Yuvarlak Masa Toplantıları

Kürt milliyetçiliğinin tarihi serancamı

Aynur Erdoğan - Dünya Bülteni / DÜBAM

Kürt meselesi olarak gündeme oturan sorunun hiç şüphesiz çeşitli boyutları var. En çok terör boyutu tartışma konusu yapılsa da ulusal ve uluslararası faktörlerin devreye girmesiyle karmaşık bir hal alan bu boyutun toplumsal unsurlara ulaşmasında Kürt milliyetçiliğinin etkili olduğu görülüyor. Bu zaviyeden bakınca teröre dönüşen silahlı mücadelenin mi Kürt milliyetçiliğinden doğduğu yoksa bu mücadelenin insan unsurunu devşirmek için bizzat Kürt milliyetçiliğini mi beslediği sorusu önem kazanıyor. Bu noktada Kürt milliyetçiliğinin hangi tarihi koşullarda ve süreçlerde doğduğu meselesinin üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

Silahlı mücadele ve teröre dönüşen kanadından dolayı bu toplumsal hareket farklı bir kategoride değerlendirilse de, örneğin Türk milliyetçiliğinin ortaya çıkış koşullarıyla ve ideolojik serencamıyla karşılaştırıldığında, bu iki milliyetçilik türü arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların ortaya konması bugün çözüm bekleyen birçok sorun için ön açıcı olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi ve ideolojisi olan ve aynı zamanda 12 Eylül darbesiyle birlikte Türk-İslam sentezine evrilen Türk milliyetçiliğinin Kemalizm’le olan göbek bağının karşısında, en çok da bu milliyetçiliğe ve uygulamalarına tepki olarak doğan Kürt milliyetçiliği, Marksist ve sol düşünceye yakın bir karaktere sahip. Türk milliyetçiliğinin kendisine “mukeddesatçı” bir muhteva edinmesi geniş kitleler tarafından kabul görmesini sağlarken Kürt milliyetçiliğinin katı seküler yapısı bu tür bir toplumsallığa engel oldu. Ancak son zamanlarda benzer bir mukeddesatçılığın ve muhafazakarlığın Kürt milliyetçiliğinde de bir eğilim olarak belirmeye başladığının altı çizilmeli.

Bugün gelinen noktada halkların birlikte yaşama problemi bulunmasa da mevcut siyasi paradigmanın bu birlikte yaşama bir zemin tesis edemediği görülüyor. Çözüm sürecine hakim olan liberal özgürlük ve eşitlik söyleminin yeterince toplumsal karşılık bulmadığı dillendirilen çekinceler arasında. Bu noktada birlikte yaşamın siyasi zemininin tek referans kaynağı, tarihi geçmiş ve halkların ortak değerleri olarak öne çıkıyor. Ancak bu referanslara sağlıklı bir şekilde gönderme yapabilecek ve bunları çözüm yolları olarak formüle edebilecek yönetim geleneğinin tükenmiş olması en büyük sorun olarak karşımızda.

Toplantıda bu sorunsallar çerçevesinde Kürt milliyetçiliği ele alındı ve çözüm yolları için öneriler de içeren zengin bir fikri birikim derli toplu bir şekilde ortaya kondu. Konuya farklı açılardan bakan üç önemli konuğumuz vardı: Doç. Dr. Mustafa Tekin (İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi), Mahmut Akyürekli (araştırmacı-yazar) ve Müfid Yüksel (araştırmacı-sosyolog).

Toplantı kayıtlarının konu üzerine düşünen, politika üretenlere faydalı olmasını ve yeni soruların oluşturulmasına, tartışmanın boyutlandırılmasına katkıda bulunmasını ümit ediyoruz.

TOPLANTI METNİ