temi ve flare atış peryodundan bu ikaz sitemlerine kadar tüm bunları idare eden yazılım ve HEHSİS gibi sistem mimarisi
-Manevra Yöntemleri: Kinetik kaçınma manevraları Olarak katagorize edebiliriz.
Bir tehdide karşı koyabilmek için, öncelikle tehdit altında olduğu bilinmelidir. Bu tür tehdit altında olan hava platformlarında TWS (Threat Warning System-Tehdit Uyarı Sistemi) mevcut olup karşı önlemler bu sistem altında toplanmıştır. Tıpkı RWR (Radar Warning Receiver) gibi ısı güdümlü MANPADS’lere karşı uyarı görevi gören MWS de (Füze İkaz Sistemi) bu sistemin diğer ayağıdır.
IR (Isı) güdümlü füzelere karşı kullanılan “Flare” magnezyumdan üretilmiş ve uçaktan atıldıktan sonra yanmaya başlayan yüksek ısı yayan maddelerdir. Amaçları füzeyi yaydığı ısı nedeniyle kendisine doğru çekmektir. Füze fırlatılmadan önce bırakılmaya başlandıkları da olur. Özellikle alçak irtifa saldırılarında ısı güdümlü uçaksavar füzelerine (SAM ve MANPA- DS) karşı kullanılır. Manevralarla desteklenmesi gerekir. Sadece flare atmakla füzeden kurtul- mak zordur. Genelde çoklu atılır. Örneğin, F-16 gibi bir uçağa 30 adet yüklenebilir. Atış periyo- du pilot tarafından belirlenebileceği gibi otomatik de olabilir. Füzenin geldiğini haber veren bir MWR olmadığında pilot ne zaman flare atacağını bilemez. Atış için arkasındaki uçağın veya yerdeki operatörün füzeyi kendisine ateşlediğini görmesi lazımdır. Türk Hava Kuvvetlerinde kullanılan F-16’larda MWR yani radar güdümlü füzeler için olan varsa da ısı güdümlü füzelere karşı uyaran alıcı ve ekran yoktur. Dünyada 36 (En son bildiğim kadarı ile) ülkede kullanılan F-16’lar içinde sadece 3-4 ülkenin F-16’sında (İsrail gibi) MWS sistemi bulunmaktadır. Ancak son yıllarda ASELSAN tarafından geliştirilen HEWS/HEHSİS (Helikopter elektronik harp ve kendini koruma sistemi) uçaklara olamasa da tüm genel maksat ve savaş helikopterlerine takılmaya başlanmıştır. Büyük ilerleme kaydedilen tedarik projesinden tüm helikopterler amaç- lanmış olup kaç tanesinin eksik kaldığı veya projenin tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda bilgi veremeyeceğim.
Genelde klasik olarak hedef üzerine dalış ve çıkışta veya tehdit içeren yerlere iniş sırasında rastgele flare bırakılması bu yüzdendir. Dünyada bazı 5.nesil savaş uçaklarına veya moderni- zasyon geçirmiş nakliye uçaklarına bu ikaz alıcısı yerleştirilmiştir. Bu füzeleri algılayan sistem otomatik olarak flare atabilir.
Ayrıca helikopterlerimizin gövde üst kısmına IR dağıtıcı sistemler uygulanmıştır. IRCM denen bu renkli reflektöre benzeyen küçük cihazlar bir nevi kızılötesi karşı cihazıdır ve füzenin arayıcı başlığını hava aracının yaydığından daha yoğun bir kızılötesi radyasyonla modüle ederek kandırmayı ve saptırmayı amaçlar. Ancak bir dezavantajı vardır. Sinyal modülasyonu peşinden kovalayan füzeye (Seeker-Arayıcı başlığa) karşı etkili de- ğilse tam tersi etki yaparak, füzenin helikopteri daha kolay bulmasını sağlar. Dolayısı ile tıpkı havadan-havaya füzeler ile karşı tedbirlerin teknoloji savaşı gibi MANPADS ile hava araçların- daki karşı tedbirler sürekli teknolojik bir yarışın içindedir.
Sonuçta sistem daha çok algılama ve otomatik “flare” atma, IR bastırma/dağıtma ve keskin manevralar ile kaçarak veya araziye dalarak kendini unutturma üzerine dayanmaktadır. 5-10 saniyede biten bu olayda füzenin yemi yutması çoğu zaman zor olsa da zaten alçaktan uçan helikopter arazinin gizlemesinden yararlanması en emin yoldur. Ancak yine de kurtulamayacağını anlayan pilotun son çare manevrası genelde termal görüntü yüzeyini daraltmak için 12 yönünde füzenin tam üzerine dönmektir. Bu arada 4.nesil MANPADS’lerde “Anti Flare Filtresi” bulunduğunu da eklemek istiyorum. Bu filtre, kızılötesi görüntüde flare ile uçak/helikopter görüntüsünü ayırabilmekte yani yuvarlak yanan bir top şeklinde olan flare’leri arayıcı başlığın algıladığı ve güdüm sistemine ilettiği görüntüden temizlemektedir.
Dünyada ve Türkiye’de MANPADS Kullanımı ve Tehdidin Boyutu
Bugün dünyada 30’dan fazla ülke MANPADS üretmektedir. Türkiye’de milli MANPADS çalışmaları başlamış ve geçmiş yıllarda 2018 yılı içinde lansmanı yapılacağı açıklanmıştır. An- cak henüz bir tanıtım ve resmî açıklama olmadığı gibi çalışmalar gizli tutulmaktadır. Ancak kulis bilgisi olarak Hisar hava savunma füzeleri ile kazanılan IR (Kızılötesi) arayıcı başlık teknolojisinin kullanılacağını söyleyebiliriz. Ayrıca diğer kulis bilgisi olarak da 12.000 Ft irti- fa, 6 km menzil değerlerine sahip olması beklenmektedir. Şu andaki TSK envanteri ise ABD patenti ile birkaç NATO ülkesi ile birlikte geçmişte ROKETSAN tarafından üretilmiş Stinger füzelerine dayanmaktadır. Ayrıca Türkiye bu füzeleri Zıpkın ve Atılgan projeleri ile tekerlekli ve paletli zırhlı araçlar üzerine uygulamış hatta Zıpkın bir Avrupa ülkesine ihraç edilmiştir.
Dünyada MANPADS’in meşhur oluşu 1980’lerdeki Afgan-Rus Savaşı zamanındadır. ABD’nin FIM-92 Stingers’i Sovyetler ile ülkesini işgalden kurtarmak için savaşan Afgan Mü- cahitlerine bedavadan vermesi, can düşmanına ağır bir darbe ve savaşı kaybetmesinde çok önemli bir etken olmuştur. Stinger ile yüzlerce Rus uçağı ve helikopteri düşürüldü. Bununla birlikte pek çok Stinger’in, ABD’nin kullanılmamış füzeleri geri alma çabasına rağmen geri dönmemesi, dünya çapında terörist unsurlara satılması endişesine sebep oldu. Neyse ki Stinger’ların bir raf ömrü vardı.
Bu olayı düşündüğümde aklıma hep şu şüphe ve komplo teorisi gelmektedir; malumunuz 11 Eylül saldırısı ile ilgili de pek çok komplo teorisi üretilmiştir. 11 Eylül saldırısı sonrasında ABD’nin Afganistan’a saldırdığını ve dünkü Mücahitlerin, Taliban olarak karşılarına çıktığını düşünürsek neden ABD uçakları da Sovyet uçakları gibi patır patır vurulmadı gibi bir soru karşımıza çıkmakta. İşte bu sorunun cevabı, ömrü az kalan Stinger’ların da çok büyük kısmı- nın belki de tamamının raf ömrünün bitmesinde saklı. Yani sonuç olarak araştırma konularım içinde olmadığı için komplo teorilerine girmeyeceğim ancak eğer 11 Eylül, 4-5 yıl önce olsa yani ABD, Afganistan’a 4-5 yıl önce girse idi belki de bugün onlarca vurulmuş A-10, F-16 veya AH-64 helikopterinden bahsedecektik.
Bugüne kadar yüzlerce askeri ve sivil hava taşıtının celladı olan MANPADS, dünyada hava trafiğini tehdit etmekte olup Afganistan’dan başka kaçaklar da vardı. Örneğin, Libya lideri Kaddafi, Rus füzelerinde zamanında İrlanda Cumhuriyet Ordusu›na ve Filistin Kurtuluşu İçin Halk Cephesine gönderdi. Birçok NATO raporuna yansıdığı üzere Sovyetler Birliği’nin 1991’de çöküşünden sonra kontrol dışı kalan ve fakir kalmış ülkelerde kalan birçok Sovyet deposu yağ- malandı. Benzer şekilde 2003’te Saddam Hüseyin devrildiğinde 4000 Irak MANPADS’i kaybolmuştu. Bugün bu füzelerin raf ömürlerini doldurduğunu tahminen söyleyebiliriz. Ancak Libya iç savaşının ardından kaybolanlar hala büyük bir tehlike. Kaddafi rejiminden kalan silahların Magrheb, Hamas El Kaide, Nijer’de Boko Haram veya Suriye’de çeşitli muhalif grupların eline geçtiği tespit edildi. Libya müdahalesi sırasında 5.000 MANPADS çok uluslu bir ekip tarafın- dan tahrip edildi. Ancak bazı raporlar Kaddafi dönemi Libya ordusunun 20.000’in üzerinde MANPADS’e sahip olduğunu söylüyordu. O zaman ortada 15.000 kayıp var demektir.
Dünyada MANPADS ile sivil uçaklara karşı yapılan ilk başarılı saldırı (Aslında kayıtlara geçmeyen çok sayıda Rus nakliye uçağı var ama orduya ait olduğu için sivil kayıp kabul edilmiyor) 3 Eylül 1978’de Zimbabve Halkları Devrim Ordusu’nun isyancıları tarafından Hava Rho- desia 825 uçuş nolu sivil uçağı düşürmesi ile gerçekleşti. Ayrıca bugüne kadar sivil uçaklara karşı 50’den fazla MANPADS saldırısı gerçekleşti. Çoğunlukla Afrika ve Asya’da. Çoğunluğu aktif savaş bölgelerinde gerçekleşen saldırılarda bugüne kadar 1000’den fazla sivil öldü.
MANPADS Tehdidini Azaltma Çabaları
Dünyada ülkeler arasında MANPADS ile ilgili 2000 yılında yapılan “Wassenaar Arran- gement (WA) 1996/2000”dan sonra da “UN Resolution A-RES-59-90 MANPADS Cont- rol 2004” ve “OSCE Prin- ciples on Export Controls of” ve “OSCE Principles on Export Controls of MANPADS 2008” gibi pek çok anlaşma yapılmıştır. Ancak buna rağmen en başta verdiğim örnekte olduğu gibi Rus fabrikasında üretilmiş bir Rus MANPAD ile bir Rus uçağı SU-25 düşürülebilmektedir.
ABD hükümeti, MANPADS’in yayılmasını önlemek ve sivil uçakları korumak için üç tür önlem almaya çalışmaktadır. Bunlar küresel ihracat kontrollerini ve şeffaflığı güçlendirmek, MANPADS stoklarının güvenliğini ve dünya çapında imhasını finanse etmek ve karşı tedbirle- re yani kaçma-kurtulma teknolojisine yatırım yapmak. “Öyle ise PYD’nin elinde MANPADS ne geziyor?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu tedbirleri tek tek açalım.
TSK envanterine bugüne kadar girmiş olan MANPADS tutarları şunlardır;
-1994’de 300 adet FIM-43C Redeye
-1985-? 789 adet FIM-43C Redeye
-1992-? 647 adet FIM-92 Stinger
-2004’de 4800 adet FIM-92 Stinger
-1997’de 10 adet Strela-2/SA-7 (Kaynak olarak yararlandığım Brief 47 MANPADS A Terrorist Threat to Civilian Aviation? Dr. Michael Ashkenazi, Princess Mawuena Amuzu, Jan Grebe, Christof Kögler and Marc Kösling’e ait raporda diğerleri için satın alınan ülke Almanya ve ABD yazarken bu 10 adet Rus füzesinin alındığı ülke için “Bilinmiyor” yazmakta idi. Muhtemelen bir şekilde envantere alınan bu 10 adet Rus füzesi deneme ve test amaçlı kullanıldı).
Şimdi birinci madde gereği yani “Küresel ihracat kontrollerini ve şeffaflığı güçlendirmek” kuralı gereğince ABD, Türkiye’deki Stinger depolarını belli zamanlarda Türk ve Amerikan subayların eşliğinde saymaktadır. Tatbikat ve gerçek atışlarda sarf edilen füzelerde ABD’ye bildirilmektedir. Bu egemenliği zedeleyici bir olay gibi gözükse de zannımca hiç de öyle değildir. Milli MANPADS’imizi ürettiğimizde böyle bir zorunluluğumuz olmayacağı gibi ABD malı Stinger konusunda bu şekilde şeffaf olunması bence çok faydalıdır.
Birincisi bu olay bile MANPADS’in ne kadar tehlikeli bir tehdit ve korkulan bir silah sistemi olduğunu göstermektedir. İkinci olarak öyle ki Çeçenistan’da Mi-26 olayında tek seferde 127 kişiyi öldüren bu füze için müttefiklerine bile güvenmemektedir. Burada depolardan sorumlu personelin kişisel görevi kötüye kullanma ihtimali olduğu gibi, devletlerin de ABD aleyhine başka örgütlere verme ihtimali olabilir. Tabi, ki bu uygulamayı ister NATO üyesi olsun ister olmasın dünyada Stinger sattıkları tüm ülkelere yaptıklarını söylememe gerek yok sanırım.
Yani dünya üzerinde onlarca kullanıcı arasında yarın öbür gün Avrupa ortasında bir yolcu uçağında patlayacak Stinger füzesi olayı olursa kendimizi temize çıkarmış oluyoruz ki bazı Avrupa ülkeleri tarafından olağan şüpheli olarak görüleceğimiz için çok mantıklı bir tedbir, her iki taraf için de. Tekrar tüm ülkelerde sayıldığını hatırlatarak aslında bunu şunun için anlattım. Suriye’de ABD’nin MANPADS (Stinger) dağıttığı yalan haberleri ve kim ne zaman nerede gör- müş, söylemiş belli olmayan adı sanı belli olmayan devlet yetkililerine dayanarak verilen sahte istihbarat raporlarını yayınlayan medyamıza cevap vermeye hazırlık olsun diye. Diğeri ise MANPADS’in ülkemiz için ne denli tehdit olduğunu anlatacağım aşağıdaki başlıkların anlaşılması ve dünyanın başına gelecekte daha büyük bela olacağı öngörüme ön açıklama olması için.
Lütfen yanlış anlaşılmasın! Ne burada ne de konuyu değerlendirdiğim başka medya organ- larında hiçbir zaman ABD, Suriye’deki desteklediği gruplara veya dünyanın başka yerinde kimseye asla MANPADS vermez demek istemiyorum. Dikkat ederseniz parantez içinde “Stinger” yazıyordu. Şöyle ki; basınımızda eksik olmayan ABD’nin “PYD/PKK’ye Stinger füzeleri” verdi haberlerini hatırlatmak istiyorum. Tüm gazetelerin Türkiye’nin günlük ve konjonktürel poli- tikalarını desteklemek ve kamuoyu oluşturmak adına yaptığı haberleri anlayışla karşılıyor ve vatan görevi olduğuna inanmak istiyorum. Ancak bazen gerçekleri saptırmak ve yanlış yazmak devlet politikasını veya güncel düşmana inandırmaya yaramaktan çok daha fazla zarar verir. Kaş yapayım derken göz çıkar. Nitekim “Güvenlik uzmanları Stinger füzelerinin PKK/PYD’ye verildiğini söylüyor”la başlayan cümlelere baktığımızda hiçbir devlet resmi raporu, Dışişleri veya İçişleri Bakanlığı açıklaması yok. Hangi güvenlik uzmanı? Nereden duymuş? Ne duymuş? Ayrıntısı ne? Kaç füze? Bunların hiçbiri belli değil!
Fazla uzatmadan hemen bağlamak istiyorum. Maalesef tek bir kaynak değil, birçok gazete aynı mantıksız haberi yapıyor ama bilmedikleri iki şey var. Gerçi diyeceksiniz ki “Ha Stinger vermiş, ha Rus yapımı MANPADS ne fark eder?” Evet bir açıdan öyle. Geçen aylarda ABD senatosundan ABD’nin desteklediği gruplara hava saldırılarına karşı MANPADS temin etme yetkisi verildi. Şimdilik bu sadece yetki. Hemen dağıtacaklar manasına gelmiyor. Yani yarın öbür gün Ukrayna’da savaş şiddetlenip Rus istilasına karşı topyekûn mücadele de başlayabilir ve Afgan savaşındaki gibi Ukraynalı milisler de Stinger ile silahlandırılmak zorunda kalınabilir. Ayrıca Suriye’de PYD’yi yok etmeye karar veren TSK karşısında da bu kart kullanılabilir. Evet, bu bir ihtimal ama şu an sadece ihtimal. Yani ABD’nin tüm köprüleri yıkmasından sonra yapa- cağı ve aşağıda anlatacağım riski alacağı andan sonraki adımı, hamlesi. PKK/PYD elinde Rus yapımı MANPADS’ler olduğu zaten bilinen bir gerçek ve makalenin başında yazdığım gibi bir helikopteri ve 2 personeli bunlarla kaybettik. Ayrıca en az 4-5 yıldır 20 tane MANPADS’in ülke içinde gezdiği defalarca haber yapıldı. Kırsalda tüm hakimiyetinin kaybeden PKK bunları yurt dışına kaçırmış olabilir veya güvenlik güçlerimiz ele geçirmiş olabilir. Ancak Fırat Kalkanı’na kadar Güneydoğu’da helikopterlerimiz ciddi tehdit altında idi ve medyaya yansımayan çok teh- likeler atlattılar, bu da bir gerçek.
Afganistan’a bedava Stinger dağıtan ABD’li senatör Charlie Wilson devri kapanmış olsa da ABD’nin Suriye konusundaki emelleri ve PYD’yi hava saldırılarına karşı koruma düşüncesi bu sitemleri almalarına göz yummasına sebep olabilir. Burada bana ısrarla uzak bir ihtimal gelen SU-25 uçağının düşürülmesindeki gibi ABD üretimi Stinger verme ihtimalinin çok düşük olma- sı. El-Kaide, DAEŞ gibi global örgütlerinin Suriye’de cirit attığı bir ortamda illaki paraya ihtiyacı olan motivasyonu zayıf bir PYD militanı çıkabilir. 3-5 militan, 3-5 ISIS/DAEŞ’li ile yüksek fiyata anlaşıp bir Stinger verdiğini ve bu küçük ve portatif füzenin deniz veya kara yolu ile Avrupa’ya ulaştığını düşünün. Avrupa’nın göbeğinde yoğun bir havaalanının son yaklaşma güzergâhında iki üç katlı evin damında çayını yudumlayan bir teröristin beğendiği bir 747’ye füzeyi ateşleyip lançeri de orada bırakıp kaçtığını hayal edin. İnanın bu kadar basit. Kimse o B-747’yi kurtara- maz. Hadi çift motorlu 737 olsun işi garantiye alalım. Tek motor gitti diyelim. Hatta kanattaki yakıt deposu da zarar görmüşse alana kadar bile yetişemez. Sizi bilmem ama bu sorumluluğu alacak bir ABD başkanı ben tanımıyorum, Trump dahil. Uçağın bir Alman, İngiliz uçağı oldu- ğunu ve lançerin bulunduğunu da farz ederseniz inanın Trump’un son icraatı olur.
Bu yüzden yukarıda bahsettiğim medyamızda çıkan haberlere Suriye’de PYD ile ilgili haberlere hep temkinli yaklaşıyorum. Rus Su-25 uçağının Rus muhalifi bir örgüt tarafından Rus MANPADS’i ile düşürülmesi, Rus fabrikasından çıkan silahın nihai kullanıcı olarak bir örgü- tün eline geçmesi Rusya açısından utanç verici olsa da yukarıda bu sebepleler anlattığım dünya üzerindeki (Libya gibi) kaçaklardan dolayı Rusya’nın yapacağı bir şey de olmayabilir. Ayrıca bu CIA’in bir operasyon başarısı da olabilir. Yani örgütün teminine zemin hazırlamış veya direk vermiş de olabilir.
Sonuç olarak PYD’ye zırhlı tekerlekli araç dahi verdiği basına yansıyan ABD’nin, V-22 uçaklarının silah taşıma görüntülerini cep telefonlarına yakalandığı günümüzde, ABD yönetiminin, PKK’nın kuzeni PYD’ye her türlü modern silahı verdiğini söylemek için istih- baratçı / güvenlik uzmanı olmaya gerek yok. Ancak Rusya ve Çin’den kolaylıkla temin edilen MANPADS’ler için ABD’nin üstelik bir NATO ülkesinin sınırları içinde faaliyet gösteren bir terör örgütüne vermesi düşünülemez, buna gerek de duymaz. Rus silahlarının Stinger’den geri kalır yanı yok hatta pek çoklarına göre SA-25 mudali olmayan bir MANPADS. PKK/PYD zaten SA-14/16/18 gibi Rus menşeili MANPADS temin ediyor ve ABD’de bütün dünya gibi bunu biliyor ve ses çıkarmıyor olabileceği gibi bizzat yol gösteriyor da olabilir.
Dünya üzerinde salt askeri/ teknik yöntemlerle MANPADS’leri %100 durdurma imkânı henüz bulunmamaktadır. Peki, ülkelerin gizliden silah ticareti yaptığı bilinirken, neden MAN- PADS satmayı tercih etmezler? Hangi devlet başkanı bunun riskini alır? Bu silahı kendilerine karşı kullanılma ihtimali varken. Örneğin, diyelim ki Almanya, PKK’ya MANPADS verdi ve bir PKK’lı da çok parayı görünce gizlice DAEŞ’li birine sattı. Alman füzesi Londra’da patlayınca ne olur sizce?
AH-1W Super Cobra Helikopterimizin Düşürülmesi Üzerine 13.05.2016 tarihinde düşürülmesi ile ilgili olarak Genel Kurmay Başkanlığından yapılan açıklamada helikopterimizin PKK’nın kullandığı Igla füzesi tarafından düşürüldüğünün de- ğerlendirildiği yazmakta idi. Zaten web’deki videodan da anlaşılıyordu. Ancak anlamadığımız olay; ASELSAN-HEWS sisteminin neden çalışmadığıydı. Çünkü pilotun füzeyi görmediği ve hiçbir kaçınma manevrası yapmadığı ve “flare” atmadığı görülmekteydi. Konunun anlaşılması açısından alternatiflere gelince sadece tahminden ibaret olarak;
Füzenin, helikopter çok alçakta hoverdayken ateşlenmesi sonucu sistem geç gördüğünden pilota manevra süresi kalmamış olabilir.
Sistemin arıza yapması da ihtimal dahilinde olsa da diğer bir ihtimal de acil kalkış yapmak zorunda kalmış olabilme ihtimaline binaen flare’ler yüklenmeden kalkmasından dolayı sistemin kapalı olması veya flare olmadığından atamaması.
Bu teorilere rağmen kulislere yansıyan ve IDEF-17 fuarında duyduğuma göre füze dik açı ile aşağıdan geldiği için daha çok helikopterin çevresine 360 derece yerleştirilen kızılötesi füze ikaz alıcılarının alt tarafta ölü bölge bırakması ve füzenin şans eseri bu bölgeden yaklaşması üzerine HEWS sisteminin hiç devreye girmemesi. Bu teori, pilotlarımızın neden kaçınma manevrası yapmadığını da açıklıyor. Çünkü şehitlerimizin füzeden hiç haberi olmamıştı. Nitekim olay sonrası helikopterler üzerinde tekrar projelendirme yapılarak alt taraftaki ölü bölgelere de alıcılar takılmış.
Ancak şunu söyleyeyim ki sadece bizim için geçerli değil tabii ki tüm ordular için geçerli olan bir kural var. O da MANPADS’den kurtulmanın etkili bir yolu olmadığıdır. En etkili yöntem, karşı tarafa atış şansı vermemektir. İşte TSK bunu öğrenmiş ve başarmıştır. Oysa Afganistan’da dağların tepelerinden uçan Ruslar bunu öğrenene kadar onlarca helikopter kaybetmiştir. Ne derece öğrendiklerini de bilemiyorum.
5 Nisan’da Suriye’deki muhaliflerin bir Suriye SU-22 Fitter savaş uçağını, SA-18 ile aynı aileden gelen 9K310 Igla-1 füzesi ile düşürdüğü haberleri basına yansımıştı. Dolayısı ile helikopterimizi vuran bu SA-18’in Esed rejiminin yağmalanan SA-18 depolarından ele geçirilen füzeler olma ihtimali de çok yüksektir.
Geçmişte yüksek gerilim hatlarındaki elektrik tellerine çarpan helikopter kazaları oldu. Yanılmıyorsam bugüne kadar 3-5 tane oldu. Neden yüksek irtifa dururken alçaktan uçarak ara sıra yüksek gerilim hatlarına çarpıyorlar, hiç düşündünüz mü? Hatta İzmir Kara Havacılık Alayın’daki helikopterler bile eğitim ve normal görevlerde şehir üzeri hariç 20-30 metreden uçuyorlar. İşte bunun tek sebebi, alçak uçuş kabiliyetlerini yitirmemek. Alçak uçuşun sebe- bi ise hafif silah ateşine maruz kalmamaktan ziyade MANPADS tehdidi. Yani Güneydoğu’da yıllarca bol bol bulunan ve şimdi TMO operasyonlarında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de olan şey. Yüksek irtifadan uçan bir helikopteri size yaklaşmadan çok önce görebilirsiniz. Füzenizin güç ünitesini açıp, sistemini çalıştırıp, omuzunuza alıp, yardımcı arkadaşınızı çağırıp, nişan alıp, füze arayıcı başlığın helikopterin yaydığı ısıyı algılayıp kilitlenmesini bekleyip, helikopter menzile girince ateşlemeniz gerekir ki buna zamanınız kalır. MANPADS eğitimi zor bir eğitim de değildir. Zaten bu füzeleri tehlikeli yapan diğer bir unsur da budur. EYP uzmanı veya Sniper olmaktan çok çok daha kolaydır.
Fakat eğer helikopter, Güneydoğu’daki kahraman kara havacılarımızın yıllar- dır yaptığı gibi çok alçaktan uçuyorsa siz onu görüp veya duyunca füzenizi hazırlayıp nişan alana kadar o üzerinizden geçmiş ve menzilinizden çıkmış olur. Hatta füze takılı olsa bile sistemi siz açıp ateşe hazır olana kadar yani 1 dakika bile geçmeden geçip gitmiş olur. Hele vadide iseniz yani düz ovada değilseniz hiç şansınız yok demektir. Bu bir savaş helikopteri ise çoktan size ateş ediyor, genel maksat helikopteri ise basıp gitmiştir. Daha da ilerisi eğer rüzgâr orta şiddette ve helikopterin geliş istikametine ters esiyorsa siz daha sesini duyamadan üzerinizden geçmiş olacaktır.
Bu amaçla gece uçuşlarının azaltılması, şüpheli arazilerden geçerken teknisyenler tarafından yan taraftan şüpheli araziye caydırma ateşi açılması vb. çeşitli yöntemlerin uygulandığını duyuyoruz.
TSK tarihindeki acı MANPADS vakaları da şunlardır ve tamamı terör örgütü PKK tarafından yapılmıştır;
-80’li yıllarda (Maalesef bilgisine ulaşmadım 86-87 olarak hatırlıyorum. Ancak uzun süre medyada haber olduğu için çok net hatırlıyorum) Kuzey Irak’ta düzenlenen bir harekât sırasında içinde çoğunluğu harekatın planlayıcıları olduğu söylenen subayların olduğu bir ge- nel maksat helikopteri, Rus yapımı MANPADS kullanan PKK’lar tarafından düşürüldü. Olay anında kaza-kırım geçiren helikopter personeli sert inişten sonra çatışma çıkması üzerine karşılık verdi. Yaralıları, mürettebatı kurtarmaya giden diğer genel maksat helikopteri de vuruldu. TSK tarihinin ilk MANPADS vakası olan bu olaydan sonra Yunanistan’a ciddi tepkiler oldu. Sınır ötesinde olduğu için ulaşma imkânı olmayan iki helikopter personeli de kısa sürede şehit olmuştu. İstihbarat birimlerinin bildirdiğine göre ve o zaman gazetelere yansıyanlara göre PKK, bu füzeleri Yunanistan’dan temin etmişti. O yıllarda PKK’nın Yunanistan’da eğitim merkezleri/kampları olduğu bilenen bir gerçek idi.
-6 Mart 1999’da Puma genel maksat helikopteri yine Rus yapımı olduğu değerlendirilen bir füze ile düşürüldü.
-18 Mayıs 1997: Hakkâri ili Çukurca ilçesi güneyinde PKK terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen bir İç Güvenlik Operasyonuna hava desteği sağlayan bir AH-1W Super Cobra, te- röristler tarafından fırlatılan SA-7B Strela-2M (Rus) füzesiyle düşürüldü. Olayda Kara Pilot Kıdemli Üsteğmen Bülent Öztürk ve Kara Pilot Üsteğmen Mehmet Işıkal şehit oldu.
-Bu olaydan iki gün sonra 20 Mayıs 1997’de AS532 Cougar helikopteri aynı tip füze ile düşürüldü.
-24 Şubat 2008: tarihinde Irak’ın kuzeyinde PKK terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen Güneş Harekâtına hava desteği sağlayan bir AH-W Super Cobra, hover durumunda iken teröristler tarafından fırlatılan bir RPG-7 roketinin kuyruğuna isabet etmesi nedeniyle düş- tü. Olayda Kara Pilot Yüzbaşı Tekin Işık ve Kara Pilot Üsteğmen Gürcan Ulucan şehit oldu. RGP-7 MANPADS değil tanksavar ancak onun gibi kullanıldı. Ancak bu olayda diğer bir helikopterin de dağlar arasındaki mağaraya raylı sistemle saklanmış Doçka uçaksavar tarafından düşürüldüğü söylenmişti. Dolayısı ile düşen helikopter 1 tane mi, 2 tane mi yoksa RPG-7 değil sadece 1 adet uçaksavar ile mi düşürüldü tam emin değilim.
QW-19 (Çin)
MANPADS dünyasındaki en yeni füze, Çin Havacılık Bilimi Endüstrisi Kurumu CASIC’ın Air Show Çin 2014’te sergilediği en son model olan QW-19’dur. Önceki QW-18 tasarımına çok benzer olmakla birlikte birkaç farklılık vardır. QW-19 önceki modellerden farklı olarak yeni bir dijital arayıcıyı kullanıyormuş. Füzenin kızılötesi (IR) arayıcısı hem hedefi bulma hem de kilitlenme konusunda daha iyi performans sağlayan yeni çift bantlı bir görüntüleme arayıcısına sahip. Bu gelişme, bir dizi ülkenin hava-hava füzesinde görülen tasarımdaki gelişmeleri benzerini/türünü yansıtmaktadır.
Son olarak MANPADS konusunda milli füzemizi geliştirirken diğer taraftan kurtulma yöntemlerini ve karşı tedbir teknolojilerini geliştirmeliyiz. Burada çok önemli bir konu olan pilotaj eğitimini veya eğitimin ilgili kısımlarını çok iyi öğretmeli. Özellikle yurt içinde terör örgütünün elindeki MANPADS imkânı ve envanteri hakkında sürekli güncel istihbaratın sağlanmasının hayati önemi vardır. Özellikle lokasyon ve adet bilgisi %100 çaresi olmayan bu silah sistemine karşı en etkili yöntemdir. Uçuş rotalarının ve TMO’ların planlanmasının buna göre yapılması gerekmektedir.
Hakan Kılıç kimdir?
Dokuz Eylül Üni. İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi bölümünü mezunu Hakan Kılıç, ortaokul yıllarından beri ilgili duyduğu Savunma Sanayi, Askeri Havacılık, Balistik Füzeler ve Bal. Füze Savunma Sistemleri üzerine araştırmalar yapmakta ve bu konularda web ve yazılı basında yayınlanmış çok sayıda makalesi ve konferansları bulunmaktadır.
Halen www.kokpit.aero havacılık sitesinin yazarlarından olup çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanmaktadır.
Kaynak: Bilimevi Dış Politika Dergisi, Sayı 5