GENEL

İlber Ortaylı Seyahatnamesi adlı eserde en çok görülmesi gereken yerler hangileridir?

“İlber Ortaylı Seyahatnamesi” adlı eserde en çok görülmesi gereken yerler hangileridir? “İlber Ortaylı Seyahatnamesi” adlı eserden bu yerleri sizler için derledik. İşte detaylar… İlber Ortaylı’nın Seyahatnamesi’nden En Çok Görülmesi Gereken Yerler Gençliğinden, hatta çocukluğundan beri seyahat etmeyi seven İlber Ortaylı, harita üzerinde belirlediği yerlere gitmenin kendisini ne kadar mutlu ettiğini anlatıyor. Tarih öğrenirken okumak kadar dilin, coğrafyanın, seyahatlerin de önemini vurgulayan ünlü tarihçi bu kitabında kadim topraklara işaret ediyor.

BOSNA HERSEK “İnsan bunaldığı zaman Bosna'ya gitmeli. İslamiyet'in en hoş yaşandığı yer orasıdır. Saraybosna'da Müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiş. Ezan, yalın insan sesiyle okunur orada. Dünya hakkında ümit verici bir yerdir Bosna.”

ENDÜLÜS "İspanya'da her dine mensup devlet adamları olmuştur. Ortaçağ Yahudi kültürünün en önemli eserlerini veren İbn-i Meymun (Maimonides) burada yetişmiştir. Sinagoglar Orta Çağ Yahudi mimarisinin harika örnekleriyle doludur. İspanya, büyük tabip İbn-i Sina, tasavvufun büyük müridi İbn-i Arabi gibi büyük adamların yurdudur. Sosyologların parlak hocası İbn-i Haldun'un da kökleri buradadır. Endülüs, İbn-i Arabi'yi çıkaracak kadar mistik, tasavvufun öncüsüydü ama diğer taraftan bütün dinleri ve âdetleri inceleyecek ve öğrenecek kadar da açıktı. Bu toplum, İbn-i Rüşd'ü ve Yahudi bilgin-düşünür Maimonides'i aynı şehirde, Romalı Seneca'nın Kurtuba'sında ortaya çıkarmıştır"

İRAN "İran’ı gezmeye İsfahan'dan başlayın. Görülmesi gereken ilk hat Tebriz-İsfahan hattıdır. İkinci hat ise Tahran'dan başlayan ve İsfahan'a giden hattır. Kaşan, Kum sonra Yezd görülür. Eski İran'ı görmek isteyenler Şiraz’ı görmelidir. İranlılar, şehirlerini bozmaz. Kültürlerini koruyanları severim ben. Unuttuğumuz Türkçenin kökü oradadır, Türkçe konuşurlar. Aydın bir halktır. Bu yönüyle şiir ve tarihten uzak yaşayan bizim yeni nesillerden çok farklıdır İran.

İSPANYA "Hayallerdeki eski Avrupa Barselona'da yaşıyor. Katalonya için İspanya'nın içindeki Akdeniz derler ama Akdeniz limanlarında görülen çapaçulluk burada görünmez. 50-60 yaşındaki çiftlerin hafta sonları belirli dans kulüpleri önünde kuyruk oluşturmaları bizim alışık olmadığımız görüntülerdir"

İSRAİL "Bu küçük coğrafya, Ortadoğu'nun en yoğun kesiti ve sorunların çözülmezliğinin en iyi ifadesidir. En ilginç mimari eserler, hayat kavgasını ifade eden alelacele inşa edilmiş çirkin yapılar, yeşillik ve tabiat güzelliği yanında depo, fabrika, siloların getirdiği çevre kirliliği, İsrail’de bir aradadır. İnsanı her an iki bin yıl geriye götürüp sonra tekrar zamanımıza getiren böyle bir zihinsel mekanizma dünyanın hiçbir yerinde oluşturulamaz"

İTALYA "Ben İtalya'yı, şehirlerden de Roma'yı severim. Küçük bir şehir olan Siena'yı da severim. Venedik'in çok yakınındaki Padova'yı da dinlenmek ve okumak için severim. Venedik'te yaşanmaz ama Padova sakindir. İtalya'nın şehirleri sıcaktır.”

JAPONYA "Japon milleti müze düşkünüdür; gerçi ülkelerinin zengin ve eski bir tarihi var ama bu daha çok tahrip edilmiş bir tarihi çevredir. Japon sanatçılar mimaride de heykelde de ahşabı çok kullanmışlar. Onun için Çinlilerde olduğu gibi her köşede 2 bin yıllık bir heykel, her tepede bin yıllık bir mabet ve pagoda yükselmiyor. Japonya bazı "ilk"lerin ülkesidir. Örneğin yeryüzünde bugüne kadar bilinen ilk seramik Japon adalarında imal edilmiştir. Yeryüzünde okuma-yazmanın yaygın olarak gerçekleştiği ilk ülke Japonya’dır"

MACARİSTAN "Macaristan, Avrupa'nın özgün ve köklü bir ülkesidir. Macarlar, zihniyetleri itibarıyla ilginç bir halktır. Bu millet, Volga-Oka boyundaki Başkırlara, İskandinavya'daki Finlilere ve Baltık'taki Estonlara kadar akrabalık ilişkileriyle bağlıdır. Buda ve bilhassa Peşte tarafının bütün binaları 19. asırdaki özelliklerini korur. Budapeşte de Barselona gibi, hatta ondan daha çarpıcı ve muhteşem bir biçimde her binasıyla ayrı bir üslubu ve dünyayı temsil ediyor. Budapeşte kafamı dinlediğim, hayat için planlar yaptığım yerdir. Buda ya da Budin'de hâlâ çok iyi kitapçılar var. Prag, müzik şehridir. Kültürlü insanların olmadığı bir şehrin karakteri olmaz. Kasaba kütüphanesinde birinci sınıf kütüphaneci varsa güzeldir o şehir"

MAKEDONYA "Etnik bakımdan renkli olan Balkan ülkelerinin içinde en renklisi Makedonyadır. Milliyetler deposudur burası. Büyük İskender, Justinyen, Mustafa Kemal gibi komutanlar ve devlet adamlarını yetiştiren Makedonya'nın tarihine sahip çıkması, özgün kişiliğini koruması için komşularının ve Avrupa'nın da gayret göstermesi gerekiyor"

RUSYA " Küçük Volga şehirlerini severim. Mesela Yaroslav, şüphesiz Moskova'nın o büyük curcunasını ve kendine has yönlerini seversiniz ama orada gezmek değil yaşamak güzeldir. Petersburg bambaşkadır tabii "

SELANİK "Bugün bir Yunan şehri olan Selanik, Makedonya'nın başkentiydi. Osmanlı onu Mart 1430'da Venediklilerden almıştı. Katolik kilisesinin zulmü altında inleyen yerli halk bu fetihten hiç de şikayetçi görünmüyordu"

SEMERKANT "İnanılmaz bir Orta Çağ medeniyeti olan Semerkant’ın benzeri hiçbir yerde yok. Kalmış, korunmuş. Avlu içinde kerpiç evler sade ve sakin. Özellikle Semerkant, Buhara ve Taşkent'te gökdelen göremezsiniz. Geceleri Semerkant'taki Registan Meydanı'nda oturmalısınız. Ateş seyretmek gibi bir şey, büyüleyici. Tefekküre dalıp hayal kuruyorsunuz"

SURİYE "Suriye, tarihsel süreç içerisinde önemli bir coğrafyayı kapsar; fakat o Suriye bugünkü Suriye’den daha büyük bir bölgedir. Şam, İslam dünyası için Mekke, Medine ve Kudüs'ten sonra gelen önemli bir şehirdir yani Şam-ı Şerif'tir. Şam ve Suriye bizim tarihimizin hem klasik dönemde hem de 19. yüzyılda en ilginç olaylarının cereyan ettiği bir yerdir. Osmanlı tarihinin hiçbir safhası yoktur ki Suriye onun içinde olmasın. Suriye meziyetleri olan bir ülkedir. İç savaşa kadar, geçmişe nazaran on kat büyümesine rağmen Halep'in de Şam'ın eski sokak ve binaları tahrip edilmemişti. Mutfak kültürleri de aynı şekilde devam ettirilmekteydi. Bu ülke kendisine Osmanlılığın dışında bir kimlik aramıştır ama zaten burası ulusların, kavimlerin, dinlerin binlerce yıl birlikte yaşadığı bir yerdir. Bu renklilik içerisinde Türkiye'nin de buraya ilgisiz kalması düşünülemez. Asıl önemlisi bizler Türkiye tarihini öğrenirken Suriye-Lübnan-Filistin çizgisini ihmal edemeyiz. Buraları tanımayan, bilmeyen bir gençliğin, bırakınız uzak tarihi, çok yakındaki Türkiye tarihini bile anlayıp kavraması mümkün değildir"

ÜRDÜN "Bizde bir kesim Arapları küçümser ama kimsenin buna hakkı yoktur. Araplar miraslarını çok iyi korurlar, şehirlerine gözleri gibi bakar. Bizde böyle değildir, yaşadığımız şehir göz göre göre batarken, sağa sola peşkeş çekilirken kimsenin sesi çıkmaz. Petra, Roma devrinin şehridir. Kervan yollarının üzerindedir, kayalara oyulmuş müthiş bir şehirdir. Korunmuş şehir görmek isteyen Arap şehirlerini dolaşmalıdır."