<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dünya Bülteni Türkiye ve dünya haberleri</title>
    <link>https://dunyabulteni.com.tr</link>
    <description>Dünya Bülteni, İslam dünyası ve küresel gündemi haber, analiz ve makalelerle derinlemesine takip edin! Dünya haberleri, güncel gelişmeler, son dakika ve sıcak gelişmeler Dünya Bülteni haber sitesinde yer alır.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dunyabulteni.com.tr/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2006. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 09:58:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hindistan "Hind Recep'in Sesi" filmini yasakladı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/hindistan-hind-recepin-sesi-filmini-yasakladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/hindistan-hind-recepin-sesi-filmini-yasakladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hindistan Film Sertifikasyon Kurulu, Venedik Film Festivali'nde ödül alan ve Gazze'deki insani dramı konu edinen "The Voice of Hind Rajab" filminin, İsrail ile diplomatik ilişkilere zarar verebileceği gerekçesiyle ülkede yayınlanmasını reddetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan Film Sertifikasyon Kurulu (CBFC), Filistinli 6 yaşındaki bir çocuğun hayatını merkeze alan ve uluslararası festivallerden ödülle dönen "The Voice of Hind Rajab" (Hind Rajab'ın Sesi) isimli sinema filminin ülke genelinde gösterime girmesi için gerekli olan sertifikayı vermediğini duyurdu. Ocak 2024'te Gazze'de İsrail ordusunun ateşi altında kalan bir araçta mahsur kalan ve yardım ekipleriyle yaptığı telefon görüşmeleri dünya basınında geniş yer bulan <strong>Hind Rajab</strong>'ın gerçek hikayesini anlatan yapım, Hindistan'daki resmi makamlar tarafından diplomatik hassasiyetler çerçevesinde değerlendirildi. Kurulun kararı, yapımın içeriğinin Hindistan'ın dış politika stratejileriyle uyumlu bulunmaması üzerine inşa edildi.</p>

<p>Dağıtımcı <strong>Manoj Nandwana</strong> tarafından kamuoyuna paylaşılan bilgilere göre, denetleme kurulu üyeleri filmin içeriğinin Hindistan ile İsrail arasındaki mevcut stratejik ve diplomatik bağları zayıflatabileceği yönünde görüş bildirdi. Yönetmenliğini <strong>Kaouther Ben Hania</strong>'nın üstlendiği film, daha önce Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan (Jüri Büyük Ödülü) kazanmış ve Oscar Akademisi tarafından "En İyi Uluslararası Film" kategorisinde kısa listeye seçilmişti. Karar, Hindistan sinema endüstrisinde ve uluslararası platformlarda, sanatsal yapımların diplomatik ilişkiler üzerindeki olası etkileri üzerinden tartışılmaya başlandı.</p>

<h3>DİPLOMATİK İLİŞKİLERİN KORUNMASI GEREKÇESİ</h3>

<p>Filmin yasaklanmasına dair hazırlanan resmi raporlarda, Hindistan hükümetinin Orta Doğu politikasındaki denge unsurlarının ve İsrail ile yürütülen ikili savunma ile teknoloji iş birliklerinin zarar görmemesi öncelikli sebep olarak gösterildi. Sertifikasyon kurulu, sinema filmlerinin toplumsal algı üzerindeki gücüne atıfta bulunarak, söz konusu yapımın yayınlanmasının kamuoyunda belirli bir devlet aleyhine oluşabilecek hassasiyetleri tetikleyebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>HİND RAJAB'IN HİKAYESİ VE ULUSLARARASI BAŞARI</h3>

<p>Söz konusu yapım, Gazze'de ailesiyle birlikte içinde bulunduğu aracın hedef alınması sonucu 12 gün boyunca mahsur kalan ve Kızılay ekiplerinden yardım isteyen <strong>Hind Rajab</strong>'ın son telefon görüşmelerini odağına alıyor. Uluslararası kamuoyunda insani dramın simgelerinden biri haline gelen bu olay, yönetmen <strong>Kaouther Ben Hania</strong> tarafından belgesel ve kurgu unsurları birleştirilerek beyaz perdeye aktarıldı. Film, Hindistan'daki yasak kararına rağmen dünya genelindeki çeşitli festivallerde gösterilmeye ve ödüller almaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/hindistan-hind-recepin-sesi-filmini-yasakladi</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 00:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/03/hind-recepin-sesi.jpg" type="image/jpeg" length="94288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hece Taşları Şiir Dergisi 132. Sayısıyla Okurlarıyla Buluşuyor]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/hece-taslari-siir-dergisi-132-sayisiyla-okurlariyla-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/hece-taslari-siir-dergisi-132-sayisiyla-okurlariyla-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli aylık şiir dergisi Hece Taşları, 15 Şubat 2026 tarihli 132. sayısında zengin bir şair kadrosu ve çeşitli temalardaki eserlerle yayın hayatına devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aylık şiir dergisi <strong><em>Hece Taşları</em></strong>, yayın yönetmenliğini <strong><em>Tayyib Atmaca</em></strong>'nın üstlendiği 132. sayısı ile okurlarının karşısına çıktı. <strong><em>Kahramanmaraş</em></strong>'ın Onikişubat ilçesinde hazırlanan dergi, 11. yayın yılında "e-dergi" formatıyla edebiyatseverlere ulaşıyor. Yeni sayıda, usta isimlerin yanı sıra genç kalemlerin de eserlerine yer verilerek geniş bir şiir yelpazesi sunuluyor.</p>

<h3>DERGİ KADROSU VE KÜNYE BİLGİLERİ</h3>

<p>Derginin bu sayısında son okuma görevini <strong><em>Metin Özarslan</em></strong> yürütürken, kapak resmi <strong><em>Sait Işık</em></strong> imzasını taşıyor. Derginin iletişim merkezi olarak <strong><em>Kahramanmaraş</em></strong>, Haydarbey Mahallesi'ndeki "muhabbet yeri" adresi gösteriliyor. Ayrıca derginin <strong><em>UNESCO</em></strong> ve <strong><em>Kahramanmaraş</em></strong> Edebiyat Şehri logolarıyla yayımlanması dikkat çekiyor.</p>

<h3>ŞİİR VE ŞAİRLERDEN ÖNE ÇIKANLAR</h3>

<p>Yeni sayıda yer alan bazı eserler ve şairler şu şekilde sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong><em>Ahmet Efe</em></strong> – "Nerde?"</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong><em>Yasin Mortaş</em></strong> – "Gazze İlahisi"</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong><em>Güler Öztürk</em></strong> – "Hüzün Durağı"</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong><em>Ümit Bayram Yalçın</em></strong> – "Yusuf Peygamber"</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong><em>Ali Ağır</em></strong> – "Sevda Yarası"</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong><em>Osman Akçay</em></strong> – "Beyaz Tövbe"</p>
 </li>
</ul>

<h3>LİSTEDE YER ALAN DİĞER ESERLER</h3>

<p>Dergide ayrıca <strong><em>Kemal Deniz</em></strong> "Yağmur Tarlası", <strong><em>Yunus Laçin</em></strong> "Tazarru", <strong><em>İbrahim Berber</em></strong> "İçlenme", <strong><em>Nuri Kahraman</em></strong> "Firkât Hâlleri" ve <strong><em>Ahmet İhsan Aslantürk</em></strong> "Güzel" isimli şiirleriyle yer alıyor. <strong><em>Mehmet Mazlumî</em></strong>'nin "Leyla", <strong><em>Hüseyin Kırsaş</em></strong>'ın "Merhaba" ve <strong><em>Cemal Karsavran</em></strong>'ın "Candan Fazlası" eserleri de okurun beğenisine sunuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>GENİŞ ŞAİR YELPAZESİ</h3>

<ol start="132">
 <li>
 <p>sayının içeriği bunlarla sınırlı kalmayarak şu isimlerle devam ediyor:</p>
 </li>
</ol>

<p><strong><em>Halil İbrahim Ünlü</em></strong> "Kırk İkindi Yorgunluğu", <strong><em>Saadettin Koç</em></strong> "Bulamadım", <strong><em>Zahide Koska</em></strong> "Hasretin Öğrettiği" ve yayın yönetmeni <strong><em>Tayyib Atmaca</em></strong> "Bülbül Ölüsü" şiirleriyle sayıya katkı sağlıyor. Ayrıca <strong><em>Əli Nəcəfxanlı</em></strong>, <strong><em>Şirinxanım Şadiman</em></strong>, <strong><em>Həvva Nazim</em></strong> ve <strong><em>Çiçek Mehmudgızı</em></strong> gibi isimlerin eserleri de derginin sayfalarında yer buluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/hece-taslari-siir-dergisi-132-sayisiyla-okurlariyla-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/02/hece.jpg" type="image/jpeg" length="95193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Oscar"a damga vuran Filistinli ve İsrailli ikili]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/oscara-damga-vuran-filistinli-ve-israilli-ikili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/oscara-damga-vuran-filistinli-ve-israilli-ikili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oscar ödül törenlerine biri Filistinli diğeri İsrailli olan iki yönetmenin ortaklıkları ve yaptıkları konuşmalar oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="543" data-start="132">Dünyanın en prestijli sinema ödüllerinden biri olarak kabul edilen Oscar Ödülleri, 97’nci kez sahiplerini buldu. Los Angeles'taki Dolby Theatre’da düzenlenen törende, Batı Şeria’daki ihlalleri anlatan <em data-end="348" data-start="333">No Other Land</em> belgeseli, En İyi Belgesel dalında ödüle layık görüldü. Filmin Filistinli ve İsrailli yönetmenleri <em data-end="460" data-start="448">Basel Adra</em> ve <em data-end="479" data-start="464">Yuval Abraham</em>ın ödül konuşması, törenin en dikkat çeken anlarından biri oldu.</p>

<h3 data-end="606" data-start="550"><strong data-end="606" data-start="554">BATI ŞERİA'DAKİ DRAMI ANLATAN BELGESEL ÖDÜL ALDI</strong></h3>

<p data-end="898" data-start="608"><em data-end="623" data-start="608">No Other Land</em>, Batı Şeria’da yaşayan <em data-end="662" data-start="647">Masafer Yatta</em> topluluğunun zorla yerinden edilmesini konu alıyor. Filistinli <em data-end="738" data-start="726">Basel Adra</em> ve İsrailli gazeteci <em data-end="775" data-start="760">Yuval Abraham</em> tarafından çekilen belgesel, bölgede yaşanan insan hakları ihlallerini ve topluluğun sürgün sürecini gözler önüne seriyor.</p>

<p data-end="1117" data-start="900">Akademi tarafından "En İyi Uzun Belgesel" ödülüne layık görülen yapım, tören öncesinde de festival gösterimlerinde büyük ilgi görmüştü. Film, 24 ülkede dağıtım anlaşması yapmasına rağmen ABD’de bir dağıtımcı bulamadı.</p>

<h3 data-end="1178" data-start="1124"><strong data-end="1178" data-start="1128">"FİLİSTİN HALKI İÇİN ADALET ÇAĞRISI YAPIYORUZ"</strong></h3>

<p data-end="1325" data-start="1180">Ödül töreninde konuşan <em data-end="1215" data-start="1203">Basel Adra</em>, belgeselin Filistinlilerin uzun yıllardır yaşadığı acılara ışık tuttuğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p data-end="1415" data-start="1327"><strong data-end="1415" data-start="1327">"Bu film, yıllardır maruz kaldığımız ve hala direndiğimiz acı gerçekliği anlatıyor."</strong></p>

<p data-end="1828" data-start="1417">Baba olduğunu da belirten <em data-end="1449" data-start="1443">Adra</em>, kızının geleceği için endişelerini dile getirerek, <strong data-end="1562" data-start="1502">"Kızımın, benim yaşadığım hayatı yaşamamasını umuyorum."</strong> dedi. Filmin, Filistin halkının yaşadığı adaletsizlikleri dünyaya anlatmayı amaçladığını vurgulayan yönetmen, <strong data-end="1794" data-start="1673">"Dünyayı, Filistin halkına yönelik adaletsizliği ve etnik temizliği durdurmak için ciddi adımlar atmaya çağırıyoruz."</strong> sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>

<h3 data-end="1872" data-start="1835"><strong data-end="1872" data-start="1839">"BİRLİKTE SESİMİZ DAHA GÜÇLÜ"</strong></h3>

<p data-end="2010" data-start="1874">Filmin İsrailli yönetmeni <em data-end="1915" data-start="1900">Yuval Abraham</em> da sahnede yaptığı konuşmada, Gazze'de devam eden savaşa dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p data-end="2231" data-start="2012"><strong data-end="2231" data-start="2012">"Bu filmi Filistinliler ve İsrailliler birlikte yaptık, çünkü birlikte sesimiz daha güçlü. Gazze ve halkının vahşice yok edilmesi sona ermeli. 7 Ekim saldırılarında kaçırılan İsrailli rehineler serbest bırakılmalı."</strong></p>

<p data-end="2601" data-start="2233">Filmde iki toplum arasındaki eşitsizlikleri gözler önüne serdiklerini belirten <em data-end="2321" data-start="2312">Abraham</em>, 5 yıllık yapım sürecinde Filistinli yönetmen <em data-end="2374" data-start="2368">Adra</em> ile yakın bir dostluk kurduklarını ifade etti. Konuşmasında <em data-end="2441" data-start="2435">Adra</em>ya dönerek, <strong data-end="2595" data-start="2453">"Basel’e baktığımda kardeşimi görüyorum ama eşit değiliz. Ben özgürce yaşarken, Basel hayatını kontrol edemediği yasalar altında yaşıyor."</strong> dedi.</p>

<h3 data-end="2659" data-start="2608"><strong data-end="2659" data-start="2612">"YAŞAM İÇİN, YAŞAYANLAR İÇİN ÇOK GEÇ DEĞİL"</strong></h3>

<p data-end="2766" data-start="2661">Konuşmasının devamında, <em data-end="2694" data-start="2685">Abraham</em> ABD’nin bölgedeki politikalarına da değinerek, şu sözleri dile getirdi:</p>

<p data-end="2926" data-start="2768"><strong data-end="2926" data-start="2768">"Basel’in halkı ne kadar özgür ve güvende olursa, benim halkım da o kadar güvende olabilir. Başka bir yol var. Yaşam için, yaşayanlar için çok geç değil."</strong></p>

<p data-end="3002" data-start="2928">Ödül konuşmalarının ardından belgesel ekibi sahneden alkışlarla uğurlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 data-end="3044" data-start="3009"><strong data-end="3044" data-start="3013">ABD’DE DAĞITIMCI BULUNAMADI</strong></h3>

<p data-end="3310" data-start="3046">Oscar Ödülü’nü kazanan <em data-end="3084" data-start="3069">No Other Land</em>, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. Film, dünya genelinde birçok festivalde gösterime girerek dikkat çekmişti. Ancak, yapım için 24 ülkede dağıtım anlaşması yapılmasına rağmen, ABD’de bir dağıtımcı şirket bulunamadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/oscara-damga-vuran-filistinli-ve-israilli-ikili</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/03/israil-filistinli.jpg" type="image/jpeg" length="33344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akif Emre'nin Erguvanları ve Aliya'sı kitaplaştı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-erguvanlari-ve-aliyasi-kitaplasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-erguvanlari-ve-aliyasi-kitaplasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akif Emre'nin vefatının ardından iki yıl geçti. Büyüyen Ay Yayınları Akif Emre kitaplığına iki yeni eseri ekledi. İstanbul'u Yeniden Düşünmek ve Aliya]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci ve fikir adamı Akif Emre'nin İstanbul'u Yeniden Düşünmek ve Aliya isimli iki yeni eseri daha raflarda yerini aldı.  Akif Emre sağlığında yazılarının tasnif ederken bazı yazılarının üstüne “İstanbul” diye yazmış, her yıl Erguvan mevsiminde kaleme aldığı yazılarına da "Erguvanname" diye başlık koymuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul'u Yeniden Düşünmek isimli kitabında bir medeniyet tasavvuru resmeden Akif Emre, yeniden konuşulması gereken bir lider olarak tanımladığı Aliya eserinde de Aliya İzzetbegoviç hakkında yayımlanan yazıları bulunuyor..</p>

<p>Büyüyen Ay Yayınları'ndan Mustafa Kirenci, Aliya kitabına ilişkin kitabın sunuş bölümünde şunları yazdı:</p>

<p>Aliya'yı meydana getiren yazılara topluca baktığımızda aslında iki portre ortaya çıkmakta. İlki Aliya'nın portresi. Okurlarımız ilerleyen sayfalarda o portrenin çizimlerini satır satır takip edecekler. İkincisi ise metinleri meydana getiren bir aydın olarak Akif Emre portresi: O, Aliya'yı ve misyonunu anlamak, okurlarına anlatmak davasının peşini hiç bırakmamıştır. </p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-erguvanlari-ve-aliyasi-kitaplasti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 May 2019 11:37:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/haberler/2019/05/akif_emre_nin_erguvanlari_ve_aliya_si_kitaplasti_h442052_a3936.jpg" type="image/jpeg" length="43731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akif Emre'nin Adamları Kimlerdi?]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-adamlari-kimlerdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-adamlari-kimlerdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Kayseri'de düzenlenen ''Akif Emre & Zaman-Mekân-Düşünce'' sempozyumunda Hüseyin Su, Dursun Çiçek, Mustafa Şahin, Hasanali Yıldırım, Yücel Bulut, Alev Erkilet, Semih Kaplanoğlu ve Faruk Karaarslan konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Dünya Bülteni/ Haber Merkezi</h4><p>Geçtiğimiz günlerde Kayseri'de düzenlenen ''Akif Emre & Zaman-Mekân-Düşünce'' sempozyumunda Hüseyin Su, Dursun Çiçek, Mustafa Şahin, Hasanali Yıldırım, Yücel Bulut, Alev Erkilet, Semih Kaplanoğlu ve Faruk Karaarslan'ın yaptığı konuşmaları, Dünya Bizim'den Fatih Pala takip etti ve etkinlikten notlarını paylaştı.</p><p>23 Mayıs 2017 Salı… Türkiyeli Müslümanların içinde özüyle, sözüyle, düşünceleri ve duruşuyla farklı bir yer bulan Akif Emre; tam 60 yaşının sınırları içerisindeyken kalbinin azizliğine uğramasıyla hepimizin şüphesiz bir şekilde gideceği asıl yurdumuza bizden önce gidenlerden olmuştu.O kadar çok seveni, takdir ve takip edeni varmış ki Akif Emre’nin; bunu, çoğu kez ve çoğu kimsede olduğu gibi vefatının akabinde öğrendik. Sağlığında da sevildiğini bilirdik ama bu denli olduğunu vefatı öğretti bize.</p><p>Kayseri’deki kadirşinas dostları, aslında hiç unutmadılar da, vefatının birinci yılında, onu ciddi bir sempozyumla gündeme getirerek düşüncelerini, anlayışını ve duruşunu tekrar hatırlama yoluna gittiler. Bu saikle Kayseri Büyükşehir Belediyesi Strateji Araştırma Merkezi (BÜSAM) bünyesinde kültürel faaliyetler serdeden Şehir Akademi birimi, 26 Mayıs 2018 Cumartesi günü, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda söz konusu sempozyumu gerçekleştirdi. Akif Emre, BÜSAM’ın çabalarıyla çıkan aylık “Şehir” ve üç aylık “Düşünen Şehir” dergilerinin yayın danışmanı idi aynı zamanda. Kayseri için onu değerli kılan yalnızca Kayserili oluşu değildi tabi ki.</p><p>Ana başlığı “Akif Emre & Zaman-Mekân-Düşünce” olan sempozyumun konuşmacıları; İbrahim Çelik (nam-ı diğer Hüseyin Su), Dursun Çiçek, Mustafa Şahin, Hasanali Yıldırım, Yücel Bulut, Alev Erkilet, Semih Kaplanoğlu ve Faruk Karaarslan oldu.</p><p>İki oturum şeklinde dinleyenlerin istifadesine sunulan programın açılış konuşma görevi, BÜSAM genel koordinatörü Yusuf Yerli’de idi. Rahmetli Akif Emre’nin karşısındaki kişiye müthiş şekilde güven verdiğini söyleyen Yerli, bu güvenin oluşma sebebini ise şu cümleleriyle aktardı: “O, bir işi, düşünceyi önerirken, dile getirirken ya da eleştirirken, bir gizli gündemi bir yere kanalize etme uyanıklığının, bir çıkar elde etme aç gözlülüğünün olmadığından emin olmanın getirdiği bir itimat duygusundan olduğunu sanıyorum. O da bu konuda kendisinden emin olduğu için ki ‘kim ne der’, ‘kim küser’, ‘kim darılır’ endişesine kapılmadan ama nezaket ve şefkat ölçüleriyle sözünü söylemekten, tavrını izhar etmekten geri durmuyordu. İşte biz, Akif’in bu hesapsız, bu çıkarsız tavrına hayran olmuştuk.”</p><p><strong>O fotoğraf, asıl rengini ve ana çizgilerini yıllarca hiç yitirmedi</strong></p><p>İlk konuşmacı olarak kendisine “<strong>Akif Emre’nin İslamcılık Anlayışı</strong>” başlığıyla söz verilen <strong>İbrahim Çelik</strong>, ortamın duygusallığından kaynaklı olarak gözyaşlarının diline galip gelmesiyle bir müddet konuşamadı. Yavaş yavaş sözlerini toparlayan Çelik, kendisindeki Akif Emre fotoğrafını şöyle anlattı: “Kendisini tanıdığım 25 yıldan beri Akif Emre adı anılır anılmaz, onun, şöyle bir fotoğrafı belirir gözlerimin önünde: Dünya ona değil, o dünyaya, sonra da dünya karşısında kendisine hâkim olan mü’min bir insan olarak sınırlarını bilen ve bu sınırlar içerisinde eklem yerleri son derece sağlam, sahih, mütevazı bir hayat; razı, mutmain; insanların koşuşturmacalarına, kakışmalarına, dalaşmalarına katılmayan, kendisi de hiçbir zaman insanların önünden bir şey kapmaya çalışmayan, koşuşturmayan, hiç kimseyle dalaşmayan hatta bütün bunlara uzaktan ve isyankâr sakallarının ağırlığına yakışan bir tebessümle bakıp sonra da arkasını dönerek çekip giden müstağni bir insan fotoğrafı… Akif Emre de bir insandı elbette. Ama şahitlik ederim ki, tanıdığım günden beri bu insanın bendeki fotoğrafı, asıl rengini ve ana çizgilerini hiç yitirmedi. Bu fotoğraf, hayatın acımasızlığı içinde zaman zaman örselendi ama hiç solmadı ve hiç sararmadı, hiç kırışmadı.”</p><p><img src="http://media.dunyabizim.com/haber/2018/06/06/dsc-001-8.JPG" alt="" width="750" height="455" /></p><p><strong>Tek yaptıkları önümüzdeki çamuru çoğaltmak</strong></p><p>Akif Emre’den daha çok şey bilen, daha kariyer sahibi ve daha nice yırtıcı insan, onunla aynı düşünceleri ve inancı yazıp konuşuyor olmalarına rağmen onun kadar etkili olamadıklarına vurgu yapan Çelik, sonrasında şunlara temas etti: “Elbette Akif’in düşünüşü de önemli. Ama öncelikle onun karakter sahibi, temiz seciyeli bir insan oluşu daha önemli kanaatimce. İnancı, düşünceleri, birikimi, yazdıkları ve diğer özelliklerinin hepsi, bu temiz seciye ve sağlam karakter üzerinde daha farklı duruyor ve daha etkili oluyor. Akif’in yazdıklarının on kat fazlasını yazanların eserlerinin, bugün önümüzdeki çamuru çoğaltmaktan başka bir etkisi olmazken, Akif’in düşünceleri, daha şimdiden bile işaret taşı işlevi görüyor. Akif Emre, sadece düşünceleri ile değil, duruşuyla ve bütün bir hayatıyla İslamcıydı. Akif Emre’nin düşüncelerine, yazılarına, yaptığı belgesellere hatta çektiği fotoğraflarına, gezdiği şehirlere, ülkelere ve bütün bir hayatına böyle bir noktadan bakılırsa daha yararlı ve daha anlaşılır olabileceğini düşünüyorum.”</p><p><strong>Akif Emre acaba kendisini yalnız mı hissediyordu?</strong></p><p>“<strong>Akif Emre, Tek ve Tenha Müstakil Bir Duruş</strong>” başlıklı konuşması çerçevesinde, Akif Emre’nin; iz süren bir düşünür, bir aydın ve bir yazar olduğunu beyan eden <strong>Mustafa Şahin</strong>, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “İstikamet üzere iz sürmesi son derece önemli. Onun dünyası, düşünce dünyası, yazı dünyası hiçbir zaman eklektik ve sentezci dünya olmadı. Müslüman kimliğinin üstüne, altına, yanına ve yöresine başka kimlikler eklemedi ve tanımadı. Müslüman kimliği ona yetti. Dünyaya, olaylara, hadiselere daima bu kimlik ekseninde baktı ve daima İslam medeniyeti zaviyesinden baktı ve onları yorumladı. Her hadiseye, en geniş zaman içerisinde baktı.</p><p>‘Akif Emre, yazı âleminde, düşünce çizgisinde, hayata karşı duruşunda, acaba kendisini yalnız mı hissediyordu?’ Böyle diyen çok sayıda dost ve arkadaş var. Vefatından sonra bu, çokça konuşuldu. Böyle denilerek, onun biraz kendini insanlardan çekmesi kadar, onu yalnız bırakanlara da işaret ediliyor. Bu, doğrudur. Ama bu, Akif Emre’nin duruşu ve tercihidir. Akif Emre, bir kişiye bir kez göz kırpsa ona hangi kapıların açılacağını yakinen biliyoruz. O, taammüden, kasten, ısrarla durduğu yerde sabit durmuştur. Aksi halde herkes onun yanında durmaktan heyecan duyardı, şeref ve onur duyardı. Bunu, ona hissettirirlerdi ama Akif abi, duruşunu, değiştirmeden muhafaza ederdi.”<img src="http://media.dunyabizim.com/haber/2018/06/06/1.jpg" alt="" width="300" height="400" /></p><p><strong>‘80 sonrası Türkiye İslamcılığı hafızasızdır</strong></p><p>Akif Emre’nin İslamcılığını temellendiren en önemli iki ismin <strong>Mimar Sinan</strong> ve <strong>Turgut Cansever</strong> olduğuna dikkat çeken “<strong>Zaman ve Mekân İçinde Akif Emre</strong>” başlıklı konuşmasıyla bir diğer konuşmacı ve aynı zamanda Şehir ile Düşünen Şehir dergilerinin genel yayın yönetmeni <strong>Dursun Çiçek</strong>, şunları paylaştı: “Akif Emre’nin İslamcılığı, itikadî anlamda yani bu kavramla anlatılacak bir İslamcılıktı. İkincisi de kesinlikle soyut, hamasi, içi dolmamış, politik veya günceli dolduran ve günceli tatmin eden bir İslamcılık söylemi, düşüncesi ve kaygısı değildi. Akif Emre’nin İslamcılığı, soyuttu, müşahhastı ve tamamen pratiğe dayalıydı. Hatta ben, buna ‘temsil ve hafıza’ adını verdim. Bizde ‘80 sonrası İslamcılığın belirgin özelliği şudur; bu, Türkiye’ye mahsustur, ‘80 sonrası Türkiye İslamcılığı hafızasızdır. Bir geleneğe dayanmaz ve kesinlikle İslam’ı yaşamaya değil, İslam’ı anlamaya yönelik bir çabadır. İslam’ı anlamaya dönük her çaba da İslam’ı yeniden yazmaktır, vahyi yeniden yorumlamaktır. Bir anlamda içinde bulunduğu zamana, zemine göre din yorumu yapmaktır. Bu, modern ve seküler bir tavırdır, modern ve seküler bir duruştur. Dolayısıyla teoriktir, çok şehvetlidir, çok güzeldir. Ama pratik değildir, yani gerçeklikle bir bağı yoktur, gerçekte bir karşılığı yoktur. Oysaki Akif Emre, bu anlamda hiçbir zaman soyut olmadı. O, her zaman müşahhastı.”</p><p><strong>Akif Emre’nin düşüncelerini, diğer İslamcılık söylemlerinden ayıran en temel şey</strong></p><p>Akif Emre’nin İslamcılık ve İslam derken, bu söylediklerinin gerçekle ve tarihsel anlamda bir karşılığının olduğuna parmak basan Çiçek, şöyle devam etti: “80 sonrası İslamcılarının en temel iddialarından bir tanesi, öze dönüştür. Tarihi gelişmeleri, tüm geleneği yok sayarak, direkt Asr-ı Saadet’e atlarsınız ya da direkt Kur’an okuyarak bir İslam yorumu yaparsınız. Akif Emre’nin bununla uzaktan yakından kenardan, bir virgül kadar bile yakınlığı, ilişkisi, bağı yoktur. Çünkü Akif Emre’ye göre İslam, tarihsel anlamda yaşanmış bir dindir, yaşanmış bir tecrübedir. Bugün için İslam’ın bir iddiası vardır. Bugün birtakım sorun ve sıkıntılarla karşılaşsa bile bu an’a söyleyeceği sözü vardır ve yarın için de iddiaları vardır. Buranın altını çizmemiz gerekiyor. Akif Emre’nin düşüncelerini diğer İslamcılık söylemlerinden ayıran en temel şey budur. Gelenekçi değildi ama kesinlikle geleneğin verileriyle, gelenekten beslenerek ortaya somut, pratik bir şeyler koyan bir insandı.”</p><p><strong>‘İslam Dünyası’, ‘İslam Ümmeti’, ‘İslam Âlemi’ kavramları boş, hayal, kurgusal değil</strong></p><p><strong><img src="http://media.dunyabizim.com/haber/2018/06/06/2.jpg" alt="" width="563" height="374" /></strong></p><p>O Akif Emre ki üzerine konuşmanın ve yazmanın aslında bitmeyen bir iş olacağını hatırlatan “<strong>Akif Emre’nin Düşünce Dünyası</strong>” başlıklı konuşmasıyla diğer bir misafir konuşmacı <strong>Yücel Bulut</strong>, onun hep bir yaklaşımdan hareket ettiğinin üzerinde durarak şöyle konuştu: “Onun, farklı alanlara ilişkin pek çok çalışmasını bir araya getiren, tutarlı, homojen, belki de bu çalışmalarının tamamını bir telif eser olarak değerlendirebileceğimiz çerçeveye kavuşturan şey, bu kurucu ilkedir. Bu ilkenin, bu ruhun tarih içerisinde yaşanmışlığını, tecrübe edilmişliğini, o seyahatlerinde görmeye, yakalamaya çalışıyor. Mimar Sinan’ın mimari çalışmalarında, bu kurucu ruhun, özün yansımalarını bulmaya, göstermeye çalışıyor. Edebiyat metinlerinde göstermeye çalışıyor. <strong>Aliya</strong>’nın siyasi kimliğinde, kişiliğinde göstermeye çalışıyor. Gezi yazılarının birinde, çölde iftar yaptıktan sonra, Suudi Arabistan’da yanlış hatırlamıyorsam, göçmen işçilerinden çay isteme muhabbeti var. Oradaki ilişkide bu ince, bu inceltilmiş, teorik çerçevenin İslam medeniyeti olarak bildiğimiz, tartıştığımız, konuştuğumuz, kendimizi atfettiğimiz bu kavramın, gündelik davranışlara sirayet etmiş biçimlerini tecrübe etmeye çalışıyor.”</p><p>İslam ümmeti ve İslam dünyası kavramlarının, bireysel ilişkiler bağlamındaki sürekliliğini ve canlılığını yakalamaya çalışmanın, Akif Emre’ye özgü nitelikler olarak temayüz ettiğini bildiren Bulut, devamında şunları kaydetti: “Bütün bunlar, çok temel tartışmalara dönük olarak Akif abinin verdiği köklü ve temel cevaplardır. Burada bir tartışma görmüyoruz. Ciltler ve sayfalar dolusu kavramsal, teorik tartışmalarla karşılaşmıyoruz. Fakat bu aktardıkları, İslam’ın, dün, bugün ve yarın için geçerli bir çözüm olduğu düşüncesini, ‘İslam Dünyası’, ‘İslam Ümmeti’, ‘İslam Âlemi’ kavramlarının boş, hayal, kurgusal olmadığını, bunu iddia edenlere karşı verdiği küçük, pratik cevaplar. Akif abinin düşüncesini, genelde bu bağlamda görüyor ve değerlendiriyorum.”</p><p><strong>Akif Emre’nin adamları kimlerdi?</strong></p><p>Kendisi vesilesiyle bir araya gelinen Akif Emre, eğer mutlu edilmek isteniyorsa onun bıraktığı o güzel mirası yüklenerek yürüyüp giden insanlar olmak gerektiğini ifade ederek sözlerine başlayan <strong>Alev Erkilet</strong>, yeni Akif Emre’ler, Akif Emre düşüncesini analiz eden insanlar olmanın kaçınılmazlığının altını çizerek başladığı <strong>Akif Emre’nin İnsanları</strong>” başlıklı konuşmasında şunlara işaret etti: “Akif Emre İslamcılığını, bence, bir cümlede ifade etmek gerekirse; Akif Emre, İslam’ın, tüm dünya için alternatif bir sistem olduğunun düşüncesindeydi. İslamcılık, sadece siyasal İslam olarak değerlendirilemez, tekil bir proje değildir İslamcılık projesi. Tam tersine bütüncül bir projedir. Yani siyasette, iktisatta, ailede, hukukta, felsefede, kentte vb. hepsinde yeniden bir inşa iddiasındaydı aslında Akif Emre. Kapitalizmin ve sosyalizmin dışında ve ötesinde bir üçüncü yol olarak İslam’ı, hem entelektüel açıdan nasıl kavramsallaştırabiliriz hem de bunu kendi hayatımıza nasıl aktarabiliriz? Bununla alakalı çok ciddi bir derdi vardı. Bunun için de gelenek ve modernlik karşısında ‘ne o, ne bu’ tarzında bir tutum geliştirmemiz gerektiğini söylerdi. Akif Emre, asla bir modernist değildi ama modern düşünceyi, modern hayatı, Batıyı, aslında kılcallarına kadar deneyimleyerek yaşayan insandı; yani Batıyı çok iyi bilirdi ama Batıcı değildi. Geleneği çok ama çok önemserdi. Ama hiçbir zaman gelenekçi olmadı. Bunu da kavramlara verdiği önem çerçevesinde yapardı.”</p><p>“<em>Akif Emre’nin adamları</em>” olarak şunları tespit etmiş Erkilet; <strong>Aliya İzzetbegoviç</strong>, <strong>Mehmet Akif Ersoy</strong>, <strong>Muhammed İkbal</strong>, <strong>Necip Fazıl Kısakürek</strong>, <strong>Nurettin Topçu</strong>, <strong>Ayşe Şasa</strong>, <strong>Roger Garaudy</strong>’in hanımı <strong>Leyla Hanım</strong>, <strong>Hasan Turabi</strong> ve <strong>Hammer</strong>. Akif Emre’nin İslamcılığının asla bağnaz bir İslamcılık olmadığını söyleyerek sözlerini tamamladı Alev Erkilet.</p><p><strong>Hareket halindeyken ebedi olanın cümbüşünün izinde ve peşinde gitme hareketi</strong></p><p>Aktif bir izleyici ve gördüklerini, izlediklerini çarpıtmadan kendi tefekkür âleminde süzerek ilişkilendirdiğini öğreniyoruz Akif Emre’nin. Kimden mi? “<strong>Akif Emre’de Göstergeler ve İzler</strong>” başlıklı sunumuyla <strong>Semih Kaplanoğlu</strong>’ndan tabi. Şunları da söyledi Kaplanoğlu bizlere: “Bu ilişkilendirme halini, bizim, film yaparken eşyayı, duyguyu, psikolojiyi ilişkilendiren kurgu anlayışına benzetiyorum. Büyük tarihi parçalardan, uzak coğrafyalardan, insan hikâyelerinden, mevsimlerin gelip geçişinden, doğanın türlü görünümünden ve bunların arkasındaki trafiği, görünen ve görünmeyen ilişkileri ortaya çıkaran resmi bir tür görme çabası. Yani ‘hayat kendinden menkul değildir’ bakışı ve onun izlerini arayışı bence. Bu, durup seyreden bir adamın, bir münevverin bakışından ziyade hareket halindeyken ebedi olanın cümbüşünün izinde ve peşinde gitme hareketidir. Tabi bu, bir sabite bulmadan mümkün değil. Bu sabite de, onu savrulup gitmekten önleyen şey de, İslam. Yani İslam yörüngesinden dünyaya bakmak, bunu da her an hayatıyla ispat etmek; her durumla, her insanla, her kişiyle karşılaştığında. Bu, büyük bir dikkat, büyük bir konsantrasyon. Hayatının her yanında ispat ediyor. Bu, çok değerli bir durum. İnsan olmak, mü’min olmak ve o dairenin içerisinden de İslam’ın hala bir umut taşıdığına, bir umut verdiğine ve vereceğine inanarak yaşamak. Bu, çok önemli. Ancak umudumuzu kaybettiğimizde savruluşlarımız başlıyor sanırım.”</p><p><strong>Aliya’yı konuşurken Akif Emre olmaktan çıkıyordu</strong></p><p>Akif Emre ile tanışma, onu tanıma imkânını, yüksek lisansını Aliya üzerine yaptığı sıralarda bulduğunu ifade eden “<strong>Akif Emre, Bosna ve Aliya Üzerine Bir Derkenar</strong>” başlıklı sunumun sahibi <strong>Faruk Karaarslan</strong>, kiminle ilgili konuşursa çok temkinli bir tavır içerisine giren Akif Emre’den şöyle bahis açtı: “Hangi isim geçse onunla ilgili temkinli davranırdı ama söz konusu Aliya olduğu zaman, kelimenin tam anlamıyla ona olan hayranlığını gizleyemiyordu. Gerçekten de o, Aliya’yı ağzına aldığında, Bosna coğrafyası üzerine konuştuğu zaman Akif Emre olmaktan çıkıyordu. O temkini, o mesafeyi, o suskunluğu biraz aşıyordu. Onu hep hissetmişimdir. Onun için Akif Emre ile Aliya üzerine konuşmak, hakikaten benim için doyumsuz sohbetti. Aliya üzerine çok çalışma yaptım ama ‘onu asıl ne zaman tanımaya başladım’ sorusunun cevabı, ‘Akif abiyi tanıdıktan sonra’dır. Bir portrenin entelektüel derinliğini anlamaya, analiz etmeye çalışırken, aslında tarihsel bir kişilik hakkında çalışma yapmanın tabi metodolojik sorunları da içerisinde barındırdığını görüyoruz.”</p><p><strong>Başka coğrafyalara dert yüklenmek için gitmek<br /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Aliya’nın metinleri ile Akif Emre’nin yaşayışını zihninde özdeşleştirdiğinden dem vuran Karaarslan, buradan hareketle şunları söyledi: “Bir köşeye çekilip kendisine tahsis edilen sayfada haftalık yazılar yazmak hatta birkaç kelime oyunu ve ilkelerden yapılan tavizlerle müreffeh bir hayat sürmek varken; seyyah olmaktansa turist olmayı seçerek dünyanın en güzel şehirlerini gezmek, mekânlarını görmek dururken, Müslümanların unutulan acılarını deşmek, harabeye dönmüş mekânlarını yazmak; Müslüman liderlerin, düşünürlerin peşinden koşarak birkaç kelam kayda almak için mücadele etmek, her şahitlikte insanı kedere bürüyen acıları, hassas ve vakur bir şekilde dillendirmek ne diyedir? Yani bu meşakkati nasıl anlamlandırabiliriz? İnsan, neden başka coğrafyalara giderek omuzlarına dert yüklenip buraya gelir ve bir şeyleri usulünce ve üslubunca ifade etmeye çalışır? Benim, Akif abiye, entelektüel bir ilgiyle yönelmeme sebebiyet veren esas husus budur. ‘İnsan niye dert arar?’ meselesi biraz da.”</p><p>Konusuyla, konuklarıyla, havasıyla dolu dolu bir sempozyum olan Akif Emre Sempozyumu’na emeği geçenlere yürekten teşekkür ederim. Yaşarken güzel olanların vefatlarında da güzelliklerini sürdürebileceklerini gördük, anladık, yaşadık. Yüce Allah, kendisine gani gani rahmet eylesin. Rahmetli Akif Emre’nin güzel ve hayırlı fikriyatının da dostları ve çevresi kanalıyla geleceğe aktarılmasını temenni ediyoruz.</p><p>Kaynak: <strong><a href="http://www.dunyabizim.com/dunyabizim/29343/akif-emrenin-adamlari-kimlerdi" rel="nofollow" target="_blank">Dünya Bizim</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/akif-emrenin-adamlari-kimlerdi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Jun 2018 10:33:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/haberler/haber/2018/06/07/akif-emre-zaman-mekn-dusunce.jpg" type="image/jpeg" length="45976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mimar ve Mühendisler Grubu'ndan Akif Emre'ye vefa özel sayısı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/mimar-ve-muhendisler-grubundan-akif-emreye-vefa-ozel-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/mimar-ve-muhendisler-grubundan-akif-emreye-vefa-ozel-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar ve Mühendisler Grubu'nun aylık dergisi Şubat ayında Merhum Akif Emre'ye özel sayısıyla çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Bülteni/ Haber Merkezi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mimar ve Mühendisler Grubu'nun aylık dergisi Şubat 2018'deki 99'uncu sayısını Akif Emre'ye Vefa özel sayısıyla çıkardı.</p><p>23 Mayıs 2017 tarihinde ebediyete intikal eden Akif Emre'nin ölümünün üzerinden yaklaşık 10 ay geçti. Kendisi de aynı zamanda bir mühendis olan merhum Akif Emre'yi gençliğinden bu yana tanıyan arkadaşları ve dostları MMG dergisinin özel sayısında onu anlattılar. Akif Emre ile ilgili söyleşilerin de yer aldığı dergide çok sayıda makaleye yer verildi. Derginin önsözünde konuyla ilgili bir açıklama yapan MMG Genel Başkanı Osman Balta şunları söyledi: Mimar ve Mühendis dergimiz, bu güne kadar yayınladığımız bütün sayılarında, önemli gördüğümüz teknik bir konuyu ülkemizin gündemine taşımak için kapak konusu yaptık. Teknik konulara 99’uncu sayımızda ara verdik.</p><p>Bu sayımızda alışageldiğimizin dışında rahmetli Akif Emre’yi kapak konusu yaptık. Mimar ve Mühendisler Grubu henüz resmi hüviyetini kazanmamış olduğu 1990’lı yılların başlarında bu grubun fikri alt yapısını oluşturan kurucu genç arkadaşlarımızın yanında bulunmuş, fikirleriyle, duruşu ve prensipleriyle genç arkadaşlarımızın yoluna ışık olmuş kıymetli Akif Emre’ye özel sayı hazırladık. Her ne kadar mesleğini icra etmese de bir mühendis olan Akif Emre, dış politikadan gazeteciliğe, tarihten edebiyata, fotoğrafçılıktan sinemaya kadar pek çok alanla ilgilenmiş önemli bir kişiliktir. Kaleme aldığı makalelerle, çektiği belgesellerle ve yaptığı konuşmalarla entelektüel birikimini bu ülkeye ve bu ülkenin insanının faydasına sunmuş önemli bir şahsiyettir.</p><p>İmkânlarımız nispetinde Mimar ve Mühendisler Grubu olarak merhum Akif Emre’yi farklı açılardan tanıtacak dostlara ulaşmaya çalıştık. Kendi objektifinden çektiği birbirinden güzel farklı resimlere ulaştık. Akif Emre, vefatıyla geride kalanlarda bir yarım kalmışlık duygusu uyandıran güzel bir insan… Arkadaşları “keşke daha sık görüşseydik” , tanıyanları “keşke daha yakından tanısaydık” diye haklı olarak içleniyorlar. Ne yazık ki kıymetlerimizi, değerlerimizi çoğu zaman bu dünya hayatında iken anlayıp gereğince kıymet veremiyoruz. Akif Emre de bunlardan birisiydi. Akif Emre sözünü esirgemezliği ve dosdoğruluğuyla zihinlerimizde hep hatırlanacak. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in cenaze namazına birlikte katıldığımızda tanımıştım.</p><p>Derin entelektüel birikime sahip bir kişiydi. Ne pahasına olursa olsun bütün yazılarında inandığı doğruları korkmadan yazdı. Eğer anlayabilir ve alabilirsek aslında Akif Emre’nin yaşam duruşu bizler için önemli bir timsal, önemli bir derstir aynı zamanda. Ne mutlu ona ki ardından üzülen, gözyaşı döken, güzel sözler söyleyen ve en önemlisi iyi bir mümin ve Müslüman olduğuna şahitlik eden çok sayıda insan bıraktı. Bu vesileyle kıymetli Akif Emre’ye Cenab-ı Mevla’dan rahmet diliyor ve geride kalanlara sabrı cemil niyaz ediyorum.</p><p>Dergiyi PDF olarak okumak için <a href="https://www.mmg.org.tr/tr/dosyalar/dergiler/akif-emre-ye-vefa-127" rel="nofollow" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p><p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/mimar-ve-muhendisler-grubundan-akif-emreye-vefa-ozel-sayisi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Mar 2018 17:46:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/haberler/haber/2018/03/20/akif-emre.jpg" type="image/jpeg" length="21210"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
