Olaylar

Kulüp dizisi hangi yılları anlatıyor? 6-7 Eylül olayları ne zaman oldu?

Kulüp dizisi hangi yılları anlatıyor, 6-7 Eylül olayları ne zaman gerçekleşti. Yakın tarihimizin önemli gelişmelerinden biri 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olaylarıydı.  O günden bu güne üzerine çok şeyler yazılmış olsa da hala açıklığa kavuşmamış olaylardan biri olarak önümüzde durmaktadır.

KULÜP DİZİSİ HANGİ YILLARI ANLATIYOR?

Netflix'te şimdilerde gündem olan "Kulüp İstanbul" isimli dizinin ikinci sezonu 6-7 Eylül olaylarından sonraki dönemi anlatsa da ilk bölümü olayların yaşandığı günleri anlatıyor. Dizi İstanbul'daki Yahudi toplumunun o günkü şartlarda neler yaşadığına dair bilgiler veriyor. Peki, 6-7 Eylül olayları tam olarek nedir, kimler ve nasıl tertipledi? 

O GÜN NELER YAŞANDI?

1955 yılı Kıbrıs meselesinin gündemde ağırlıklı olarak yerini aldığı bir yıldıydı. Kıbrıs’ta Rumlar Türklere karşı her geçen gün artan terör hareketlerine başvurmakta ve olaylar çıkarmaktaydılar. Adada yaşanan bu gelişmeler Türkiye’deki gazetelerin manşet haberleri olarak verilmekte rahatsızlık topluma yayılmaktaydı. Adada Rumların Türklere yaptıkları eziyet ve haberlerin Türkiye’de sebep olduğu infial Türkiye’de yaşayan  Rumlara karşı da  tepkinin oluşmasına sebep oldu. İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesinin Kıbrıs’ta yaşananlara karşı herhangi bir tepki göstermemesi ve bunun gazetelerde sıkça işlenmesi hatta Kıbrıs’taki teröre destek olduğu yolundaki yayınlar ülkedeki atmosferi gitgide daha ağır hale getirdi. Hürriyet' gazetesi manşetten verdiği haberde  ‘İstanbul'daki Rum azınlığın aralarında bağış toplayarak Kıbrıs Rum çetelerine gönderdiğini’  yazıyordu. Gazetelerdeki bu haberler özellikle İstanbul ve İzmir’de yaşayan gayrimüslim vatandaşların tedirginlikleri de artırmaya başladı. Gazetelerde “Rum vatandaşların yersiz ve boş telaşları”, “hadise çıkacağını zannedenler dün dükkânlarını kapadılar” şeklinde haberler gerginliğin hangi boyutlara vardığını göstermekle beraber sanki önceden olacakları da haber veriliyordu.

Rumlara ait işyerleri yağmalandı

Ülke içinde atmosfer bu şekildeyken Dışişleri yetkilileri Londra'da Kıbrıs temaslarına devam ediyordu. Olayların çıkmasına sebep olan haber ise 6 Eylül günü saat 13:00’te radyolardan verildi.  ‘Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı.’  20 bin tirajı olan İstanbul Ekspres gazetesi ikinci baskı yaparak 290 bin baskı yapmış, Kıbrıs Türktür cemiyetinin üyeleri tarafından herkese dağıtılmaya başlanmıştı. Haber hızla yayılarak ülkede büyük bir infiale sebep oldu. İstanbul ve İzmir’de günlerden beri artan gerginlik Rum azınlıklara yönelik bir saldırıya dönüştü. Rum nüfusunun yoğun olarak yaşadığı İstanbul’da ise yağma,tahrip ve saldırı çapı oldukça büyük oldu. Birkaç saat içinde binlerce insan Rum azınlıklara ait yerleri yağmaladılar. Taksim,Beyoğlu bölgesine kamyonlarla taşlar, sopalar taşındı. 6 ve 7 Eylül günü  İstanbul yağma edildi. Rumların.Ermenileri.Yahudilerin dükkanları evleri yağmalandı. 16 kişi öldü, tespitlere göre 4 bin 214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5 bin 317 mekân saldırıya uğradı.

6-7 EYLÜL OLAYLARINI KİMLER TERTİP ETTİ?

6-7 Eylül olayları tarihimizdeki henüz açıklığa kavuşmamış konulardan biridir. 1955 yılından itibaren Kıbrıs meselesi yoğun bir şekilde gündemdedir. Demokrat Parti hükümeti Londra’da Kıbrıs meselesini müzakere etmektedir. Türkiye kamuoyunun hassasiyetinin gösterilmesi noktasında Kıbrıs Türktür Cemiyetinin faaliyetlerine göz yumduğu ve bu şekilde elini güçlendirmek istediği iddiaları ön plana çıkmıştır. Doğrusu Demokrat Partinin azınlık vatandaşlarına yönelik herhangi bir ayrımcı politikası olmamıştı. Bu noktadan değerlendirildiğinde yağmalama, tahrip etme gibi bir kalkışmayı tertip ettiğini ifade etmek tutarlı değildir. Ancak olayların öncesinde ve olayın yaşandığı günlerde dönemin yöneticilerinin yeterli önlem almadığı da genel kanaattir.

6-7 Eylül'de çıkan olayların dönenim Özel Harp Dairesi tarafından tertip edildiği de uzun yıllar iddia edildi. Özel Harp Dairesi, 1952 yılında Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde oluşturulmuştu. NATO işbirliği çerçevesinde soğuk savaşın şartlarında kurulan bu dairenin görevi komünist rejimin ülkeye sızmasına karşı önlemler almak, toplumu psikolojik harekatlar ile yönlendirmekti. Türk Gladyosu  olarak da ifade edilen Özel Harp Dairesinin o tarihlerde başkanlığını yapan General Sabri Yirmibeşoğlu yakın tarihlerde gazeteci Fatih Güllapoğlu’na  verdiği bir röportajda o günlerde  yaşananları şöyle anlatıyordu:

-  Bak ben sana bir örnek daha vereyim. 1974’deki Kıbrıs Harekâtı. Eğer Ö.H.D. olmasaydı, o harekât, yani iki harekât da o kadar başarılı olabilir miydi? Harekât başlamadan önce Özel Harp Dairesi devredeydi. Adaya, bankacı, gazeteci, memur görüntüsü altında Özel Harp Dairesi elemanları gönderildi ve bu arkadaşlarımız, adadaki sivil direnişi örgütlediler, halkı bilinçlendirdiler. Silahları 10 tonluk küçük teknelerle adaya soktular. Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele al..

-Pardon Paşam anlamadım. 6-7 Eylül olayları mı?

-Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı.

Emekli General Sabri Yirmibeşoğlu'nun bu ifadeleri  (her ne kadar sonradan reddetmiş olsa da)   olayların Özel Harp Dairesi tarafından tertip edildiği yönündeki iddiayı kuvvetlendirdi.

 Rumlar ülkeyi terk etmeye başladı

Olayları kimin tertip ettiği kesin bir şekilde açıklığa kavuşmamış olsa da bildiğimiz birşeyler. O da 6-7 Eylül günlerinin Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden biri olduğudur. 7 Eylül'de sıkıyönetimin ilanından sonra binlerce insan tutuklandı.Olayların çıkmasında ve olaylar sırasında önemli rol üstlenmiş olan Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin tüm şubeleri kapatıldı.Basına bazı yasaklar getirildi. Halkı kışkırtıcı birbirine düşürücü nitelikte yazılar yazmamaları konusunda uyarıldılar. Ayrıca birçok gazete sıkıyönetim komutanlığınca olayları kışkırttığı gerekçesiyle kapatıldı.

Bu olaylar Türkiye’de devletin bir kısım vatandaşlarını diğer vatandaşların saldırısından koruyamadığı veya istediğinde korumadığını gösterdi.  Azınlıkların devletle olan bağlarını kopardı. Bu olayların ardından binlerce Rum Türkiye'den göç etmeye başladı. Bu gelişme ekonomik anlamda Türkiye Cumhuriyetinde önemli bir ağırlığı bulunan Rumların etkisini zayıflatırken Türklerin etkisini artırdı. Sermayenin el değiştirmesini beraberinde getirdi.