İran, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sürecinde sivil havacılık kapasitesini korumak amacıyla hava filosunun bir bölümünü ülke dışına taşıdığını ilk kez resmen doğruladı. İran Sivil Havacılık Kurumu Başkanı Ebuzer Şirudi, savaşın başlamasının hemen ardından 36 uçağın yabancı ülkelerdeki havaalanlarına aktarılması için özel izinler verildiğini ve planın önemli ölçüde uygulandığını açıkladı.
Şirudi, operasyon kapsamında kaç uçağın fiilen yurt dışına çıkarıldığına ve hangi ülkelerde konuşlandırıldığına ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Açıklama, savaş boyunca İran hava sahasında yaşanan hareketliliğe ilişkin daha önce gündeme gelen iddiaları yeniden gündeme taşıdı.
SAVAŞIN ARDINDAN YENİDEN KONUŞLANDIRMA PLANI DEVREYE ALINDI
İranlı yetkili, ABD ve İsrail saldırılarının başlamasının ardından yalnızca uçuşların durdurulmadığını, aynı zamanda sivil havacılık altyapısını korumaya yönelik kapsamlı bir yeniden konuşlandırma planının hayata geçirildiğini belirtti.
Plan kapsamında sivil uçakların yanı sıra bazı kritik havacılık unsurlarının da ülke içinde ve dışında daha güvenli noktalara taşındığı ifade edildi. Operasyonun, savaş koşullarında ulaşım ağının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği kaydedildi.
PAKİSTAN İDDİALARI YENİDEN GÜNDEMDE
Şirudi'nin açıklamaları, daha önce Amerikan basınında yer alan bazı haberleri de yeniden gündeme getirdi.
Mayıs ayında CBS News tarafından yayımlanan haberde, İran'a ait bazı uçakların Pakistan'ın Rawalpindi kentindeki Nur Khan Hava Üssü'ne gönderildiği öne sürülmüştü. Amerikan kaynakları, uçakların olası saldırılardan korunmak amacıyla burada tutulduğunu iddia etmişti.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu haberleri "abartılı ve yanıltıcı" olarak nitelendirmiş, ancak İran uçaklarının ülkede bulunduğuna ilişkin iddiaları açık şekilde yalanlamamıştı.
DAĞITILMIŞ SAVUNMA STRATEJİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Batılı savunma çevreleri, İran'ın savaş sürecinde yalnızca askeri unsurlarını değil, sivil havacılık kapasitesini de korumaya çalıştığı değerlendirmesinde bulundu.
Fransız ve İngiliz güvenlik raporlarında, İran'ın uzun süredir uyguladığı "dağıtılmış savunma" doktrininin savaş sırasında havacılık sektörüne de uyarlandığı belirtildi. Değerlendirmelerde, stratejik varlıkların farklı noktalara dağıtılarak olası saldırılardan kaynaklanabilecek risklerin azaltılmasının hedeflendiği ifade edildi.
"İLK HEDEF HAVACILIK ALTYAPISIYDI"
Şirudi, savaşın ilk günlerinden itibaren ABD ve İsrail'in İran'ın havacılık altyapısını hedef aldığını ileri sürdü.
İranlı yetkili, sürecin ilk örneklerinden birinin Buşehr Havalimanı'nda bulunan İran'a ait bir Airbus yolcu uçağının vurulması olduğunu savundu. İran medyası olayı sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit olarak değerlendirirken, Batılı kaynaklarda olayın ayrıntılarına ilişkin farklı yorumlar yer aldı.
133 UÇAK ÜLKE İÇİNDE BAŞKA NOKTALARA NAKLEDİLDİ
Şirudi'nin verdiği bilgilere göre savaş sırasında yalnızca uluslararası tahliye planları uygulanmadı. Tahran ve Mehrabad havalimanlarında bulunan toplam 133 uçak da ülke içindeki farklı havaalanlarına taşındı.
Savunma çevreleri tarafından söz konusu operasyonun İran'ın son yıllarda gerçekleştirdiği en büyük sivil havacılık yeniden konuşlandırma faaliyetlerinden biri olduğu değerlendiriliyor. Operasyonun İran Genelkurmayı ve hava savunma birimleriyle koordineli şekilde yürütüldüğü bildirildi.
HAVA TRAFİĞİ YENİDEN DÜZENLENDİ
Savaş süresince İran hava sahasını kullanan çok sayıda uluslararası uçuş alternatif güzergâhlara yönlendirildi. Körfez bölgesindeki bazı hava koridorları ise geçici olarak kapatıldı.
Uluslararası havacılık kuruluşlarının raporlarında, bu dönemin son yılların en karmaşık hava trafik yönetimi süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçtiği belirtildi.
KÖRFEZ SAVAŞI'NIN GÖLGESİNDE TARİHİ BENZERLİK
Yaşanan gelişmeler, 1991 Körfez Savaşı sırasında Irak'ın aldığı kararı da yeniden gündeme taşıdı. Saddam Hüseyin yönetimi, dönemin savaş koşullarında çok sayıda savaş uçağını Amerikan bombardımanından korumak amacıyla İran'a göndermişti.
Savaş sonrasında İran yönetimi söz konusu uçakların büyük bölümünü iade etmemiş ve bunları İran-Irak Savaşı'nın tazminatı olarak değerlendirdiğini açıklamıştı. İran'ın bugün kendi uçaklarını yabancı ülkelere yönlendirmesi, bölgedeki bazı gözlemciler tarafından geçmişte yaşanan olayla karşılaştırılıyor.
SİVİL HAVACILIK KAPASİTESİNİ KORUMA HEDEFİ
Uzmanlar, İran'ın aldığı kararın temel amacının yalnızca uçakları korumak olmadığını belirtiyor. Değerlendirmelere göre Tahran yönetimi, savaş sonrasında ülkenin sivil ulaşım ağının işlemesini sürdürmek, ekonomik bağlantıları korumak ve olası bir havacılık krizinin önüne geçmek amacıyla bu adımı attı.
Operasyonun, askeri bir önlem olmanın yanı sıra devletin ulaşım ve lojistik kapasitesini muhafaza etmeye yönelik stratejik bir tedbir olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. İran'ın süreçte hangi ülkelerden destek aldığı ise açıklanmış değil.