<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dünya Bülteni Türkiye ve dünya haberleri</title>
    <link>https://dunyabulteni.com.tr</link>
    <description>Dünya Bülteni, İslam dünyası ve küresel gündemi haber, analiz ve makalelerle derinlemesine takip edin! Dünya haberleri, güncel gelişmeler, son dakika ve sıcak gelişmeler Dünya Bülteni haber sitesinde yer alır.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dunyabulteni.com.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2006. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 21:24:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya Ukrayna'da mühimmat deposunu havaya uçurdu]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/rusya-ukraynada-muhimmat-deposunu-havaya-ucurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/rusya-ukraynada-muhimmat-deposunu-havaya-ucurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya’ya ait bir İHA’nın Kiev’in batısındaki Buça bölgesinde bulunan depoyu vurmasının ardından çıkan yangın ve peş peşe patlamalarda en az 37 kişi yaşamını yitirdi, 42’den fazla kişi yaralandı. Ukraynalı savcılar, tesiste patlayıcı maddelerin depolanmasına ilişkin “ihmal” şüphesiyle soruşturma başlatırken Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, mühimmatın yerleşim alanlarının yakınında tutulamayacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hava saldırıları sürerken Kiev’in batısındaki Buça bölgesinde gece saatlerinde bir depo İHA saldırısının hedefi oldu. Myla köyünde meydana gelen saldırının ardından depoda büyük bir yangın çıktı ve patlayıcı maddelerin infilak etmesiyle çevrede geniş çaplı hasar oluştu. Kiev Bölgesi yetkilileri can kaybının 37’ye yükseldiğini, olay yerindeki arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.</p>

<p>Saldırıda 42’den fazla kişinin yaralandığı, yaralılar arasında dört çocuğun bulunduğu açıklandı. Çevredeki yaklaşık 50 konut farklı ölçülerde zarar görürken yüzlerce kişi güvenlik gerekçesiyle bölgeden tahliye edildi.</p>

<h3>RUS İHA’SI KİEV’İN BATISINDAKİ DEPOYU VURDU</h3>

<p>Ukraynalı yetkililerin açıklamasına göre Rusya’ya ait bir İHA, Kiev’in batı banliyöleri yakınındaki Myla köyünde bulunan bir depoyu gece saatlerinde vurdu. İlk saldırının ardından tesiste yangın başladı ve depoda bulunan patlayıcı maddelerin infilak etmesiyle art arda büyük patlamalar meydana geldi.</p>

<p>Patlamaların etkisi depo alanıyla sınırlı kalmadı. Çevredeki evler ve diğer yapılar da zarar görürken geniş bir bölgede yangına müdahale ve arama kurtarma çalışması başlatıldı. Yetkililer, olay yerinde çalışmaların sürmesi nedeniyle can kaybının artabileceğini bildirdi.</p>

<h3>CAN KAYBI 37’YE YÜKSELDİ</h3>

<p>Kiev Bölgesi yönetimi, ilk açıklamalarda 27 olarak duyurulan can kaybının ilerleyen saatlerde 37’ye yükseldiğini açıkladı. Saldırıda 42’den fazla kişinin de yaralandığı, yaralılar arasında dört çocuğun bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Bölgede yaklaşık 50 konutun çeşitli düzeylerde hasar gördüğü bildirildi. Yerel makamlar, güvenlik riski nedeniyle yüzlerce kişinin bölgeden tahliye edildiğini ve acil durum ekiplerinin çalışmalarına devam ettiğini aktardı.</p>

<h3>BELEDİYE BAŞKANI TARAS DIDYÇ DA HAYATINI KAYBETTİ</h3>

<p>Kiev Bölgesi Valisi Timur Tkaçenko, saldırıda hayatını kaybedenler arasında Dmitrivka yerel yönetiminin başındaki Taras Didıç’ın da bulunduğunu açıkladı. Didıç’ın saldırının ardından yardım çalışmalarına katılmak için bölgeye gittiği bildirildi.</p>

<p>Arama kurtarma ekipleri yangın ve patlamaların ardından enkaz alanında çalışmalarını sürdürürken bölgedeki can kaybı ve hasarın boyutunun belirlenmesine yönelik incelemeler de devam ediyor.</p>

<h3>SAVCILIK “İHMAL” SORUŞTURMASI BAŞLATTI</h3>

<p>Ukrayna Başsavcılığı, saldırının ardından depodaki patlamaların büyüklüğü ve tesiste bulunan malzemelerle ilgili soruşturma başlattı. Savcılık, depoda “patlayıcı maddeler ve malzemeler” bulunduğunun anlaşıldığını ve olayın cezai ihmal kapsamında incelendiğini açıkladı.</p>

<p>Soruşturmanın, işletme arazisinde patlayıcı maddelerin depolanmasının hukuka uygun olup olmadığına ve şirketin gerekli izinlerle onaylara sahip bulunup bulunmadığına odaklanacağı belirtildi. Yetkililer, soruşturma konusu şirketin adını ve tesisin tam niteliğini açıklamadı.</p>

<h3>ZELENSKİ: MÜHİMMAT EVLERİN YAKININDA DEPOLANAMAZ</h3>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de saldırı sonrasında depolama koşullarına ilişkin açıklama yaptı. Zelenski, mühimmatın yerleşim alanlarının yakınında tutulmasına ilişkin kurallar bulunduğunu belirterek sorumlular hakkında işlem yapılacağını söyledi.</p>

<p>Zelenski, “Kurallar var, mühimmat evlerin veya diğer yerleşim alanlarının yakınında depolanamaz. Gerekli sonuçlar kesinlikle çıkarılacaktır” ifadelerini kullandı. Ukrayna yönetimi, patlayıcı maddelerin söz konusu noktada hangi gerekçeyle depolandığının soruşturma sonucunda ortaya çıkarılacağını bildirdi.</p>

<h3>RUSYA DEPONUN MÜHİMMAT TESİSİ OLDUĞUNU SAVUNDU</h3>

<p>Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırıya ilişkin açıklamasında Myla’daki hedefin bir mühimmat deposu olduğunu öne sürdü. Ukrayna makamları başlangıçta tesisin niteliğine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmazken Zelenski’nin açıklaması ve savcılık soruşturması depoda mühimmat ile başka patlayıcı maddelerin bulunduğuna işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırının ardından Ukrayna makamları, yerleşim yerlerine yakın bölgelerde patlayıcı ve mühimmat depolanmasına ilişkin uygulamaların da inceleneceğini açıkladı. Soruşturma kapsamında izinler, güvenlik kuralları ve olası idari sorumlulukların araştırılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/rusya-ukraynada-muhimmat-deposunu-havaya-ucurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/rusya-kiev-4.jpg" type="image/jpeg" length="59510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzlanda AB müzakereleri için referanduma gitti]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/izlanda-ab-muzakereleri-icin-referanduma-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/izlanda-ab-muzakereleri-icin-referanduma-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzlanda’da seçmenler, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmamasına karar vermek için sandık başına gitti. Referandumdan “evet” çıkması doğrudan AB üyeliği anlamına gelmeyecek; müzakerelerin tamamlanması halinde üyelik için ikinci bir referandum yapılması gerekecek. Son anketler ise yarışın başa baş geçtiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzlanda’da Avrupa Birliği ile ilişkilerin geleceğini belirleyecek referandum için oy verme işlemi başladı. Yaklaşık 270 bin seçmen, ülkenin AB üyelik müzakerelerine yeniden dönüp dönmemesi konusunda karar verecek. Sandıkta seçmenlere, “İzlanda Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yeniden başlatmalı mı?” sorusu yöneltiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Referandum, İzlanda’nın doğrudan Avrupa Birliği’ne katılımını belirlemiyor. Oylamada “evet” sonucunun çıkması halinde hükümetin Brüksel ile üyelik görüşmelerini yeniden başlatmasının önü açılacak. Müzakerelerin tamamlanması ve taraflar arasında bir üyelik anlaşmasına ulaşılması durumunda ise nihai karar için yeniden halk oylamasına gidilecek.</p>

<h3>İZLANDA 2009’DA AB’YE ÜYELİK BAŞVURUSU YAPTI</h3>

<p>İzlanda, küresel finans krizinin ardından 2009 yılında Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulundu. Katılım müzakereleri sürecinde çok sayıda başlık açılırken bazı başlıklar geçici olarak kapatıldı. Balıkçılık politikası başta olmak üzere çeşitli alanlardaki anlaşmazlıklar ise görüşmelerin en tartışmalı başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Ülkede 2013 yılında AB üyeliğine karşı çıkan hükümetin göreve gelmesinin ardından müzakere süreci askıya alındı. İzlanda’nın üyelik süreci sonraki yıllarda fiilen durmuş durumda kalırken, AB ile ilişkilerin yeniden ele alınması 2024 seçimlerinin ardından kurulan yeni hükümetin gündemine girdi.</p>

<h3>2024 SEÇİMLERİNDEN SONRA REFERANDUM KARARI ALINDI</h3>

<p>İzlanda’da 2024 yılında yapılan parlamento seçimlerinin ardından Sosyal Demokrat İttifakı liderliğinde koalisyon hükümeti kuruldu. Başbakan Kristrún Frostadóttir’in liderliğindeki hükümet, Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmaması konusunda kararı halka bırakma yoluna gitti.</p>

<p>Hükümet tarafından alınan karar doğrultusunda referandum tarihi 29 Ağustos 2026 olarak belirlendi. Frostadóttir, referandum sonucuna saygı duyacaklarını ve halkın tercihinin ülkenin AB ile ilişkilerindeki yol haritasını belirleyeceğini açıkladı.</p>

<h3>SANDIKTAN “EVET” ÇIKARSA MÜZAKERELER YENİDEN BAŞLAYACAK</h3>

<p>Referandumda çoğunluğun “evet” oyu kullanması halinde İzlanda’nın Avrupa Birliği ile katılım görüşmelerini yeniden başlatması gündeme gelecek. Daha önce açılmış müzakere başlıklarının bulunduğu süreçte özellikle balıkçılık, tarım ve egemenlik konuları yeniden görüşmelerin önemli bölümlerini oluşturacak.</p>

<p>Müzakerelerin olumlu tamamlanması halinde İzlanda otomatik olarak Avrupa Birliği üyesi olmayacak. Ortaya çıkacak üyelik anlaşmasının İzlanda halkının onayına sunulması için ikinci bir referandum düzenlenecek. AB’ye tam üyelik için ayrıca Avrupa Birliği üyesi ülkelerin gerekli onay süreçlerinin tamamlanması gerekecek.</p>

<h3>SON ANKETLER BAŞA BAŞ YARIŞA İŞARET EDİYOR</h3>

<p>Referandum öncesinde yayımlanan kamuoyu araştırmaları seçmenlerin iki görüş arasında bölündüğünü gösterdi. Maskina tarafından yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 51,3’ü AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlamasını desteklerken karşı çıkanların oranı yüzde 48,7 olarak ölçüldü.</p>

<p>Referanduma daha yakın tarihte gerçekleştirilen Gallup araştırmasında ise tablo tersine döndü. Ankette katılımcıların yüzde 51,6’sı müzakerelerin yeniden başlatılmasına karşı olduğunu belirtirken yüzde 48,4’ü görüşmelerin yeniden başlamasını destekledi. Farklı anketlerden çıkan sonuçlar nedeniyle referandumun başa baş geçmesi bekleniyor.</p>

<h3>BALIKÇILIK AB TARTIŞMASININ EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN</h3>

<p>İzlanda’daki AB tartışmasının öne çıkan konularından birini balıkçılık oluşturuyor. Ülke ekonomisinde önemli yere sahip olan sektörle ilgili olarak AB’nin Ortak Balıkçılık Politikası kapsamında uygulanabilecek kota ve düzenlemeler üyelik karşıtlarının temel itirazları arasında yer alıyor.</p>

<p>AB ile müzakerelerin yeniden başlamasını destekleyen kesimler ise daha istikrarlı bir ekonomik yapı, düşük enflasyon, daha öngörülebilir para politikası ve Avrupa ile daha güçlü siyasi bağlar üzerinde duruyor. İzlanda halihazırda Avrupa Ekonomik Alanı ve Schengen kapsamında AB ile geniş çaplı ekonomik ve serbest dolaşım ilişkilerine sahip bulunuyor.</p>

<h3>REFERANDUMUN SONUCU İZLANDA’NIN AB YOLUNU BELİRLEYECEK</h3>

<p>Referandumdan “hayır” çıkması halinde Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden açılması gündemden kalkacak. “Evet” sonucunda ise 2013’ten bu yana askıda bulunan katılım sürecinin yeniden hareketlenmesi bekleniyor.</p>

<p>Sandıkların kapanmasının ardından oy sayımına geçilecek ve sonuçların aynı gün içinde açıklanmaya başlaması öngörülüyor. Referandum sonucuyla birlikte İzlanda’nın Avrupa Birliği ile ilişkilerinde izlenecek yeni yol haritası da netleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/izlanda-ab-muzakereleri-icin-referanduma-gitti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/izlanda-4.jpg" type="image/jpeg" length="58666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk gemilerini hedef alan Ukrayna'ya uyarı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/turk-gemilerini-hedef-alan-ukraynaya-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/turk-gemilerini-hedef-alan-ukraynaya-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz’de Türk işletmeli “Lider Bordo Mavi” gemisi ile onu çekmek üzere bölgeye gönderilen “Lider Kocatepe” gemisinin drone saldırılarında hedef alınmasının ardından Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Görüşmede Türkiye’nin saldırılara yönelik tepkisi iletilirken Karadeniz’de can, mal, seyrüsefer ve çevre emniyetinin sağlanmasının zorunlu olduğu vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz’de Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sivil deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri sürerken Türk işletmeli iki geminin art arda hedef alınması Ankara’yı harekete geçirdi. “Lider Bordo Mavi” ile gemiyi çekmek üzere bölgeye gönderilen “Lider Kocatepe”nin drone saldırılarında hedef alınmasının ardından Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre görüşmede Türkiye’nin saldırılara ilişkin tepkisi Ukrayna tarafına aktarılırken Karadeniz’de güvenli seyrüseferin korunmasına yönelik uyarılar da iletildi. Türkiye, bölgede can ve mal güvenliğinin yanı sıra çevre emniyetinin de sağlanması gerektiğini bildirdi.</p>

<h3>LİDER BORDO MAVİ 26 AĞUSTOS’TA HEDEF ALINDI</h3>

<p>Türk işletmeli “Lider Bordo Mavi” adlı gemi, 26 Ağustos’ta Karadeniz’de Rusya’nın Tuapse kenti açıklarında saldırıya uğradı. Samsun’dan hareket eden Ro-Ro gemisinin drone saldırısında hedef alınmasının ardından gemide yangın çıktığı bildirildi.</p>

<p>Saldırı sırasında geminin üç drone ile hedef alındığına ilişkin bilgiler kamuoyuna yansırken mürettebatın tahliyesi için çalışma başlatıldı. Karadeniz’de devam eden Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ticari deniz taşımacılığı yapan sivil gemilerin güvenliği de yeniden gündeme geldi.</p>

<h3>GEMİYİ ÇEKMEYE GİDEN LİDER KOCATEPE DE VURULDU</h3>

<p>“Lider Bordo Mavi”nin saldırıya uğramasının ardından hasarlı gemiyi çekmek üzere “Lider Kocatepe” adlı Ro-Ro gemisi bölgeye gönderildi. Lider Kocatepe de 27 Ağustos’ta Karadeniz’de seyir hâlindeyken drone saldırısının hedefi oldu.</p>

<p>Lider Kocatepe’nin Lider Bordo Mavi’ye yardım etmek ve gemiyi bölgeden çekmek amacıyla hareket ettiği belirtildi. İkinci geminin de hava saldırısına uğramasıyla iki Türk işletmeli ticari geminin art arda hedef alınması diplomatik girişimi beraberinde getirdi.</p>

<h3>UKRAYNA’NIN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ BAKANLIĞA ÇAĞRILDI</h3>

<p>İki geminin hedef alınmasının ardından Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal’i Bakanlığa çağırdı. Görüşmede Türk tarafının meydana gelen saldırılara yönelik tepkisi Ukrayna Büyükelçisi’ne doğrudan iletildi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı kaynakları, saldırıların ardından Karadeniz’deki sivil taşımacılığın güvenliğinin korunmasına ilişkin Ankara’nın yaklaşımının da Ukrayna tarafına aktarıldığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>DIŞİŞLERİ’NDEN CAN, MAL VE SEYRÜSEFER EMNİYETİ UYARISI</h3>

<p>Üst düzey Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi verildi. Açıklamada, “Görüşmede ülkemizin söz konusu saldırılara ilişkin tepkisi aktarılmış ve Karadeniz'de can, mal, seyrüsefer ve çevre emniyetinin sağlanmasının zorunluluk teşkil ettiğine dair gerekli uyarılarda bulunulmuştur” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Türkiye, daha önce de Karadeniz’de sivil gemilerin hedef alınmasına ilişkin endişelerini dile getirmişti. Dışişleri Bakanlığı, 4 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sivil gemileri de etkileyecek şekilde Karadeniz’e yayılmasından ciddi endişe duyulduğunu bildirmiş ve seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için ilgili taraflara somut tedbir alma çağrısı yapmıştı.</p>

<h3>KARADENİZ’DE SİVİL GEMİLERİN GÜVENLİĞİ GÜNDEMDE</h3>

<p>Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş, Karadeniz’deki ticari gemi trafiğini de doğrudan etkiliyor. Tarafların enerji, lojistik ve ekonomik faaliyetleri hedef alan saldırıları nedeniyle bölgede seyreden ticari gemilerin karşılaştığı güvenlik riskleri artarken Türkiye, Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin korunmasına yönelik çağrılarını sürdürüyor.</p>

<p>Türk işletmeli gemilerin son dönemde yaşanan saldırılardan etkilenmesi de Ankara’nın konuya yönelik diplomatik temaslarını artırmasına neden oldu. Türkiye, savaşan taraflardan sivil deniz taşımacılığının zarar görmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyor.</p>

<h3>UKRAYNA BÜYÜKELÇİSİ DAHA ÖNCE AÇIKLAMA YAPMIŞTI</h3>

<p>Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, saldırılardan önce düzenlediği basın toplantısında Karadeniz’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu. Celal, saldırıların sivilleri hedef alma amacı taşımadığını ifade ederek Rusya’nın ticari gelirlerini savaşın finansmanında kullandığını savunmuştu.</p>

<p>Büyükelçi, gemi sahiplerine Rus limanları ve kapalı bölgelerden uzak durmaları yönünde çağrıda bulunmuş, Karadeniz’de savaş nedeniyle güvenlik risklerinin devam ettiğini belirtmişti. Türk gemilerinin hedef alınmasının ardından ise Büyükelçi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Türkiye’nin tepkisi kendisine iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/turk-gemilerini-hedef-alan-ukraynaya-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/ukrayna-karadeniz-44.jpg" type="image/jpeg" length="15904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran savaşı Avrupa’daki Patriot stoklarını da eritti, Avrupa Rusya'ya karşı savunmasız]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/iran-savasi-avrupadaki-patriot-stoklarini-da-eritti-avrupa-rusyaya-karsi-savunmasiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/iran-savasi-avrupadaki-patriot-stoklarini-da-eritti-avrupa-rusyaya-karsi-savunmasiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ordusunun Avrupa’daki Patriot önleme füzesi stoklarının, İran savaşı ve daha önce Ukrayna’ya yapılan sevkiyatların ardından “kritik seviyenin de ötesine” düştüğü bildirildi. ABD ve NATO yetkilileri, özellikle Rus balistik füzelerine karşı kullanılan Patriotlardaki açığın Avrupa’nın hava savunmasında ciddi bir sorun oluşturduğunu belirtirken, CSIS verilerine göre İran savaşı ABD’nin yaklaşık 2 bin 330 Patriot önleme füzesinin yüzde 65’inin tüketilmesine yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ordusunun Avrupa’daki gelişmiş füze önleme sistemlerinde ciddi mühimmat sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. Associated Press’e konuşan Avrupa’daki bir ABD savunma yetkilisi ile bir NATO yetkilisi, özellikle yüksek hızlı balistik füzeleri engellemekte kullanılan Patriot önleme füzelerinin stoklarının “kritik seviyenin de ötesinde” bulunduğunu söyledi. Yetkililere göre stokların azalmasında Ukrayna’ya yapılan daha önceki sevkiyatların yanı sıra, ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlayan ve altıncı ayına ulaşan İran savaşı sırasında Ortadoğu’da kullanılan büyük miktardaki önleme mühimmatı etkili oldu.</p>

<p>ABD ve Körfez ülkelerinin İran tarafından gönderilen insansız hava araçları ile füzelere karşı savunmasında Patriot dahil çok sayıda önleme füzesi kullanıldı. Avrupa’daki Amerikan mühimmat stoklarının bir bölümünün de Ortadoğu’ya kaydırılması, NATO’nun Avrupa’daki savunma kapasitesine ilişkin kaygıları artırdı. İsimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan ABD ve NATO yetkilileri, mevcut stok seviyesinin muhtemel bir Rus balistik füze saldırısına karşı savunma konusunda ciddi sınırlamalar yaratabileceğini belirtti.</p>

<h3>PATRIOT STOKLARI “KRİTİK SEVİYENİN DE ÖTESİNDE”</h3>

<p>ABD’li savunma yetkilisine göre Avrupa’daki en önemli mühimmat açığı, Rusya’nın yüksek hızlı balistik füzelerini vurabilen Patriot önleme füzelerinde yaşanıyor. NATO yetkilisi de Avrupa’daki Amerikan ve NATO birliklerinin kullanabileceği Patriot stoklarının düşük seviyede olduğunu doğruladı. Yetkililer, hassas askeri bilgileri değerlendirdikleri gerekçesiyle isimlerinin açıklanmamasını istedi.</p>

<p>Avrupa’daki ABD ordusunun uzun süre devam edecek bir balistik füze saldırısını durdurabilecek miktarda Patriot mühimmatına sahip olmadığını belirten ABD’li yetkili, kapasitenin tek bir balistik füze saldırısı veya yanlışlıkla NATO topraklarına yönelen bir Rus füzesine karşı dahi son derece sınırlı olabileceğini ifade etti. Yetkili, askeri karargah veya elektrik santrali gibi kritik bir hedefin Rus balistik füzeleri tarafından vurulması halinde NATO’nun, Patriot sıkıntısı nedeniyle yoğun Rus saldırıları karşısında zorlanan Ukrayna’ya benzer bir durumla karşılaşabileceğini söyledi.</p>

<h3>İRAN SAVAŞINDA PATRIOT TÜKETİMİ HIZLANDI</h3>

<p>Avrupa’daki Patriot stoklarındaki düşüşün önemli nedenlerinden biri İran savaşı oldu. Altıncı ayına ulaşan çatışma sırasında Avrupa’daki bazı Amerikan füze stokları Ortadoğu’ya taşınırken, ABD ile bölgedeki müttefikleri İran’ın füze ve İHA saldırılarını engellemek amacıyla Patriot ve diğer hava savunma mühimmatlarını yoğun biçimde kullandı. İran’ın gerçekleştirdiği saldırıların bazılarında Amerikan askerlerinin öldüğü ve yaralandığı da bildirildi.</p>

<p>Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’ne (CSIS) dayandırılan hesaplamalara göre en yoğun Patriot tüketimi İran savaşı sırasında gerçekleşti. Çatışmanın ABD’nin yaklaşık 2 bin 330 Patriot önleme füzesinden yaklaşık 1500’ünün, başka bir ifadeyle toplam stokun yüzde 65’inin kullanılmasına yol açtığı belirtildi. Mühimmat tüketiminin hızı, üretim kapasitesi ve tedarik zincirinin aynı sürede stokları yerine koyamaması nedeniyle Avrupa’daki mevcut envanter üzerindeki baskı arttı.</p>

<h3>UKRAYNA’YA YAPILAN SEVKİYATLAR DA STOKLARI AZALTTI</h3>

<p>ABD’nin Patriot stoklarındaki azalma yalnızca İran savaşıyla sınırlı değil. Rusya’nın balistik füze saldırılarıyla karşı karşıya bulunan Ukrayna’ya savaş boyunca yüzlerce Patriot önleme füzesi gönderildi. Kiev yönetimi, Rusya’nın gelişmiş balistik füzelerinin önemli bölümüne karşı etkili olabilen başlıca Batılı sistemlerden birinin Patriot olduğunu belirterek ABD ve Avrupalı müttefiklerinden daha fazla mühimmat talep etmeyi sürdürüyor.</p>

<p>Londra merkezli Royal United Services Institute’un kıdemli araştırmacısı Ed Arnold’a göre stoklarda yaşanan asıl kırılma İran savaşı sırasında meydana geldi. Arnold, Ukrayna’ya verilen mühimmatın önceden planlanan ve daha kontrollü bir süreç içinde gönderildiğini, Ortadoğu’daki mühimmat tüketiminin ise beklenmedik ölçüde hızlı gerçekleştiğini belirtti. Ortaya çıkan tablo, Patriot üretim kapasitesi ve tedarik zincirindeki sınırlamaları daha görünür hale getirdi.</p>

<h3>RUS BALİSTİK FÜZELERİNE KARŞI ALTERNATİFLER SINIRLI</h3>

<p>Patriot önleme füzelerindeki eksiklik, Rusya’nın gelişmiş balistik füzelerine karşı Avrupa’nın kullanabileceği seçeneklerin sınırlı olması nedeniyle önem taşıyor. Balistik füzeler hedeflerine ses hızının beş katını aşabilen hızlarda ve dik açılarla yaklaşabildiği için savunma sistemlerine müdahale konusunda oldukça kısa süre bırakıyor. Rusya ayrıca pahalı hava savunma mühimmatını tüketmek amacıyla balistik füzeleri daha düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla aynı saldırı dalgasında kullanabiliyor.</p>

<p>Ukrayna ve bazı NATO ülkeleri daha yavaş hareket eden insansız hava araçlarını pahalı önleme füzeleri kullanmadan düşürebilen farklı sistemlerden yararlanabiliyor. Yüksek hızlı balistik füzelere karşı aynı ölçüde geniş bir alternatif havuzu bulunmuyor. Patriot sistemlerinin Avrupa hava savunmasındaki önemi de özellikle söz konusu tehditlere karşı sahip olduğu önleme kabiliyetinden kaynaklanıyor.</p>

<h3>SAMP/T NG ALTERNATİFLER ARASINDA</h3>

<p>Fransa ve İtalya tarafından geliştirilen SAMP/T NG sistemi, Patriot’a alternatif olarak değerlendirilen hava savunma çözümleri arasında bulunuyor. Fransa, mevcut SAMP/T sisteminin geliştirilmiş versiyonu olan ve üreticisinin balistik füzelere karşı daha yüksek kabiliyet sunduğunu belirttiği SAMP/T NG sistemini Ukrayna’ya daha hızlı ulaştırmayı taahhüt etti.</p>

<p>Yeni sistem henüz savaş koşullarında Patriot kadar kapsamlı biçimde denenmiş değil. Mevcut SAMP/T sisteminin menzilinin de Patriot sisteminden daha kısa olduğu belirtilirken, Avrupa’daki Patriot önleme füzelerinin kısa vadede tamamen ikame edilebilmesinin önünde üretim, teslimat ve operasyonel kapasiteyle ilgili sınırlamalar bulunuyor.</p>

<h3>ATACMS STOKLARINDA DA KRİTİK SIKINTI</h3>

<p>Associated Press’e konuşan iki yetkili, Avrupa’daki ABD kuvvetlerinin yalnızca Patriot mühimmatında sıkıntı yaşamadığını belirtti. Düşman hatlarının gerisindeki hedeflere saldırmak amacıyla kullanılan Ordu Taktik Füze Sistemi ATACMS stoklarının da kritik seviyelere gerilediği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Patriot önleme füzeleri savunma amaçlı kullanılırken ATACMS sistemleri kara hedeflerine yönelik uzun menzilli vuruş kapasitesinde önemli bir rol üstleniyor. İki farklı mühimmat türündeki stok sorununun aynı dönemde gündeme gelmesi, ABD’nin İran savaşı, Ukrayna’ya destek ve Avrupa’nın savunması arasında mühimmat dağılımını yönetme konusundaki güçlüklerini artırıyor.</p>

<h3>RUSYA’NIN NATO’YA SALDIRISI YAKIN VADEDE BEKLENMİYOR</h3>

<p>Yetkililer, Rusya’nın kısa vadede NATO ülkelerine yönelik bir balistik füze saldırısı gerçekleştirmesinin beklenmediğini belirtiyor. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı sürdürmesinin, Moskova’nın aynı anda ikinci bir geniş çaplı hava savaşı yürütme kapasitesini de sınırlayabileceği değerlendiriliyor. Avrupalı ve NATO yetkililerinin daha önce yaptığı değerlendirmelerde ise Rusya’nın 2030 yılına kadar ittifak ülkelerine saldırabilecek askeri kapasiteye ulaşabileceği yönünde açıklamalar yer aldı.</p>

<p>Patriot stoklarının aynı dönem içerisinde yeniden artırılması hedefleniyor. ABD’nin kısa vadede üretimi yükseltmeye çalıştığı, yaklaşık 600 Patriot önleme füzesinin bu yıl üretilmesinin planlandığı ve 2030 yılı itibarıyla yıllık üretimin 2 bin füze seviyesine çıkarılmasının hedeflendiği bildirildi. Avrupa’da da Patriot mühimmatı üretiminin artırılmasına yönelik yeni kapasite çalışmaları yürütülüyor.</p>

<h3>CIA BAŞKANI RATCLIFFE MOSKOVA’YA GİTTİ</h3>

<p>Avrupa’daki hava savunma stokları tartışılırken ABD ile Rusya arasındaki temaslar da gündeme geldi. Wall Street Journal’ın aktardığına göre CIA Başkanı John Ratcliffe Moskova’ya giderek Rus tarafına NATO ülkelerine yönelik bir saldırı gerçekleştirilmemesi yönünde mesaj iletti. Rusya ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimin son dönemde yeniden yükselmesi, söz konusu temasın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’a Ratcliffe’ın söz konusu mesajı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e iletip iletmediği soruldu. Trump ayrıntılı bilgi vermekten kaçınarak konu hakkında yorum yapmak istemediğini söyledi ve Rusya’nın saldırmayacağını ifade etti.</p>

<h3>ÜRETİMİN ARTIRILMASI HEDEFLENİYOR</h3>

<p>Patriot stoklarının kısa sürede eski seviyesine çıkarılmasının önündeki temel sorunlardan birini üretim süresi oluşturuyor. ABD savunma sanayisinin üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütülürken, yeni mühimmatların envantere girmesinin zaman alacağı belirtiliyor. İran savaşı sırasında Patriotların yanı sıra THAAD gibi diğer gelişmiş önleme sistemlerinin mühimmatları da yoğun biçimde kullanıldı.</p>

<p>CSIS kaynaklı verilere göre yaklaşık 600 yeni Patriot füzesinin bu yıl üretilmesi planlanıyor. Üretim hedefinin 2030’a kadar yılda 2 bin Patriot önleme füzesine çıkarılması öngörülürken, mevcut açık nedeniyle kısa vadede ABD ve NATO’nun mühimmat dağılımında önceliklendirme yapmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/iran-savasi-avrupadaki-patriot-stoklarini-da-eritti-avrupa-rusyaya-karsi-savunmasiz</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/06/patriot.jpg" type="image/jpeg" length="83914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de sel felaketinin bilançosu ağırlaşıyor: 626 can kaybı var]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/nepalde-sel-felaketinin-bilancosu-agirlasiyor-626-can-kaybi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/nepalde-sel-felaketinin-bilancosu-agirlasiyor-626-can-kaybi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal’de Himalayalar’daki bir buzulun çökmesinin ardından meydana gelen yıkıcı sel ve çamur akıntılarında can kaybı 626’ya yükseldi. Yaklaşık 2 bin 500 kişinin kayıp olduğu felaketin ardından Nepal Maliye Bakanı Swarnim Wagle, yeniden yapılanma için 4 ila 5 milyar dolara ihtiyaç duyulabileceğini açıkladı. Tahmini maliyet, ülke ekonomisinin yaklaşık onda birine karşılık geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nepal, Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesinin ardından ülkenin kuzey kesimlerini vuran büyük sel felaketinin yol açtığı kayıp ve hasarı belirlemeye çalışıyor. Çarşamba günü meydana gelen olayda kaya, buz, çamur ve molozdan oluşan büyük kütleler dağlık bölgelerdeki nehir sistemlerine karışarak yerleşim alanlarına ulaştı. Nepal’de hayatını kaybedenlerin sayısı 626’ya çıkarken, Nepal ile Çin’in Tibet bölgesindeki kayıp kişilerin sayısı yaklaşık 2 bin 500 olarak bildirildi. Arama ve kurtarma çalışmaları selden etkilenen bölgelerde devam ediyor.</p>

<p>Felaket yalnızca can kayıplarına yol açmadı. Sınır bölgesindeki yerleşim yerleri sel ve çamur akıntılarından ağır şekilde etkilenirken, köprüler ve yollar kullanılamaz hale geldi, hidroelektrik tesisleri zarar gördü. Nepal hükümeti bir yandan arama, kurtarma ve yardım çalışmalarını sürdürürken diğer yandan yeniden yapılanmanın oluşturacağı mali yükü hesaplamaya başladı.</p>

<h3>BUZUL ÇÖKTÜ, KAYA VE ÇAMUR KÜTLESİ NEHİRLERE KARIŞTI</h3>

<p>Felakete yol açan süreç, çarşamba günü Himalayalar’daki bir buzulun çökmesiyle başladı. Buzuldan kopan büyük kütlenin oluşturduğu kaya, buz, çamur ve moloz akışı dağ nehirleri boyunca ilerleyerek Nepal ile Çin’in Tibet bölgesindeki yerleşim alanlarını etkiledi. Ani sel ve çamur akıntıları nedeniyle çok sayıda yapı zarar görürken ulaşım ve enerji altyapısında da ağır hasar meydana geldi.</p>

<p>Nepal-Çin sınır bölgesinde etkili olan sel, bazı kasabalarda büyük yıkıma neden oldu. Köprülerin ve yolların sürüklendiği, hidroelektrik santrallerinin zarar gördüğü bölgelerde ulaşımın yeniden sağlanması için çalışmalar başlatıldı. Nepal Maliye Bakanı Swarnim Wagle, selin ardından yaklaşık 25 beton köprünün ve 700 megavatlık bir hidroelektrik projesinin zarar gördüğünü açıklamıştı.</p>

<h3>NEPAL’DE CAN KAYBI 626’YA YÜKSELDİ</h3>

<p>Arama ve kurtarma çalışmalarının dördüncü gününde Nepal’de doğrulanan can kaybı 626’ya ulaştı. Çin’in Tibet bölgesindeki ölümlerle birlikte felaketin iki taraftaki toplam can kaybının daha da yükseldiği bildirildi. Nepal ve Tibet genelinde binlerce kişiden hâlâ haber alınamazken ekipler çamurla kaplanan ve ulaşımın güç olduğu alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Kayıp sayısına ilişkin veriler arama çalışmalarına bağlı olarak güncellenirken, yaklaşık 2 bin 500 kişinin kayıp olduğuna yönelik açıklamalar yapıldı. Nepal’de 3 bin 700’den fazla kişinin kurtarıldığı, selden en ağır etkilenen bölgelerde kayıp kişilere ulaşılması için kara ve hava ekiplerinin görev yaptığı bildirildi.</p>

<h3>YENİDEN YAPILANMA İÇİN 4 İLA 5 MİLYAR DOLARLIK TAHMİN</h3>

<p>Nepal Maliye Bakanı Swarnim Wagle, felaketin ardından ülkenin karşı karşıya olduğu yeniden yapılanma maliyetine ilişkin ilk tahminleri açıkladı. Wagle, yeniden yapılanma için 4 ila 5 milyar dolarlık finansmana ihtiyaç duyulabileceğini belirterek kayıp ve hasar tespit çalışmalarının henüz tamamlanmadığını söyledi.</p>

<p>Wagle, rakamların ilk tahminlere dayandığını ve kesin maliyetin hasar değerlendirmelerinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkacağını ifade etti. Açıklanan 4 ila 5 milyar dolarlık yeniden yapılanma faturası, Nepal ekonomisinin yaklaşık onda birine karşılık geliyor.</p>

<h3>2015 DEPREMİNİN MALİYETİ 9 MİLYAR DOLARI BULMUŞTU</h3>

<p>Maliye Bakanı Wagle, sel felaketinin ardından ortaya çıkacak yeniden yapılanma maliyetini Nepal’in 2015 yılında yaşadığı 7,8 büyüklüğündeki depremle de karşılaştırdı. Wagle, mevcut felaket için gereken kaynağın 2015 depremi sonrasında ihtiyaç duyulan miktardan daha düşük olacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nepal’in yakın tarihindeki en büyük afetlerden biri olan 2015 depreminde yaklaşık 9 bin kişi hayatını kaybetmiş, yarım milyondan fazla ev yıkılmıştı. Depremin ardından yeniden yapılanma için yaklaşık 9 milyar dolarlık harcama yapılırken, ekonomik kayıpların ülke ekonomisinin yaklaşık üçte birine ulaştığı bildirilmişti.</p>

<h3>KÖPRÜLER, YOLLAR VE HİDROELEKTRİK TESİSLERİ ZARAR GÖRDÜ</h3>

<p>Selin ekonomik etkisinin önemli bölümünü altyapıda oluşan zarar oluşturuyor. Sınır bölgesindeki kasabalarda yollar ve köprüler tahrip olurken enerji üretim tesisleri de sel sularından etkilendi. Reuters’ın aktardığı verilere göre ülkedeki elektrik üretim kapasitesinin yüzde 12’den fazlasını ilgilendiren hidroelektrik altyapısında hasar meydana geldi.</p>

<p>Nepal hükümeti, arama ve kurtarma faaliyetlerinin ardından orta ve uzun vadeli yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılacağını açıkladı. Başbakanlık Afet Yardım Fonu’nda 2,34 milyar Nepal rupisi bulunduğu, Maliye Bakanlığının da İçişleri Bakanlığına 1,17 milyar rupi ayırdığı bildirildi. Dünya Bankası, Çin, Hindistan, Japonya, Asya Kalkınma Bankası ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu tarafından da destek sağlanacağı açıklandı.</p>

<h3>HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR</h3>

<p>Nepal makamları selin neden olduğu toplam ekonomik kaybı belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor. Maliye Bakanı Wagle’ın açıkladığı 4 ila 5 milyar dolarlık tutar kesinleşmiş bir maddi zarar rakamından ziyade yeniden yapılanmaya ilişkin ilk finansman tahminini oluşturuyor. Nihai kayıp ve hasar tutarının, saha incelemelerinin tamamlanmasının ardından belirlenmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/nepalde-sel-felaketinin-bilancosu-agirlasiyor-626-can-kaybi-var</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/nepal-44-1.jpg" type="image/jpeg" length="68386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Trump İran çatışmasından çıkış yolu bulmakta zorlanıyor"]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/trump-iran-catismasindan-cikis-yolu-bulmakta-zorlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/trump-iran-catismasindan-cikis-yolu-bulmakta-zorlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Senatörü Mark Kelly, Başkan Donald Trump’ın İran’la yaşanan çatışmadan çıkış yolu bulmakta zorlandığını söyledi. ABC News’e konuşan Kelly, çatışmanın ABD’de benzin ve gıda maliyetlerini artırdığını savunurken, kara birliklerinin devreye sokulmasının binlerce Amerikalının hayatına mal olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Senatörü Mark Kelly, Başkan Donald Trump’ın İran’la devam eden çatışmaya ilişkin seçeneklerinin giderek daraldığını savundu. ABC News’e açıklamalarda bulunan Kelly, çatışmanın ekonomik etkilerinin ABD halkı tarafından benzin ve gıda fiyatlarındaki artış üzerinden hissedildiğini belirterek, Washington yönetiminin askeri tırmanma yerine ekonomik baskı ve Avrupa’daki müttefiklerle ilişkilerin yeniden güçlendirilmesine yönelmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3>KELLY: TRUMP ÇATIŞMADAN ÇIKIŞ YOLU BULMAKTA ZORLANIYOR</h3>

<p>ABD Senatörü Mark Kelly, Başkan Donald Trump’ın İran çatışmasından çıkış konusunda sınırlı seçeneklerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kelly’ye göre ABD yönetiminin önündeki seçenekler arasında çatışmayı kara birlikleri göndererek büyütmek, tamamen geri çekilmek veya ekonomik baskıyı artırırken Avrupa’daki müttefiklerle ilişkileri yeniden inşa etmeye çalışmak bulunuyor.</p>

<p>Eski bir ABD Donanması savaş pilotu olan Kelly, özellikle kara birliklerinin çatışmaya dahil edilmesi seçeneğine karşı uyarıda bulundu. Böyle bir adımın “binlerce ve binlerce Amerikalının” hayatına mal olabileceğini savunan Kelly, doğrudan askeri tırmanmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>BENZİN VE GIDA MALİYETLERİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Kelly, çatışmanın maliyetinin yalnızca askeri alanda değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek ABD’de yaşayanların ekonomik etkilerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Senatör, Amerikalıların daha yüksek benzin ve gıda maliyetleri üzerinden çatışmanın bedelini ödediğini savundu.</p>

<p>ABC News’e verdiği demeçte Trump yönetiminin İran politikasını eleştiren Kelly, mevcut durumun yönetimin tercihleri sonucunda ortaya çıktığını öne sürdü. “Kendi yarattığı bir kriz” ifadesini kullanan Kelly, Trump’ın karar alma yaklaşımının yönetimin hareket alanını daralttığını ileri sürdü.</p>

<h3>AVRUPALI MÜTTEFİKLERLE İLİŞKİLERİ GÜNDEME GETİRDİ</h3>

<p>Kelly, askeri seçeneklerin dışında ekonomik baskının artırılması ve Avrupa’daki müttefiklerle ilişkilerin yeniden kurulmasının daha uygun bir yol olduğunu savundu. Senatör, söz konusu ittifakların son bir buçuk yılda aşındığını ileri sürerek Washington’ın yeniden diplomatik koalisyonlar oluşturmaya çalışması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kelly’nin açıklamalarına göre ekonomik yöntemlerin uygulanması ve ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirmesi, doğrudan askeri operasyonların genişletilmesine kıyasla daha uygun bir seçenek oluşturuyor. Senatör, özellikle kara birliklerinin İran’a gönderilmesine karşı olduğunu vurguladı.</p>

<h3>İRAN’DAKİ BOMBALAMALARI DA ELEŞTİRDİ</h3>

<p>Mark Kelly, İran’a yönelik hava saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde bazı bombardımanlarda “masum İranlı çocukların” öldüğünü söyledi. Söz konusu saldırıların uygun bir plan olmadığını savunan Kelly, askeri operasyonların genişletilmesi yerine ekonomik ve diplomatik yöntemlere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kelly, “ekonomik bir yaklaşım ve ittifaklarımızı yeniden inşa etmenin”, yalnızca askeri eylemleri artırmaktan ve özellikle kara birliklerini çatışmaya dahil etmekten daha iyi bir yöntem olduğunu söyledi. Senatörün açıklamaları, Trump yönetiminin İran çatışmasındaki seçenekleri ve ABD’nin bundan sonraki tutumuna ilişkin tartışmaların sürdüğü dönemde geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/trump-iran-catismasindan-cikis-yolu-bulmakta-zorlaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/07/donald-trump-444.jpg" type="image/jpeg" length="81175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump, Putin'den güvence aldığını söyledi]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/trump-putinden-guvence-aldigini-soyledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/trump-putinden-guvence-aldigini-soyledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile verimli görüşmeler yaptığını belirterek Rusya'nın NATO topraklarına saldıracağını düşünmediğini söyledi. Trump, Rusya ile İran arasındaki nükleer program görüşmeleri konusunda Moskova'ya yönelik olası yaptırımlar için de kararın gelişmelere bağlı olacağını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis'te düzenlenen başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Trump'ın açıklamalarında Rusya, NATO, İran'ın nükleer programı ve olası yaptırımlar öne çıktı.</p>

<p>Rusya'nın NATO topraklarına yönelik herhangi bir saldırıda bulunup bulunmayacağına ilişkin tartışmalara değinen Trump, Moskova'nın böyle bir adım atacağını düşünmediğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği temaslara işaret eden ABD Başkanı, görüşmelerin verimli geçtiğini belirtti.</p>

<h3>“NATO TOPRAKLARINA SALDIRMAYACAKTIR”</h3>

<p>Donald Trump, Rusya'nın NATO üyesi ülkelere yönelik olası bir saldırısına ilişkin yöneltilen soruya Putin ile yaptığı görüşmeleri hatırlatarak yanıt verdi. Trump, “Onunla verimli görüşmeler yaptım. NATO topraklarına saldırmayacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı'nın açıklaması, Rusya'nın ilerleyen dönemde NATO ülkelerine yönelik askeri bir adım atıp atmayacağına ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.</p>

<h3>RUSYA-İRAN GÖRÜŞMELERİ DE GÜNDEME GELDİ</h3>

<p>Trump, Rusya ile İran arasında nükleer programa ilişkin gerçekleştirildiği belirtilen son görüşmeler hakkında da değerlendirmelerde bulundu. ABD Başkanı, söz konusu süreç nedeniyle Moskova'ya yaptırım uygulanması ihtimalini tamamen dışlamadı.</p>

<p>Rusya'ya yönelik yeni bir yaptırım kararı alınıp alınmayacağı sorulan Trump, kararın gelişmeler doğrultusunda şekilleneceğini belirtti. Washington yönetiminin süreci yakından takip edeceğini ifade etti.</p>

<h3>“YAPTIRIMLA İLGİLİ KARAR DURUMA BAĞLI”</h3>

<p>Trump, Rusya'ya yönelik olası yaptırımlara ilişkin kararın “duruma bağlı” olduğunu söyledi. ABD Başkanı'nın açıklamasına göre Washington, Rusya ile İran arasındaki temasların seyrini izlemeyi sürdürecek.</p>

<p>İran'ın nükleer programı konusunda Moskova'nın üstlendiği rol ve Rusya ile İran arasındaki temaslar, ABD'nin olası yaptırım seçenekleri kapsamında gündemde kalmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ÇİNLİ BANKALARLA İLGİLİ SORUYA YANIT VERDİ</h3>

<p>ABD Başkanı Trump'a, İran ile yakın ilişki içerisinde olduğu belirtilen Çinli bankalara Washington yönetiminin neden yaptırım uygulamadığı da soruldu. Trump, söz konusu soruya ABD yönetiminin attığı bütün adımların kamuoyuyla paylaşılmak zorunda olmadığını belirten bir yanıt verdi.</p>

<p>Trump, “Uygulamadığımı nereden biliyorsunuz? Her yaptığım şeyi size açıklamak zorunda mıyım?” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, yaptırım politikası kapsamında atılmış ya da atılması planlanan olası adımlara ilişkin başka ayrıntı paylaşmadı.</p>

<h3>CIA DİREKTÖRÜ RATCLIFFE'İN RUSYA ZİYARETİ GÜNDEM OLMUŞTU</h3>

<p>ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA Direktörü John Ratcliffe'in Rusya'ya gerçekleştirdiği belirtilen gizli ziyaret daha önce gündeme gelmişti. Ziyaretin amacının Rus yetkilileri NATO üyesi ülkelere ve Baltık devletlerine yönelik olası saldırılardan kaçınmaları konusunda uyarmak olduğu iddia edilmişti.</p>

<p>Wall Street Journal'a konuşan ABD'li yetkililer, Ratcliffe'in ziyaretinin yakın zamanda hazırlanan ABD istihbarat değerlendirmelerinin ardından gerçekleştiğini belirtmişti. Söz konusu değerlendirmelerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in birkaç yıl içerisinde müttefik bir ülkeye saldırı düzenleyerek NATO'nun kararlılığını test edebileceğinin öngörüldüğü aktarılmıştı.</p>

<h3>NATO'YA YÖNELİK OLASI RUSYA SALDIRISI TARTIŞILIYOR</h3>

<p>Rusya'nın gelecekte NATO üyesi ülkelere yönelik askeri bir girişimde bulunabileceğine ilişkin değerlendirmeler, ABD istihbaratı ve Batılı ülkelerin güvenlik gündeminde yer almaya devam ediyor. CIA Direktörü Ratcliffe'in Moskova ziyaretiyle ilgili iddialar da söz konusu güvenlik tartışmaları kapsamında gündeme gelmişti.</p>

<p>Trump ise Putin ile yaptığı görüşmelere dayanarak Rusya'nın NATO topraklarına saldırmayacağını düşündüğünü açıkladı. ABD Başkanı aynı açıklamalarında Rusya-İran temasları ve olası yaptırım kararları konusunda gelişmelerin takip edileceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/trump-putinden-guvence-aldigini-soyledi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/01/trump-putin-3.jpg" type="image/jpeg" length="83898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fransız milletvekillerinin kıblesi İsrail çıktı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/fransiz-milletvekillerinin-kiblesi-israil-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/fransiz-milletvekillerinin-kiblesi-israil-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’da milletvekilleri ve senatörlerin yabancı aktörler tarafından finanse edilen yurt dışı seyahatleri mercek altına alındı. Liberation gazetesinin teyit servisi CheckNews’in Haziran 2022-Mayıs 2026 dönemini kapsayan incelemesine göre Fransız parlamenterlerin en fazla ziyaret ettiği ülke açık ara İsrail oldu. 60’tan fazla İsrail seyahati kayıtlara geçerken bunların 44’ü 7 Ekim 2023 sonrasında gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da parlamenterlerin yabancı aktörler tarafından finanse edilen yurt dışı seyahatlerine ilişkin kayıtlar dikkat çeken bir tablo ortaya çıkardı. Liberation gazetesinin teyit hattı CheckNews, Haziran 2022 ile Mayıs 2026 arasında milletvekilleri ve senatörlerin kabul ettiği finanse edilmiş seyahat davetlerini inceledi. Resmi parlamento kayıtları üzerinden yapılan derlemede İsrail, Fransız parlamenterlerin en fazla seyahat ettiği ülke olarak öne çıktı.</p>

<p>Araştırmada her kabul edilen davet ayrı bir seyahat olarak sayıldı. Aynı heyette birlikte seyahat eden parlamenterler de ayrı ayrı kayıtlara dahil edildi. Söz konusu yöntemle yapılan hesaplamada İsrail’e 60’tan fazla seyahat tespit edilirken Tayvan’a 32, Katar’a 25 ve Çin’e 14 finanse edilmiş ziyaret gerçekleştirildi.</p>

<h3>FRANSIZ PARLAMENTERLERİN İLK TERCİHİ İSRAİL OLDU</h3>

<p>CheckNews’in ortaya koyduğu veriler, Fransız parlamenterlerin yabancı kuruluşlar tarafından finanse edilen seyahatlerinde İsrail’in diğer ülkelerden belirgin biçimde ayrıldığını gösterdi. Dört yıllık dönemde İsrail’e yönelik seyahatlerin sayısı 60’ı aşarken ikinci sıradaki Tayvan 32 ziyaretle kayıtlara geçti. Katar için 25, Çin için ise 14 seyahat bildirildi.</p>

<p>Rakamlar, İsrail’e yönelik finanse edilen parlamenter ziyaretlerinin Tayvan’ın yaklaşık iki katına ulaştığını ortaya koydu. Araştırma kapsamında incelenen kayıtlar, diğer ülkelere gerçekleştirilen seyahatlerin önemli bölümünün ilgili ülkelerin bakanlıkları, diplomatik temsilcilikleri veya resmi kuruluşları tarafından organize edildiğini gösterdi.</p>

<h3>İSRAİL SEYAHATLERİNİN MERKEZİNDE ELNET VAR</h3>

<p>Fransız parlamenterlerin İsrail ziyaretlerinin büyük bölümünün organizasyonunda Avrupa Liderlik Ağı olarak bilinen ELNET öne çıktı. Brüksel merkezli yapı, Avrupa ile İsrail arasındaki ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluş olarak faaliyet gösteriyor ve Fransa’daki parlamenterlere yönelik çok sayıda İsrail ziyareti düzenliyor.</p>

<p>Fransız Senatosu’nun resmi kayıtlarında da ELNET tarafından finanse edilen İsrail seyahatleri yer alıyor. Ocak 2024’te farklı senatörlerin Tel Aviv, Kudüs ve Sderot’u kapsayan dört günlük programlara katıldığı, seyahat finansmanının ELNET tarafından sağlandığı kaydedildi.</p>

<h3>BİR PARLAMENTERİN GEZİ MALİYETİ 4 BİN AVROYA KADAR ÇIKIYOR</h3>

<p>Araştırmaya göre ELNET tarafından tüm masrafları karşılanan ortalama bir İsrail seyahatinin maliyeti parlamenter başına yaklaşık 4 bin avroya kadar çıkabiliyor. Ulaşım, konaklama ve program giderlerinin kuruluş tarafından üstlenildiği seyahatlerde Fransız parlamenterlerin Tel Aviv’de lüks otellerde ağırlandığı belirtildi.</p>

<p>Benzer kayıtlar Avrupa Parlamentosu belgelerinde de yer aldı. ELNET’in bazı ziyaretlerde uçuş, konaklama ve günlük giderleri karşıladığı, İsrail’de Tel Aviv ve Kudüs’teki otellerde konaklama sağladığı resmi beyanlara yansıdı.</p>

<h3>7 EKİM 2023 SONRASI SEYAHATLER HIZLANDI</h3>

<p>CheckNews’in araştırmasındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri, 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’e yönelik finanse edilen Fransız parlamenter seyahatlerinde yaşanan artış oldu. İncelenen dönemde 60’tan fazla seyahatin 44’ünün 7 Ekim 2023’ten sonra gerçekleştirildiği kaydedildi. Önceki bir yıllık dönemde ise 17 seyahat bildirilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ELNET, 7 Ekim saldırılarından kısa süre sonra 15-18 Ekim 2023 tarihleri arasında İsrail’e özel bir heyet ziyareti düzenledi. Organizasyona 10 Fransız milletvekili ile eski Fransa Başbakanı Manuel Valls katıldı. Program kapsamında İsrailli yetkililer, saldırılardan etkilenen kişiler ve rehine yakınlarıyla görüşmeler gerçekleştirildi.</p>

<h3>SAĞ VE MERKEZ SAĞ SİYASETÇİLER ÖNE ÇIKTI</h3>

<p>Araştırma, İsrail’e seyahat eden Fransız parlamenterlerin siyasi dağılımında da belirgin bir yoğunlaşma bulunduğunu ortaya koydu. Davetlerin önemli bölümü merkez ve sağ partilerdeki siyasetçilere yönelirken Filistin yanlısı sol kanattan isimlerin listelerde yer almadığı belirtildi.</p>

<p>Fransız Ulusal Meclisi’ne sunulan bir önerge metninde de ELNET tarafından finanse edilen seyahatlerin büyük çoğunluğunun sağ ve merkez partilerden parlamenterlere yönelik olduğu ifade edildi. Aynı belgede ELNET’in 2017’den itibaren 55 milletvekili ve 46 senatör seyahati organize ettiği, toplam 101 ziyaretin parlamenterlerin bildirdiği 666 seyahatin yüzde 15’inden fazlasına karşılık geldiği belirtildi.</p>

<h3>ELNET “İSRAİL HÜKÜMETİNDEN BAĞIMSIZIZ” DİYOR</h3>

<p>ELNET France Kamu İşleri Sorumlusu Ariel Bellaiche, CheckNews’e yaptığı açıklamada kuruluşun İsrail hükümetinden bağımsız faaliyet gösterdiğini savundu. Bellaiche, organizasyonların “tarafsızlık içinde” yürütüldüğünü ve Fransa’daki “cumhuriyetçi kanadın tüm partileri” ile çalışıldığını ileri sürdü.</p>

<p>ELNET ayrıca İsrail devletinden herhangi bir talimat veya finansman almadığını belirtiyor. Liberation’ın araştırmasına göre, Mediapart’ın geçmişte Fransa’da düzenlenen iki ELNET etkinliğinin İsrail kaynaklı finansman aldığına ilişkin haberler yayımladığı aktarıldı.</p>

<h3>PARLAMENTO KAYITLARINDA ELNET’İN İSMİ AÇIKÇA YER ALIYOR</h3>

<p>Fransa Senatosu tarafından yayımlanan resmi seyahat kayıtlarında ELNET’in finansman sağladığı çok sayıda İsrail ziyareti görülebiliyor. Ocak 2024’te düzenlenen dört günlük bir programda Fransız senatörler Tel Aviv, Kudüs ve Sderot’u ziyaret ederken organizasyonun finansörü olarak ELNET kaydedildi.</p>

<p>Senato kayıtlarında CRIF gibi başka kuruluşlar tarafından finanse edilen İsrail ziyaretleri de bulunuyor. Dolayısıyla İsrail’e yapılan tüm parlamenter ziyaretlerin ELNET tarafından karşılandığı sonucu çıkmıyor; ancak CheckNews’in incelemesine göre gezilerin büyük bölümünde ELNET belirleyici organizatör olarak öne çıkıyor.</p>

<h3>150 AVRONUN ÜZERİNDEKİ DAVETLERİN BİLDİRİLMESİ ZORUNLU</h3>

<p>Fransa’da parlamenterlerin üçüncü taraflar tarafından karşılanan seyahatleri belirli şeffaflık kurallarına tabi. Milletvekilleri 2012’den, senatörler ise 2014’ten itibaren değeri 150 avroyu aşan hediye, avantaj veya seyahat davetlerini ilgili parlamenter makamlara bildirmek zorunda.</p>

<p>Söz konusu seyahatler mevzuat kapsamında yasak değil. Parlamenterlerin finansman kaynağını ve aldıkları daveti kamuya açık biçimde beyan etmeleri gerekiyor. CheckNews’in araştırması da ağırlıklı olarak söz konusu resmi bildirimler üzerinden hazırlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/fransiz-milletvekillerinin-kiblesi-israil-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/fransiz-milletvekilleri.jpg" type="image/jpeg" length="62902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tokayev ile görüştü]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tokayev-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tokayev-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye-Kazakistan ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alınırken Erdoğan, 23 Ağustos’ta Kazakistan’da yapılan Kurultay seçimleri nedeniyle Tokayev’i tebrik etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 27 Ağustos 2026’da yapılan açıklamaya göre iki lider, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konuları değerlendirdi.</p>

<p>Görüşmenin gündeminde Kazakistan’da 23 Ağustos’ta gerçekleştirilen Kurultay seçimleri de yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler dolayısıyla Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’e tebriklerini iletti.</p>

<h3>TÜRKİYE-KAZAKİSTAN İLİŞKİLERİ ELE ALINDI</h3>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın açıklamasında, Erdoğan ile Tokayev’in görüşmede Türkiye-Kazakistan ikili ilişkileri ve bölgesel konular üzerinde durduğu bildirildi. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelecek dönemde geliştirilmesine yönelik çalışmalar da telefon görüşmesinin başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için önümüzdeki süreçte de gayret göstermeyi sürdüreceklerini ifade etti. Açıklamada görüşmenin hangi bölgesel başlıklar üzerinde yoğunlaştığına ilişkin ayrıntılı bilgi verilmedi.</p>

<h3>ERDOĞAN’DAN TOKAYEV’E KURULTAY SEÇİMİ TEBRİĞİ</h3>

<p>Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Ağustos 2026 tarihinde Kazakistan’da gerçekleştirilen Kurultay seçimleri nedeniyle Tokayev’i tebrik etti. Erdoğan, seçimlere yüksek katılım sağlanmasına da değindi.</p>

<p>Erdoğan, yüksek katılım oranının Kazakistan’da yürütülen reformlara yönelik kamuoyu desteğinin bir göstergesi olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da söz konusu değerlendirmeyi görüşmeye ilişkin resmi açıklamasında aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>KAZAKİSTAN’DA 145 ÜYELİ KURULTAY İÇİN SANDIK KURULDU</h3>

<p>Kazakistan’da 23 Ağustos’ta yapılan seçimler, ülkede oluşturulan tek meclisli Kurultay’ın üyelerini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Meclis ve Senatodan oluşan önceki çift meclisli parlamento yapısının yerine kurulan Kurultay 145 üyeden oluşuyor.</p>

<p>Seçim için Kazakistan genelinde ve yurt dışında toplam 10 bin 423 sandık kuruldu. Kazakistan Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre seçmen listelerinde 12 milyon 605 bin 788 kayıtlı seçmen bulunurken Kurultay’daki 145 sandalye için 7 siyasi parti yarıştı.</p>

<h3>“İKİLİ İLİŞKİLERİ GELİŞTİRMEK İÇİN GAYRET GÖSTERMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</h3>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Erdoğan’ın görüşmede Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin gelecek dönemine ilişkin mesajını da paylaştı. Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmaların devam edeceğini belirtti.</p>

<p>Türkiye ile Kazakistan arasındaki ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı telefon görüşmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 27 Ağustos’taki diplomasi temaslarından biri oldu. Erdoğan aynı gün Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi ve Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tokayev-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/erdogan-tokayev.jpg" type="image/jpeg" length="22855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Srebrenitsa soykırımından hüküm giyen Ratko Mladiç öldü]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/srebrenitsa-soykirimindan-hukum-giyen-ratko-mladic-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/srebrenitsa-soykirimindan-hukum-giyen-ratko-mladic-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırp güçlerin komutanı olan, Srebrenitsa soykırımı başta olmak üzere işlenen suçlardan dolayı ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Ratko Mladiç, 84 yaşında öldü. Mladiç’in Hollanda’nın Lahey kentindeki Birleşmiş Milletler gözaltı merkezinde hayatını kaybettiği Birleşmiş Milletler yetkilisi tarafından doğrulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1992-1995 yılları arasındaki Bosna Savaşı’nın en önemli askeri aktörlerinden biri olan ve “Bosna Kasabı” olarak anılan eski Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç hayatını kaybetti. Mladiç, Srebrenitsa’da 8 binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuğun öldürüldüğü soykırımın yanı sıra savaş sırasında işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlalinden mahkum edilmişti. Ölüm haberi ilk olarak Sırp medyasında yer alırken daha sonra Birleşmiş Milletler yetkilisi tarafından da doğrulandı.</p>

<p>Mladiç, ömür boyu hapis cezasını çektiği Lahey’deki Birleşmiş Milletler gözaltı merkezinde bulunuyordu. Son yıllarda sağlık sorunları yaşayan ve birden fazla kez hastaneye kaldırılan Mladiç’in 27 Ağustos 2026’da öldüğü açıklandı. Reuters’ın aktardığı bilgiye göre 2011’de yakalanmasından sonra Birleşmiş Milletler gözetiminde tutulan Mladiç, ölümüne kadar cezasını çekmeye devam etti.</p>

<h3>BOSNALI SIRP ORDUSUNUN KOMUTANIYDI</h3>

<p>Ratko Mladiç, 12 Mayıs 1992’de Bosna Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun, bilinen adıyla Bosnalı Sırp Ordusu’nun Ana Karargah Komutanlığına getirildi. Birleşmiş Milletler bünyesindeki mahkeme kayıtlarına göre Mladiç, en az 8 Kasım 1996’ya kadar Bosnalı Sırp Ordusunun komuta kademesinin başında kaldı. Bosna Savaşı boyunca emrindeki güçlerin gerçekleştirdiği çok sayıda operasyon nedeniyle uluslararası mahkemede yargılandı.</p>

<p>Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı, Mladiç’in Radovan Karadziç ile birlikte Bosnalı Müslümanları ve Bosnalı Hırvatları Bosnalı Sırpların hak iddia ettiği bölgelerden kalıcı biçimde uzaklaştırmayı amaçlayan ortak suç girişiminin kilit isimlerinden biri olduğunu belirtmişti. Savcılık ayrıca Mladiç’in Bosnalı Sırp Ordusunun en üst düzey askeri yetkilisi olarak emrindeki birlikler üzerinde etkin kontrol sahibi olduğunu kaydetmişti.</p>

<h3>SREBRENİTSA’DA 8 BİNDEN FAZLA ERKEK VE ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ</h3>

<p>Mladiç’in mahkumiyetindeki en önemli dosyalardan birini Temmuz 1995’te yaşanan Srebrenitsa soykırımı oluşturdu. Bosnalı Sırp güçleri, Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’yı ele geçirmelerinin ardından 8 binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuğu öldürdü. Uluslararası mahkemeler Srebrenitsa’da yaşananları soykırım olarak nitelendirdi ve Mladiç’in söz konusu suçlardan cezai sorumluluğu bulunduğuna hükmetti.</p>

<p>Mahkeme kayıtlarında Mladiç’in Srebrenitsa’daki soykırımın yanı sıra Bosna Savaşı sırasında cinayet, zulüm, imha, zorla yerinden etme, sivillere yönelik hukuka aykırı saldırılar, terör ve rehin alma suçlarından da sorumlu tutulduğu yer aldı. Temyiz aşamasında Srebrenitsa ile bağlantılı soykırım hükmü de dahil olmak üzere mahkumiyetlerinin büyük bölümü kesinleşti.</p>

<h3>16 YIL SAKLANDIKTAN SONRA 2011’DE YAKALANDI</h3>

<p>Hakkındaki ilk iddianame 24 Temmuz 1995’te hazırlanan Ratko Mladiç, savaşın sona ermesinin ardından uzun yıllar uluslararası adaletten kaçtı. Yaklaşık 16 yıl firari durumda kalan Mladiç, 26 Mayıs 2011’de Sırbistan’da yakalandı ve 31 Mayıs 2011’de Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesine teslim edildi.</p>

<p>Mladiç’in yakalanmasıyla birlikte Bosna Savaşı sırasında işlenen suçlara ilişkin en önemli uluslararası davalardan biri başladı. Kendisine iki soykırım, beş insanlığa karşı suç ve dört savaş hukukunu veya savaş geleneklerini ihlal suçlaması yöneltildi. Mladiç, mahkeme sürecinde hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.</p>

<h3>2017’DE ÖMÜR BOYU HAPSE MAHKUM EDİLDİ</h3>

<p>Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, 22 Kasım 2017’de açıkladığı kararda Ratko Mladiç’i soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlali kapsamındaki suçlardan mahkum etti. Mahkeme Mladiç’e ömür boyu hapis cezası verdi.</p>

<p>Kararda Mladiç; Srebrenitsa soykırımı, zulüm, imha, cinayet, sürgün, zorla yerinden etme, sivillere yönelik saldırılar, terör ve rehin alma dahil olmak üzere birçok suçtan sorumlu bulundu. İlk derece mahkemesinin verdiği ömür boyu hapis cezasına karşı yapılan temyiz başvurusu da sonuç vermedi.</p>

<h3>ÖMÜR BOYU HAPİS CEZASI 2021’DE KESİNLEŞTİ</h3>

<p>Birleşmiş Milletler Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması Temyiz Dairesi, 8 Haziran 2021’de Mladiç’in itirazlarını büyük ölçüde reddetti. Temyiz Dairesi, Srebrenitsa soykırımına ilişkin mahkumiyetin yanı sıra insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlali kapsamındaki hükümleri onadı ve ömür boyu hapis cezasını kesinleştirdi.</p>

<p>Mahkemenin kesinleşen kararında Mladiç’in Srebrenitsa’daki soykırım nedeniyle cezai sorumluluğu kabul edildi. Bosna Hersek’in bazı diğer belediyelerinde işlenen suçlarla ilgili ayrı bir soykırım suçlamasından ise beraat kararı verilmişti. Söz konusu ayrım, Mladiç’in Srebrenitsa soykırımından mahkum edildiği gerçeğini değiştirmedi.</p>

<h3>SON YILLARINDA SAĞLIK SORUNLARI YAŞADI</h3>

<p>Mladiç, hapis cezasını Lahey’de Birleşmiş Milletler gözetiminde geçirirken son yıllarda ciddi sağlık sorunları yaşadı ve birçok kez hastaneye kaldırıldı. Sağlık durumu nedeniyle erken tahliye edilmesine yönelik başvurular da gündeme geldi ancak cezasını çekmeye devam etti. Reuters, ölüm haberini 27 Ağustos 2026’da bir Birleşmiş Milletler yetkilisine dayandırarak doğruladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>84 yaşındaki Mladiç’in ölümüyle birlikte Bosna Savaşı sırasında işlenen suçlardan uluslararası mahkemede yargılanıp ömür boyu hapis cezası alan en önemli isimlerden birinin cezaevi süreci sona erdi. Mladiç, ölümüne kadar Srebrenitsa soykırımı ile insanlığa karşı suçlar ve savaş hukukunun ihlalinden aldığı ömür boyu hapis cezasını çekiyordu.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/srebrenitsa-soykirimindan-hukum-giyen-ratko-mladic-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/miladic.jpg" type="image/jpeg" length="84840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanada'dan işgali genişletme çalışmaları yapan İsrailli siyasetçiye yaptırım]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/kanadadan-isgali-genisletme-calismalari-yapan-israilli-siyasetciye-yaptirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/kanadadan-isgali-genisletme-calismalari-yapan-israilli-siyasetciye-yaptirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanada’nın, işgal altındaki Doğu Kudüs’te İsrail yerleşimlerinin genişletilmesine yönelik faaliyetleriyle bilinen Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Arieh King’in ülkeye giriş iznini iptal ettiği bildirildi. İsrail gazetesi Haaretz’e dayandırılan habere göre King, Kanada’da yerleşim faaliyetleri için düzenlenecek bir bağış etkinliğine katılmayı planlıyordu. Kanada hükümeti ise vize iptaline ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada’nın Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Arieh King’in ülkeye girişine yönelik seyahat iznini iptal ettiği bildirildi. İsrail basınında yer alan haberlere göre kararın, King’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te İsrail yerleşimlerini destekleyen faaliyetleriyle bağlantılı olduğu belirtildi. Haaretz’in aktardığı gelişmenin ardından King’in Kanada’da katılması planlanan etkinlik de gündeme geldi.</p>

<h3>ARIEH KING’İN KANADA’YA GİRİŞ İZNİ İPTAL EDİLDİ</h3>

<p>Haaretz’in haberine göre Kanada makamları, Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Arieh King’e verilen seyahat iznini geri çekti. King’in Kanada’ya giderek İsrail yerleşim girişimleri için düzenlenecek bir bağış etkinliğine katılması planlanıyordu. Kanada makamlarından kararın gerekçesine ilişkin kamuoyuna yapılmış resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Kanada’da Filistin yanlısı bazı sivil toplum kuruluşları da King’in ülkeye girişinin engellenmesi yönünde kampanya yürütmüştü. Canadians for Justice and Peace in the Middle East tarafından 20 Ağustos 2026’da yayımlanan çağrıda, King’in Toronto’da 25 Ağustos’ta düzenlenmesi planlanan bir etkinliğe katılacağı belirtilmiş ve Kanada hükümetinden girişinin engellenmesi istenmişti.</p>

<h3>KING: ARAPLARIN YÜRÜTTÜĞÜ KAMPANYANIN SONUCU</h3>

<p>Arieh King, Haaretz’e yaptığı açıklamada Kanada’nın kararının kendisine karşı yürütülen bir kampanyanın sonucu olduğunu savundu. King, giriş izninin geri çekilmesini UNRWA’ya yönelik faaliyetleri ve işgal altındaki Doğu Kudüs’te İsrail yerleşimlerini destekleyen tutumuyla ilişkilendirdi.</p>

<p>King uzun süredir Doğu Kudüs’te Filistinlilere ait evlerin İsrailli yerleşimcilere devredilmesine yönelik girişimlere verdiği destekle tanınıyor. İsrailli siyasetçi aynı zamanda Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın Kudüs’teki faaliyetlerine karşı yürütülen kampanyalarda da yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ŞEYH CERRAH’TAKİ UNRWA MERKEZİ İÇİN YERLEŞİM ÇAĞRISI YAPMIŞTI</h3>

<p>King’in gündeme gelen girişimlerinden biri, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan UNRWA yerleşkesine yönelik açıklamaları oldu. King, UNRWA’nın söz konusu bölgeden çıkarılması ve arazide İsrail yerleşimi kurulması yönünde çağrılar yaptı.</p>

<p>UNRWA ise Şeyh Cerrah’taki merkezinin bulunduğu araziye ilişkin İsrail makamlarının hak iddialarını reddediyor. Ajansın Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, arazinin 1952’den beri Ürdün hükümetinden kiralandığı ve mülkiyetin İsrail’e devredilmediği belirtildi. UNRWA, söz konusu yerleşkeye yönelik işlemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.</p>

<h3>KALANDİYA’DAKİ UNRWA MERKEZİNE YÖNELİK ADIMA DESTEK VERDİ</h3>

<p>King, İsrail’in Kudüs’ün kuzeyindeki UNRWA’ya ait Kalandiya Eğitim Merkezi’ne yönelik kontrol girişimine de destek verdi. Haaretz’e dayandırılan haberlerde King’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda UNRWA’nın bölgeden çıkarılmasını destekleyen ifadeler kullandığı aktarıldı.</p>

<p>UNRWA ile İsrail makamları arasındaki gerilim son dönemde Doğu Kudüs’teki tesisler üzerinden de devam ediyor. Kanada hükümetinin Mart 2026 tarihli resmi belgelerinde de İsrail makamlarının Ocak ayında UNRWA’nın Doğu Kudüs’teki merkezini yıktığı bilgisine yer verildi.</p>

<h3>DOĞU KUDÜS 1967’DEN BERİ İŞGAL ALTINDA</h3>

<p>İsrail, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’yı 1967’den beri işgal altında tutuyor. Uluslararası toplumun büyük bölümü İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşimleri uluslararası hukuka aykırı kabul ederken, İsrail söz konusu hukuki değerlendirmeyi reddediyor.</p>

<p>Doğu Kudüs’ün statüsü, İsrail-Filistin meselesinin temel anlaşmazlık başlıkları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarında İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığı ve yerleşim faaliyetlerine ilişkin hukuki değerlendirmeler bulunuyor.</p>

<h3>KANADA HÜKÜMETİNDEN HENÜZ RESMİ AÇIKLAMA YOK</h3>

<p>Arieh King’in seyahat izninin iptal edildiğine ilişkin haber İsrail basınına dayanırken Kanada hükümeti 26 Ağustos 2026 itibarıyla söz konusu karar hakkında kamuoyuna resmi bir açıklama yapmadı. Kanada’nın göçmenlik kurallarına göre ülkeye kabul konusunda nihai değerlendirme göçmenlik ve sınır makamları tarafından gerçekleştiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/kanadadan-isgali-genisletme-calismalari-yapan-israilli-siyasetciye-yaptirim</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/arieh-king.jpg" type="image/jpeg" length="59774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suudi Arabistan-Fransa hattında yeni savunma dönemi: Geleceğin teknolojilerinde ortaklık]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/suudi-arabistan-fransa-hattinda-yeni-savunma-donemi-gelecegin-teknolojilerinde-ortaklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/suudi-arabistan-fransa-hattinda-yeni-savunma-donemi-gelecegin-teknolojilerinde-ortaklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan ile Fransa, savunma ortaklığını genişletmek amacıyla yeni bir niyet mektubu imzaladı. Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un nezaret ettiği törende imzalanan belge; siber güvenlik, yapay zekâ, askeri eğitim, modern teknolojiler ve savunma sanayii alanlarında iş birliğinin derinleştirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca silahlanma ve eğitim dahil savunma alanındaki koordinasyonlarını artırma kararı aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti kapsamında Riyad-Paris hattında savunma ve ileri teknoloji alanlarını kapsayan yeni bir iş birliği adımı atıldı. Elysee Sarayı’nda gerçekleştirilen temaslarda iki ülke arasında savunma, yapay zekâ, sağlık, gelişen teknolojiler ve yatırımı kapsayan bir dizi anlaşma ve mutabakat imzalandı. Savunma alanındaki niyet mektubu, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Fransa Silahlı Kuvvetler ve Gaziler Bakanlığı arasında imzalanırken, iki lider de törene nezaret etti.</p>

<h3>SAVUNMA ORTAKLIĞI YENİ ALANLARA GENİŞLETİLİYOR</h3>

<p>Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki yeni niyet mektubu, iki ülkenin uzun süredir devam eden savunma ilişkilerini daha geniş bir teknoloji ve kapasite geliştirme çerçevesine taşımayı hedefliyor. Anlaşmanın merkezinde siber güvenlik, yapay zekâ, askeri eğitim ve öğretim, modern savunma teknolojileri ve ilgili savunma sanayileri bulunuyor. Taraflar aynı zamanda savunma alanında tecrübe paylaşımını artırmayı ve ortak projelere daha geniş alan açmayı planlıyor.</p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride de iki ülkenin tarihi savunma iş birliğinin devamı niteliğinde yeni bir savunma deklarasyonu kabul edildiği açıklandı. Bildiride özellikle silahlanma ve eğitim alanlarında iş birliğinin artırılacağı, ortak çıkarların korunması ile küresel güvenlik ve istikrara katkı sağlanması amacıyla koordinasyonun güçlendirileceği belirtildi.</p>

<h3>İMZALAR ELYSEE SARAYI’NDA ATILDI</h3>

<p>Niyet mektubu, Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Elysee Sarayı’nda düzenlenen anlaşma töreninde imzalandı. Suudi Arabistan adına belgeye Savunma Bakanlığı İcra İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Halid el-Biyari, Fransa adına ise Silahlı Kuvvetler ve Gaziler Bakanı Catherine Vautrin imza attı.</p>

<p>Macron ile Muhammed bin Selman, ziyaret kapsamında ilk Fransa-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısına da başkanlık etti. Elysee tarafından yayımlanan açıklamada toplantının iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın farklı alanlarda daha kurumsal hale getirilmesini amaçladığı belirtildi.</p>

<h3>SİBER GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİNİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ</h3>

<p>Yeni savunma çerçevesinde öne çıkan alanlardan biri siber güvenlik oldu. Suudi Arabistan ile Fransa daha önce de savunma ve güvenlik ilişkilerinde siber güvenlik, ortak eğitim, tecrübe paylaşımı ve müşterek tatbikatlar gibi konulara öncelik veriyordu. Yeni niyet mektubu ise söz konusu iş birliğini modern savunma teknolojileriyle daha doğrudan ilişkilendiriyor.</p>

<p>Siber tehditlerin askeri kapasite ve kritik altyapılar açısından daha fazla önem kazandığı dönemde iki ülke, ulusal savunma sistemlerinin dayanıklılığını artıracak bilgi ve tecrübe paylaşımını genişletmeyi planlıyor. Tarafların savunma sanayii ile dijital güvenlik alanlarını birlikte ele alması da yeni anlaşmanın kapsamını genişleten unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<h3>YAPAY ZEKÂ SAVUNMA İŞ BİRLİĞİNE DAHİL EDİLDİ</h3>

<p>Niyet mektubunda yapay zekâ da doğrudan iş birliği alanlarından biri olarak yer aldı. Fransa ve Suudi Arabistan tarafından yayımlanan ortak bildiride savunmadan bağımsız olarak da yapay zekâ, kuantum bilişim, gelişen teknolojiler ve kapasite geliştirme alanlarındaki iş birliğinin derinleştirileceği açıklandı.</p>

<p>Savunma anlaşmasında yapay zekânın yer alması, iki ülkenin askeri teknolojilerdeki dönüşümü ortak çalışma alanı olarak değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli sistemler, veri analizi, karar destek mekanizmaları, siber savunma ve otonom teknolojiler gibi başlıklar modern savunma sanayilerinin temel çalışma alanları arasında bulunuyor.</p>

<h3>ASKERİ EĞİTİM VE TECRÜBE PAYLAŞIMI ARTIRILACAK</h3>

<p>Suudi Arabistan ve Fransa, savunma iş birliğinin yalnızca teknoloji ve ekipman transferiyle sınırlı kalmaması konusunda da mutabık kaldı. Niyet mektubunda askeri eğitim ve öğretim ile karşılıklı tecrübe paylaşımının geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanlığının ortak açıklamasında da savunma eğitimi, silahlanma ve koordinasyon alanlarında daha yoğun iş birliği yapılacağı belirtildi. Tarafların amacı, mevcut askeri kapasitenin geliştirilmesi ve savunma kurumları arasındaki kurumsal bağların güçlendirilmesi olarak açıklandı.</p>

<h3>SAVUNMA SANAYİİNDE ORTAKLIK ALANI GENİŞLİYOR</h3>

<p>Yeni niyet mektubu, savunma sanayii tarafında da yeni iş birliklerine kapı açıyor. Modern savunma teknolojilerinin geliştirilmesi, ekipman tedariki ve ulusal üretim kapasitesinin artırılması iki ülke arasındaki görüşmelerin temel başlıkları arasında yer alıyor.</p>

<p>Suudi Arabistan, Vision 2030 programı kapsamında savunma harcamalarının daha büyük bölümünü ülke içinde üretmeyi ve savunma sanayiindeki yerelleşme oranını artırmayı hedefliyor. Fransa ise küresel savunma sanayisindeki başlıca üretici ve ihracatçı ülkeler arasında bulunuyor. Yeni anlaşma, söz konusu iki yapının ortak projeler üzerinden daha yakın çalışmasına yönelik çerçeve oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>STRATEJİK ORTAKLIK 2024’TE İLAN EDİLMİŞTİ</h3>

<p>Fransa ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığın temeli, Emmanuel Macron’un 2-4 Aralık 2024 tarihlerinde Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği devlet ziyareti sırasında atılmıştı. İki ülke, 2026’daki Paris temaslarında söz konusu ortaklığı daha kurumsal hale getirmek amacıyla ilk Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısını gerçekleştirdi.</p>

<p>Macron ve Muhammed bin Selman, 24 Ağustos 2026’daki görüşmelerinde siyasi ilişkilerin kuruluşunun 100. yılına da dikkat çekti. Taraflar, savunma ve güvenliğin yanı sıra ekonomi, enerji, yapay zekâ, sağlık, kültür ve yatırım alanlarında ortaklığın genişletilmesi konusunda anlaşmaya vardı.</p>

<h3>ORTAK BİLDİRİDE ORTADOĞU GÜVENLİĞİNE VURGU</h3>

<p>İki liderin görüşmesi yalnızca ikili savunma ilişkileriyle sınırlı kalmadı. Ortak bildiride Ortadoğu’daki güvenlik gelişmeleri, İran, Hürmüz Boğazı, Lübnan, Suriye ve Filistin başlıkları da yer aldı.</p>

<p>Fransa ve Suudi Arabistan, İran konusunda yeni bir tırmanmanın önüne geçilmesi için müzakere edilmiş bir çözüm gerektiğini belirtirken, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırıları ve deniz yollarının güvenliğine dönük tehditleri kınadı. Taraflar boğazdaki deniz trafiğinin 28 Şubat 2026 öncesindeki normal koşullarına dönmesi gerektiğini de açıkladı.</p>

<h3>SURİYE VE LÜBNAN DA GÜNDEMDEYDİ</h3>

<p>Fransa ile Suudi Arabistan, Suriye’nin birliği, istikrarı ve ekonomik toparlanmasına yönelik desteklerini de ortak bildiride yineledi. Taraflar, Suriye’de güçlü bir kurumsal yapının oluşturulmasının ekonomik yatırımlar açısından gerekli olduğunu belirtirken, Avrupa, Körfez ve Asya arasında alternatif koridorların geliştirilmesi ihtimaline dikkat çekti. Suudi-Suriye-Fransız iş konseyi kurulması da memnuniyetle karşılandı.</p>

<p>Lübnan konusunda ise devlet kurumlarının güçlendirilmesi, silahlı kuvvetlerin desteklenmesi ve devlet dışı silahlı grupların silahsızlandırılması gerektiği belirtildi. Fransa ile Suudi Arabistan, Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik koordinasyonlarını sürdüreceklerini açıkladı.</p>

<h3>22’DEN FAZLA ANLAŞMA VE MUTABAKAT AÇIKLANDI</h3>

<p>Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti sırasında savunma dışında da çok sayıda anlaşmaya imza atıldı. Elysee Sarayı’nın açıklamasına göre ziyaret kapsamında savunma, sağlık, yapay zekâ, gelişen teknolojiler ve eğlence sektörlerini kapsayan anlaşmalar ve mutabakat zabıtları imzalandı.</p>

<p>Fransa-Suudi Arabistan yatırım yuvarlak masa toplantısının ardından 22’den fazla anlaşma ve mutabakatın açıklandığı bildirildi. Taraflar enerji, sanayi, finansal hizmetler, ulaştırma, lojistik, sağlık, kültür, turizm ve yapay zekâ gibi alanlarda yeni ortak projeler geliştirmeyi planlıyor.</p>

<h3>İKİLİ TİCARET 11,8 MİLYAR DOLARA ULAŞTI</h3>

<p>Fransa Cumhurbaşkanlığının yayımladığı ortak bildiriye göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 11,8 milyar dolara ulaştı. Paris ve Riyad yönetimleri ekonomik ilişkilerdeki büyümenin devam ettirilmesi ve Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki projelere katılımının artırılması amacıyla yeni finansman mekanizmaları oluşturulması konusunda da anlaşmaya vardı.</p>

<p>Savunma ve ileri teknoloji anlaşmaları da ekonomik ilişkilerdeki genişlemenin bir parçası olarak öne çıkıyor. İki ülke, yeni niyet mektubuyla savunma teknolojilerinden siber güvenliğe, yapay zekâdan askeri eğitime kadar uzanan alanlarda ortak çalışmayı derinleştirmeyi hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/suudi-arabistan-fransa-hattinda-yeni-savunma-donemi-gelecegin-teknolojilerinde-ortaklik</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/suudi-fransiz.jpg" type="image/jpeg" length="43205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Moskova'ya sessiz sedasız inen Amerikan uçağının sırrı çözüldü]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/moskovaya-sessiz-sedasiz-inen-amerikan-ucaginin-sirri-cozuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/moskovaya-sessiz-sedasiz-inen-amerikan-ucaginin-sirri-cozuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Moskova’daki Vnukovo Uluslararası Havalimanı’na inen ABD’ye ait C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağının ardından ziyaretin ayrıntıları ortaya çıktı. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı Direktörü John Ratcliffe’in Rus yetkililerle görüşmeler gerçekleştirmek üzere Moskova’ya gittiği doğrulandı. Görüşmelerin içeriği açıklanmazken ziyaret, Rusya-Ukrayna müzakerelerinin tıkandığı ve Washington’ın İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Moskova’ya iniş yapan Amerikan askeri uçağının taşıdığı heyete ilişkin belirsizlik sona erdi. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı Direktörü John Ratcliffe’in 25 Ağustos’ta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rus yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdiği ortaya çıktı. ABD medyasına konuşan ve ziyarete ilişkin bilgi sahibi yetkililer, Ratcliffe’in Moskova’da bulunduğunu doğrularken görüşmelerin hangi konular üzerine yapıldığına ilişkin ayrıntı paylaşmadı.</p>

<p>CIA, Ratcliffe’in Rusya ziyaretine ve temaslarının içeriğine ilişkin resmi açıklama yapmadı. Ziyaret, Donald Trump döneminde Ratcliffe’in CIA Direktörü sıfatıyla Rusya’ya gerçekleştirdiği ilk bilinen Moskova ziyareti olurken, aynı zamanda 2021’de dönemin CIA Direktörü William Burns’ün Moskova temaslarından sonra bir CIA başkanının Rusya’ya yaptığı ilk bilinen ziyaret olarak kayıtlara geçti.</p>

<h3>ABD ASKERİ UÇAĞI MOSKOVA’YA İNİNCE GÖZLER WASHINGTON’A ÇEVRİLDİ</h3>

<p>Ziyaretten önce dikkatleri Moskova’ya çeken gelişme, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing C-17A Globemaster III tipi askeri nakliye uçağının Vnukovo Uluslararası Havalimanı’na inmesi oldu. Flightradar24 tarafından yayımlanan uçuş takip verilerine göre RCH4555 uçuş kodunu kullanan uçak, 25 Ağustos Salı sabahı Letonya’nın başkenti Riga’dan havalanarak Moskova’ya geçti.</p>

<p>Uçuş kayıtları, askeri uçağın rotasının ABD’deki Joint Base Andrews bağlantılı olduğunu gösterdi. Maryland’de bulunan üs, ABD yönetiminin üst düzey seyahatlerinde kullanılan önemli askeri merkezlerden biri olarak bilinirken C-17’nin Riga üzerinden Moskova’ya yönelmesi ziyaretin niteliğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<h3>UÇAĞIN ARDINDA CIA DİREKTÖRÜ JOHN RATCLIFFE ÇIKTI</h3>

<p>ABD medyasına konuşan birden fazla yetkili, Moskova’ya gerçekleştirilen ziyaretin CIA Direktörü John Ratcliffe tarafından yapıldığını bildirdi. Ratcliffe’in Rus yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdiği belirtilirken hangi isimlerle bir araya geldiği ve görüşmelerde hangi başlıkların ele alındığı kamuoyuna açıklanmadı.</p>

<p>Kremlin ise ziyaret öncesinde ABD yönetiminden yetkililerle planlanmış bir görüşme bulunduğunu açıklamamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un ABD askeri uçağının Moskova’ya gelişi konusunda bilgi sahibi olmadıklarını söylediği aktarılırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ratcliffe arasında planlanmış bir görüşme olduğuna ilişkin resmi doğrulama yapılmadı.</p>

<h3>RATCLIFFE’İN İLK BİLİNEN MOSKOVA ZİYARETİ</h3>

<p>John Ratcliffe’in Moskova’ya gelişi, CIA Direktörü olarak Rusya’ya yaptığı ilk bilinen ziyaret niteliği taşıyor. Ratcliffe, Donald Trump yönetiminde CIA Direktörlüğü görevini yürütürken daha önce de ABD istihbarat ve güvenlik yapılanmasının üst kademelerinde görev almıştı.</p>

<p>CIA’nın bir önceki bilinen üst düzey Moskova ziyareti 2021 yılında William Burns tarafından gerçekleştirilmişti. Burns, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri yığınağının arttığı dönemde Moskova’ya gitmiş ve temaslarda bulunmuştu. Ratcliffe’in ziyareti ise Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla yürütülen diplomatik girişimlerin sonuç vermediği bir döneme denk geldi.</p>

<h3>ZİYARET ÖNCESİ UKRAYNA’YA SALDIRILARI DURDURMA ÇAĞRISI</h3>

<p>Ratcliffe’in Moskova’ya hareketinden önce Washington’ın Ukrayna yönetimine dikkat çeken bir talepte bulunduğu belirtildi. Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklara göre ABD, Ukrayna’dan Moskova ve Rusya’nın kuzeyindeki bazı bölgelere yönelik uzun menzilli insansız hava aracı ve füze saldırılarını geçici olarak durdurmasını istedi.</p>

<p>Ukraynalı yetkililere üst düzey bir ABD temsilcisinin Rusya’ya seyahat edeceği bilgisinin iletildiği aktarıldı. Washington’ın talebinin pazartesiden çarşambaya kadar belirli bir dönemi kapsadığı ve Ratcliffe’in bulunduğu süre boyunca olası saldırıların önlenmesinin amaçlandığı bildirildi.</p>

<h3>LETONYA ÜZERİNDEN MOSKOVA’YA GEÇTİ</h3>

<p>Uçuş takip verilerine göre Ratcliffe’in ziyaretinde kullanılan askeri hava trafiğinin güzergahında Letonya da yer aldı. ABD bağlantılı uçakların önce Riga’ya ulaştığı, ardından C-17 Globemaster III tipi uçağın Moskova’daki Vnukovo Havalimanı’na geçtiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Letonya makamları, Amerikan uçağının ülke hava sahasındaki hareketinin gerekli izinler doğrultusunda gerçekleştirildiğini bildirdi. Uçuşun Letonya Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmediği belirtilirken operasyonun içeriğine ilişkin ilave bilgi paylaşılmadı.</p>

<h3>RUSYA-UKRAYNA MÜZAKERELERİNİN TIKANDIĞI DÖNEMDE GELDİ</h3>

<p>CIA Direktörü John Ratcliffe’in Rusya ziyareti, Moskova ile Kiev arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla yürütülen görüşmelerin çıkmaza girdiği bir süreçte gerçekleşti. ABD yönetiminin daha önce iki ülke arasında diplomatik temasları artırmaya yönelik girişimlerde bulunduğu ancak kalıcı bir anlaşmaya ulaşılamadığı bildirildi.</p>

<p>Ratcliffe’in temaslarının Rusya-Ukrayna savaşıyla bağlantılı olup olmadığı konusunda resmi açıklama yapılmadı. Görüşmelerin içeriğinin gizli tutulması nedeniyle ziyaretin gündeminde savaş, güvenlik meseleleri, istihbarat başlıkları veya başka diplomatik konuların bulunup bulunmadığı doğrulanmadı.</p>

<h3>İRAN’A YÖNELİK YENİ ABD HAMLESİNİN ARDINDAN GELDİ</h3>

<p>Moskova ziyareti, Washington’ın İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir döneme de denk geldi. ABD yönetimi, Tahran’ın uluslararası ticari bağlantılarını sınırlandırmaya ve İran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren ülke ve kuruluşlar üzerindeki yaptırım baskısını artırmaya yönelik yeni adımlar açıkladı.</p>

<p>Rusya’nın İran’ın önemli stratejik ve ticari ortaklarından biri olması, Ratcliffe’in Moskova temaslarının zamanlamasını öne çıkaran başlıklardan biri oldu. Görüşmelerde İran dosyasının ele alınıp alınmadığına ilişkin ABD veya Rusya tarafından herhangi bir resmi açıklama yapılmadı.</p>

<h3>MOSKOVA ZİYARETİNİN GÜNDEMİ AÇIKLANMADI</h3>

<p>ABD’li yetkililer Ratcliffe’in Moskova’da Rus yetkililerle görüşme gerçekleştirdiğini doğrulasa da temasların gündemine ilişkin ayrıntılar gizli tutuldu. CIA, ABD Savunma Bakanlığı ve ABD Hava Kuvvetleri de ziyaretle ilgili ayrıntılı yorum yapmadı.</p>

<p>Rusya-Ukrayna savaşı, Washington’ın Kiev’den saldırıları geçici olarak durdurmasını istemesi ve İran’a yönelik ekonomik baskının artırılması, ziyaretin gerçekleştiği dönemin önemli dış politika başlıkları arasında yer aldı. Ratcliffe’in hangi başlıklarla Moskova’ya gittiği konusunda ise resmi makamlar tarafından doğrulanmış bir gündem paylaşılmadı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/moskovaya-sessiz-sedasiz-inen-amerikan-ucaginin-sirri-cozuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/cia-1.jpg" type="image/jpeg" length="54516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mazlum Abdi alınan tarihi kararı Şam'da açıkladı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/mazlum-abdi-alinan-tarihi-karari-samda-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/mazlum-abdi-alinan-tarihi-karari-samda-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SDG Komutanı Mazlum Abdi, Şam’daki Halk Sarayı’nda yaptığı açıklamada Suriye Demokratik Güçleri’nin bağımsız askeri yapı olarak misyonunun sona erdiğini ve örgütün feshedildiğini duyurdu. Abdi, askeri birliklerin Suriye ordusuna, sivil yapıların ise devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini açıkladı. ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack gelişmeyi “tarihi” olarak nitelendirerek, “Tek ordu, tek hükümet ve tek devlet” mesajı verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye’de uzun süredir devam eden SDG’nin merkezi yönetime entegrasyonu sürecinde kritik aşamaya gelindi. SDG Komutanı Mazlum Abdi, 25 Ağustos 2026’da başkent Şam’daki Halk Sarayı’nda yaptığı açıklamayla Suriye Demokratik Güçleri’nin bağımsız askeri bir yapı olarak feshedildiğini ilan etti. Suriye yönetimi ile yapılan anlaşmaların ardından askeri birliklerin Suriye ordusuna, SDG’ye bağlı sivil kurumların ise merkezi devlet yapısına katılmasıyla birlikte örgütün bağımsız yapısı sona erdi. Reuters ve Associated Press de fesih kararını, SDG’nin Suriye ordusuyla birleşmesinin ardından bağımsız operasyonlarının sona ermesi olarak aktardı.</p>

<h3>MAZLUM ABDİ ŞAM’DA FESİH KARARINI AÇIKLADI</h3>

<p>Mazlum Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yürütülen anlaşma ve entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Halk Sarayı’nda kameraların karşısına geçti. Abdi, SDG’nin bağımsız askeri güç olarak görevini sona erdirdiğini ve yapının feshedildiğini açıkladı. Anadolu Ajansı’nın aktardığı açıklamada Abdi, Suriye ordusundaki tugaylara entegrasyonun tamamlanmasının ardından söz konusu kararın alındığını belirtti.</p>

<p>Abdi, Suriye’de yeni dönemin merkezi devlet kurumları altında yürütüleceğini belirtirken, entegrasyonun yalnızca askeri unsurlarla sınırlı olmadığını ifade etti. SDG’ye bağlı sivil yapıların da Suriye devlet kurumlarına dahil edilmesiyle kuzeydoğudaki ayrı idari ve askeri yapılanmanın sona ermesi amaçlandı.</p>

<h3>“SDG’NİN MİSYONU SONA ERDİ”</h3>

<p>Abdi açıklamasında, “Bugün Suriye Demokratik Güçleri’nin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamayla birlikte SDG’nin yıllardır sürdürdüğü bağımsız askeri komuta yapısı resmen sona ermiş oldu.</p>

<p>Reuters’ın haberine göre SDG, daha önce Suriye’nin kuzey ve doğusunda geniş bir bölgeyi kontrol ediyor ve ABD’nin DEAŞ’a karşı sahadaki başlıca ortaklarından biri olarak faaliyet gösteriyordu. 2026 yılı içinde Şam yönetiminin yürüttüğü askeri operasyonlar ve ardından yapılan anlaşmalarla örgütün kontrolündeki bölgelerin büyük bölümü merkezi yönetime geçti.</p>

<h3>SURİYE ORDUSUNA ENTEGRASYON TAMAMLANDI</h3>

<p>Fesih kararının temelini SDG’ye bağlı silahlı unsurların Suriye ordusuna dahil edilmesi oluşturdu. Abdi, açıklamasından birkaç gün önce askeri entegrasyon sürecinin tamamlandığını bildirmişti. 25 Ağustos’taki açıklamayla birlikte bağımsız komuta yapısının da sona erdiği duyuruldu.</p>

<p>Suriye yönetimi ile SDG arasında yapılan son düzenlemeler kapsamında askeri birliklerin Savunma Bakanlığı bünyesine dahil edilmesi kararlaştırılmıştı. Reuters, YPG’nin SDG’nin ana askeri unsurlarından biri olduğunu ve YPG komutanlarından Sipan Hamo’nun mart ayında Suriye’nin doğu bölgesinden sorumlu savunma bakan yardımcılığı görevine getirildiğini aktardı.</p>

<h3>BARRACK: “TEK ORDU, TEK HÜKÜMET VE TEK DEVLET”</h3>

<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da SDG’nin feshedilmesi ve Suriye devlet yapısına entegrasyonuna ilişkin açıklama yaptı. Barrack, gelişmeyi “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Barrack, sosyal medya paylaşımında eski ayrılıkların ortak bir siyasi hedefe dönüştüğünü belirterek entegrasyonun kazananlar ve kaybedenler üzerinden değil Suriye’nin egemen yapısının güçlendirilmesi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Barrack mesajını “Tek ordu, tek hükümet ve tek devlet” ifadeleriyle tamamladı.</p>

<h3>SÜRECİN TEMELİ 10 MART 2025’TE ATILDI</h3>

<p>SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyon süreci 10 Mart 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan sekiz maddelik mutabakat, kuzeydoğu Suriye’deki bütün sivil ve askeri kurumların merkezi devlet yönetimine dahil edilmesini öngörüyordu.</p>

<p>Anlaşmada sınır kapıları, havaalanları ile petrol ve doğal gaz sahalarının da Suriye devletinin kontrolüne bırakılması kararlaştırılmıştı. Kürtlerin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun kabul edilmesi, vatandaşlık ve anayasal haklarının güvence altına alınması, ülke genelinde ateşkes sağlanması ve bölünme çağrılarının reddedilmesi de mutabakat maddeleri arasında yer aldı.</p>

<h3>10 MART ANLAŞMASI 2025 SONUNA KADAR TAMAMLANACAKTI</h3>

<p>10 Mart mutabakatında oluşturulacak yürütme komitelerinin anlaşmayı 2025 yılı sonuna kadar uygulaması öngörülmüştü. Ancak süreç planlanan takvim içerisinde tamamlanamadı. Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın değerlendirmesine göre 2025 yılı sonunda entegrasyon anlaşmasının önemli bölümleri henüz hayata geçirilmemişti.</p>

<p>2026’nın başında Şam yönetimi ile SDG güçleri arasında yeniden çatışmalar yaşandı. Ocak ayında başlayan askeri operasyonlarla Suriye yönetimi Rakka ve Deyrizor başta olmak üzere daha önce SDG kontrolünde bulunan bölgelerde ilerleme sağladı. Çatışmaların ardından yeni ateşkes ve entegrasyon anlaşmaları gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>OCAK AYINDA YENİ ENTEGRASYON ANLAŞMASI YAPILDI</h3>

<p>Suriye yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak 2026’da yeni bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma ateşkesin sürdürülmesini ve SDG’nin Suriye devlet kurumlarına aşamalı olarak entegre edilmesini içeriyordu. 25 Ağustos’taki fesih açıklaması, söz konusu entegrasyon planının askeri yapı açısından tamamlandığının ilanı oldu.</p>

<p>Reuters’ın aktardığı bilgilere göre ocak ayında Şam güçlerinin SDG kontrolündeki bölgelere yönelik hızlı ilerleyişi, yeni anlaşmanın yapılmasında etkili oldu. Takip eden aylarda askeri birliklerin Suriye ordusu içerisinde yeniden yapılandırılması için görüşmeler sürdürüldü.</p>

<h3>PETROL SAHALARI VE SINIR KAPILARI ŞAM’IN KONTROLÜNE GEÇTİ</h3>

<p>Entegrasyon anlaşmalarının önemli maddelerinden biri kuzeydoğu Suriye’de bulunan stratejik ekonomik ve idari noktaların merkezi yönetime devredilmesiydi. 10 Mart 2025 anlaşması sınır kapıları, havaalanları, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye devlet kurumları altında birleştirilmesini açık biçimde öngörüyordu.</p>

<p>Söz konusu düzenleme, SDG’nin yalnızca askeri bağımsızlığının değil kuzeydoğudaki ayrı idari yapısının da sona erdirilmesini amaçladı. 25 Ağustos’taki açıklamada askeri ve sivil kurumların Suriye devlet yapısıyla bütünleştiğinin duyurulmasıyla mutabakatın temel hedeflerinden biri tamamlanmış oldu.</p>

<h3>TÜRKİYE SDG/YPG’NİN TASFİYESİNİ İSTİYORDU</h3>

<p>Türkiye, SDG’nin ana askeri unsurunu oluşturan YPG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak kabul ediyor ve yapının ayrı bir silahlı güç olarak varlığını sürdürmesine karşı çıkıyordu. Ankara, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması için SDG/YPG unsurlarının silah bırakması ve merkezi devlet yapısına dahil edilmesi gerektiğini uzun süredir dile getiriyordu.</p>

<p>Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da yakın dönemde yaptığı açıklamalarda SDG ve PKK/YPG unsurlarının Türkiye, Suriye ve Irak genelinde tasfiye edilmesinin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından gerekli olduğunu belirtmişti. Ankara’nın yaklaşımında Suriye’de ayrı bir askeri veya siyasi yapılanmanın devam etmemesi ve güvenlik yapısının merkezi hükümet altında birleşmesi öne çıkıyordu.</p>

<h3>PKK DA 2025’TE FESİH KARARI ALMIŞTI</h3>

<p>SDG’nin fesih kararı, PKK’nın 2025 yılında aldığı örgütsel fesih kararından yaklaşık bir yıl sonra geldi. Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından PKK, 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde düzenlediği kongrede örgütsel yapısını feshetme ve silahlı faaliyetlerini sona erdirme kararı aldığını duyurmuştu.</p>

<p>Türkiye, PKK’nın fesih sürecinin Suriye’deki YPG ve SDG yapılanmalarını da kapsaması gerektiğini savunmuştu. SDG’nin 25 Ağustos 2026 tarihli kararıyla Suriye’deki bağımsız askeri yapılanmanın sona erdiği açıklanırken, silahlı unsurların Suriye ordusu içerisindeki yeni statüsü uygulama sürecinin parçası haline geldi.</p>

<h3>ŞAM YÖNETİMİ ÜLKEDE TEK MERKEZİ YAPI HEDEFLİYOR</h3>

<p>Suriye’de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından kurulan yeni yönetim, farklı silahlı grupların merkezi devlet yapısına dahil edilmesini temel hedeflerden biri olarak belirledi. Ahmed Şara yönetimi, ülkenin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren askeri yapıların Savunma Bakanlığı bünyesinde birleştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttü.</p>

<p>SDG’nin feshi, kuzeydoğu Suriye’de bağımsız askeri komuta yapısının sona ermesi açısından söz konusu sürecin en önemli aşamalarından biri oldu. ABD temsilcisi Barrack’ın “tek ordu, tek hükümet ve tek devlet” mesajı da Washington’un merkezi Suriye devlet yapısına yönelik yaklaşımını yansıttı.</p>

<h3>SDG’NİN BAĞIMSIZ ASKERİ VARLIĞI SONA ERDİ</h3>

<p>25 Ağustos 2026’daki açıklamayla SDG’nin bağımsız askeri güç olarak faaliyet dönemi resmen sona erdi. Mazlum Abdi’nin Şam’daki Halk Sarayı’ndan yaptığı duyuru, askeri birliklerin Suriye ordusuna katılmasıyla birlikte örgütsel yapının feshedildiğini teyit etti.</p>

<p>Suriye yönetiminin bundan sonraki süreçte eski SDG unsurlarının ordu içindeki komuta yapısını, kuzeydoğudaki sivil yönetimin merkezi kurumlara geçişini ve bölgedeki idari düzenlemeleri yürütmesi öngörülüyor. Fesih kararıyla birlikte SDG adı altında bağımsız bir askeri gücün faaliyet göstermeyeceği açıklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/mazlum-abdi-alinan-tarihi-karari-samda-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/abd-suriye-1.jpg" type="image/jpeg" length="41992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump: Hürmüz'deki bütün mayınları temizledik]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/trump-hurmuzdeki-butun-mayinlari-temizledik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/trump-hurmuzdeki-butun-mayinlari-temizledik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşın başlamasının ardından deniz trafiğinin önündeki en büyük güvenlik sorunlarından birine dönüşen Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların tamamının kaldırıldığını veya imha edildiğini açıkladı. ABD Donanması tarafından bilgilendirildiğini belirten Trump, İran’a yeni mayın döşeyen gemi veya teknelerin imha edileceği mesajının iletildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ardından küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı aylar boyunca deniz mayınları, gemilere yönelik saldırılar ve askeri tehditlerle gündeme geldi. Mart ayında İran’ın boğaza mayın döşediğine ilişkin haberlerle başlayan kriz, ABD’nin mayın döşeme kapasitesine sahip İran gemilerini hedef alması, mayın temizleme operasyonlarına hazırlanması ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün alternatif geçiş koridorları oluşturmasıyla devam etti. ABD Başkanı Donald Trump, 25 Ağustos 2026’da yaptığı açıklamada uluslararası sulardaki bütün mayınların kaldırıldığını veya imha edildiğini duyurdu.</p>

<h3>MAYIN KRİZİ SAVAŞIN ARDINDAN BAŞLADI</h3>

<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları 28 Şubat 2026’da başlarken, Hürmüz Boğazı kısa sürede çatışmanın deniz ticaretine yansıdığı başlıca bölgelerden biri haline geldi. Uluslararası Denizcilik Örgütü, haziran ayında yaptığı açıklamada çatışmaların başladığı 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı ve çevresindeki uluslararası deniz taşımacılığına yönelik en az 46 saldırıyı doğruladığını bildirdi.</p>

<p>İran’ın Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları yerleştirdiğine ilişkin ilk önemli bilgiler mart ayında gündeme geldi. Reuters’a konuşan konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, 11 Mart’ta İran’ın boğaza yaklaşık 12 deniz mayını döşediğini bildirdi. Kaynaklardan biri mayınların büyük bölümünün yerlerinin bilindiğini, ancak ABD’nin bunlara karşı nasıl hareket edeceğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı.</p>

<h3>ABD 16 İRAN MAYIN GEMİSİNİ İMHA ETTİĞİNİ AÇIKLADI</h3>

<p>Mayın iddialarının gündeme geldiği dönemde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı da İran’ın denize mayın döşeme kapasitesini hedef alan operasyonlar gerçekleştirdi. CENTCOM, 10 Mart 2026’da Hürmüz Boğazı çevresinde İran’a ait 16 mayın döşeme gemisinin imha edildiğini açıkladı.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump da aynı dönemde İran’a Hürmüz Boğazı’na yerleştirilen mayınların kaldırılması çağrısında bulundu. Trump, İran’ın yeni mayın döşemesi halinde karşılık verileceğini belirtirken Washington yönetimi, deniz yolunun uluslararası ticarete yeniden açılması amacıyla askeri ve teknik seçenekleri değerlendirmeye başladı.</p>

<h3>ABD NİSAN AYINDA MAYIN TEMİZLİĞİNE YÖNELDİ</h3>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasının önündeki başlıca sorunlardan biri mayın tehdidi olurken, ABD nisan ayında doğrudan temizleme çalışmalarına yöneldi. Reuters’ın 11 Nisan tarihli haberine göre Trump, İran tarafından boğaza bırakıldığını söylediği mayınların imha edilmesi için çalışma başlatılacağını açıkladı.</p>

<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı da 11 Nisan’da Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesine yönelik koşulların oluşturulmaya başlandığını bildirdi. Operasyonlarda ABD Donanması unsurları ile mayın tespit ve temizleme kapasitesine sahip sistemlerin kullanılmasına yönelik hazırlıklar yürütüldü.</p>

<h3>HAZİRANDA MAYIN SAYISI 80’E KADAR ÇIKTI</h3>

<p>Mart ayında yaklaşık 12 mayından söz edilirken ilerleyen aylarda boğazdaki tehdidin çok daha geniş bir alana yayıldığına ilişkin bilgiler ortaya çıktı. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün haziran sonunda yaptığı değerlendirmelerde, Hürmüz Boğazı’nın tarihi ana denizcilik rotalarında yaklaşık 80 mayının bulunduğu tahmin edildi.</p>

<p>Yaklaşık 80 patlayıcı mayının boğazın merkezindeki geleneksel geçiş güzergahını kullanılamaz hale getirdiği bildirildi. Gemilerin İran ve Umman kıyılarına daha yakın iki alternatif koridor üzerinden geçirilmesi için ayrı rotalar oluşturuldu. IMO’nun yürüttüğü plan, bölgede bekleyen gemilerin kontrollü şekilde tahliyesini amaçladı.</p>

<h3>500’DEN FAZLA GEMİ BÖLGEDE BEKLİYORDU</h3>

<p>IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki tahliye çalışmalarının yeniden başlatılması için İran, Umman ve ABD başta olmak üzere ilgili taraflardan güvenlik garantileri sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Operasyon askıya alınmadan önce yaklaşık 115 gemi ve 2 bin 500 denizcinin güvenli şekilde boğazdan geçtiği açıklandı.</p>

<p>Aynı dönemde 500’den fazla geminin bölgede geçiş için beklediği ve tamamının tahliye edilmesinin birkaç hafta sürebileceği belirtildi. IMO, 23 Haziran’da açıkladığı ilk kapsamlı tahliye planında bölgede yaklaşık 11 bin denizcinin mahsur kaldığını bildirmişti.</p>

<h3>UMMAN ÜZERİNDEN ALTERNATİF GEÇİŞ KORİDORU OLUŞTURULDU</h3>

<p>Mayın tehdidi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın normal trafik ayrım düzeni güvenli kabul edilmezken, gemilerin farklı koridorlara yönlendirilmesi gündeme geldi. IMO ve Umman tarafından hazırlanan sistem kapsamında biri Umman kıyılarına, diğeri İran kıyılarına yakın iki geçiş güzergahı kullanıldı.</p>

<p>Umman tarafından yayımlanan denizcilik bildirimlerinde geleneksel ana güzergahın güvenli olmadığı belirtilirken, kontrollü tahliye ve kademeli geçiş sistemi uygulandı. Haziran ayında bölgede bir mayının doğrulandığına ilişkin bilgiler de denizcilik sektörüne yapılan güvenlik bildirimlerine yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>IMO GÜVENLİ GEÇİŞ OLMADIĞINI DUYURMUŞTU</h3>

<p>Uluslararası Denizcilik Örgütü, 9 Haziran’da Hürmüz Boğazı’ndaki koşullara ilişkin yayımladığı açıklamada güvenilir güvenlik garantilerinin bulunmadığını ve güvenli geçişin sağlandığının kabul edilemeyeceğini duyurdu. IMO Genel Sekreteri Dominguez, gemi kaptanları ve işletmecilerden bölgedeki riskleri dikkate almalarını istedi.</p>

<p>Mayınların yanı sıra ticari gemilere yönelik saldırılar da deniz taşımacılığı üzerinde baskı oluşturdu. IMO, 11 Haziran’a kadar Hürmüz Boğazı ve çevresinde 46 saldırıyı doğrularken söz konusu olaylarda 14 denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<h3>TAHLİYE PLANI GEMİ SALDIRISININ ARDINDAN DURDURULDU</h3>

<p>IMO’nun haziran ayında başlattığı tahliye operasyonu, 25 Haziran’da Umman Körfezi’nde bir geminin saldırıya uğramasının ardından geçici olarak durduruldu. Genel Sekreter Dominguez, tahliye listesindeki gemilerin ve bölgedeki diğer deniz araçlarının güvenliğinin yeniden teyit edilmesi amacıyla operasyonun askıya alındığını açıkladı.</p>

<p>Saldırıya uğrayan geminin IMO’nun tahliye sistemi kapsamında hareket etmediği belirtilirken, organizasyon denizcilerin güvenliğini öncelikli gerekçe göstererek kontrollü geçişleri yeniden değerlendirmeye aldı. Tahliye çalışmalarının devam edebilmesi için bölge ülkeleri ve çatışmanın taraflarıyla yeni güvenlik görüşmeleri yürütüldü.</p>

<h3>DENİZ TRAFİĞİ SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYELERE DÖNMEDİ</h3>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki kontrollü geçişlerin başlamasına rağmen ticari deniz trafiği takip eden aylarda savaş öncesindeki düzeyine dönemedi. Mayın riski, gemilere yönelik saldırılar ve bölgedeki askeri hareketlilik özellikle petrol tankerleri ve diğer ticari gemilerin geçişlerinde sınırlamalara neden oldu.</p>

<p>Reuters’ın 18 Ağustos tarihli haberinde boğazdaki tanker trafiğinin savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kaldığı ve İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı’nın statüsüne ilişkin karşılıklı açıklamaların sürdüğü bildirildi. İran boğazın kapalı olduğunu savunurken Trump yönetimi geçişlerin sürdüğünü ve güzergahın işletildiğini belirtiyordu.</p>

<h3>TRUMP 25 AĞUSTOS’TA MAYINLARIN TEMİZLENDİĞİNİ DUYURDU</h3>

<p>Aylar süren mayın tehdidinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, 25 Ağustos 2026’da Hürmüz Boğazı’ndaki temizlik çalışmalarına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Trump, ABD Donanmasının kendisini bilgilendirdiğini belirterek boğazın uluslararası sularında bulunan bütün mayınların kaldırıldığını veya patlatılarak imha edildiğini açıkladı.</p>

<p>Trump’ın açıklaması, mart ayından itibaren Hürmüz Boğazı’nın ana geçiş güzergahlarını etkileyen mayın krizinde Washington yönetiminin mayın temizliği açısından operasyonun tamamlandığını ilan etmesi anlamına geldi. Trump’ın açıklamasında ticari gemi trafiğinin hangi takvimle savaş öncesindeki seviyelere döneceğine ilişkin ayrıntı yer almadı.</p>

<h3>İRAN’A “YENİ MAYIN DÖŞEMEYİN” UYARISI</h3>

<p>Donald Trump, mayınların temizlendiği açıklamasının yanında İran’a yönelik yeni bir uyarıda da bulundu. ABD Başkanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’na yeniden mayın bırakan herhangi bir gemi veya teknenin “derhal ve sistematik biçimde” imha edileceği konusunda bilgilendirildiğini söyledi.</p>

<p>Trump ayrıca mayın döşenmesine karşı “sıfır tolerans” politikasının yürürlükte olduğunu açıkladı. ABD Başkanı, Washington’un Hürmüz Boğazı’nı gözetlemeye devam edeceğini belirtti.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL ENERJİ TİCARETİNDE KRİTİK KONUMDA</h3>

<p>İran ile Umman arasında bulunan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki petrol ve doğal gaz üreticilerini açık denizlere bağlayan stratejik geçiş noktası konumunda bulunuyor. Savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte biri söz konusu güzergah üzerinden taşınıyordu.</p>

<p>Mayınların ve askeri çatışmaların boğazdaki trafiği sınırlandırması, enerji sevkiyatları ve uluslararası deniz ticareti üzerinde doğrudan etki oluşturdu. ABD Donanmasının bütün mayınların temizlendiğini açıklamasıyla deniz mayınlarına ilişkin tehdit açısından yeni bir aşamaya geçilirken, bölgedeki askeri riskler ve ticari gemilere yönelik güvenlik tedbirleri gündemde kalmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/trump-hurmuzdeki-butun-mayinlari-temizledik</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/10587.jpg" type="image/jpeg" length="94888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'den ABD'nin İran yaptırımlarına ilk cevap: BMGK dışındaki kararlar geçersiz]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/cinden-abdnin-iran-yaptirimlarina-ilk-cevap-bmgk-disindaki-kararlar-gecersiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/cinden-abdnin-iran-yaptirimlarina-ilk-cevap-bmgk-disindaki-kararlar-gecersiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin İran’ı küresel finans sisteminden izole etmeyi hedefleyen yeni ekonomik yaptırım hamlesine Çin’den tepki geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarını belirterek ekonomik savaş ve azami baskının çatışmayı daha da tırmandıracağını söyledi. Pekin yönetiminin İran ile iş birliğinin uluslararası hukuka uygun olduğunu vurgulayan Lin, Çin’in hak ve çıkarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin İran üzerindeki ekonomik baskıyı artıran yeni yaptırım hamlesi Washington-Pekin hattında da karşılık buldu. ABD yönetiminin İran’ın küresel finans sistemiyle bağlantılarını kesmeyi ve ülkenin ekonomik gelir kaynaklarını sınırlamayı amaçlayan yeni yaptırımlarının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı. İran’ın en önemli ekonomik ortaklarından biri ve İran petrolünün en büyük alıcısı konumundaki Çin, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşı olduğunu bir kez daha bildirirken, Washington’un İran ile ticaret yapan üçüncü ülkelere yönelik baskısına da karşı çıktı.</p>

<h3>ÇİN’DEN ABD’NİN İRAN YAPTIRIMLARINA TEPKİ</h3>

<p>Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Pekin’de düzenlenen olağan basın toplantısında ABD’nin İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Lin, Çin’in uluslararası hukukta dayanağı bulunmayan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilmeyen tek taraflı yaptırımlara karşı tutumunun değişmediğini söyledi. Çinli sözcü, İran ile yürütülen ekonomik ilişkilerin uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini ve üçüncü ülkelerin söz konusu iş birliğine müdahale etmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Lin Jian, ekonomik yaptırımların ve “azami baskı” politikalarının mevcut sorunların çözümüne katkı sağlamayacağını ifade etti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ekonomik savaşın çatışmayı daha fazla tırmandırabileceğini, risklerin başka ülkelere yayılmasına neden olabileceğini ve küresel ekonomik ile finansal düzen üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>“EKONOMİK SAVAŞ VE AZAMİ BASKI ÇÖZÜM DEĞİL”</h3>

<p>Lin Jian, ABD’nin yeni yaptırım politikasına ilişkin açıklamasında ekonomik baskının İran meselesinin çözümü için uygun bir yöntem olmadığını söyledi. Lin, “Ekonomik savaş ve azami baskı taktikleri sorunu çözmeye yardımcı olmayacak” değerlendirmesinde bulunurken, söz konusu adımların çatışmaların tırmanmasına ve diğer ülkelerin meşru ekonomik çıkarlarının zarar görmesine yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Çin yönetimi, İran konusunda gerilimin azaltılmasını ve tarafların yeniden diplomatik müzakere sürecine dönmesini istedi. Lin Jian, mevcut koşullarda önceliğin durumun yatıştırılması ve mümkün olan en kısa sürede diyalog ile müzakere yolunun yeniden açılması olması gerektiğini ifade etti. Pekin yönetimi daha önce de ABD’nin İran’a yönelik yaptırım ve baskılarının Orta Doğu’daki sorunun çözülmesine yardımcı olmayacağını açıklamıştı.</p>

<h3>“GEREKLİ TÜM ÖNLEMLERİ ALACAĞIZ”</h3>

<p>Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ABD’nin yaptırımlarının Çin’in İran ile ekonomik ilişkilerini etkileme ihtimaline ilişkin olarak Pekin yönetiminin kendi haklarını koruyacağını açıkladı. Lin, Çin’in hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak amacıyla gerekli tüm önlemleri alacağını söyledi. Açıklamada söz konusu önlemlerin ayrıntılarına ilişkin bilgi verilmedi.</p>

<p>Lin Jian ayrıca Çin’in İran ile iş birliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde sürdürüldüğünü vurgulayarak, söz konusu ekonomik ilişkilerin engellenmemesi veya baltalanmaması gerektiğini ifade etti. Çin’in gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Lin, Pekin’in tek taraflı yaptırımlara yönelik karşı tutumunu sürdüreceğini bildirdi.</p>

<h3>ABD “EKONOMİK İZOLASYON” HAMLESİNİ DEVREYE ALDI</h3>

<p>Çin’in açıklamasının odağında ABD yönetiminin İran’a karşı başlattığı ve “Operation Economic Outcast” olarak adlandırılan yeni ekonomik izolasyon kampanyası yer aldı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından açıklanan yeni yaptırım paketi, İran’ın küresel finans sistemiyle bağlantılarını daha fazla sınırlandırmayı ve ülkenin ekonomik gelir kanallarını kesmeyi hedefliyor. Yeni yaptırımların yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemiyi kapsadığı, teknoloji, altın, havacılık, deniz taşımacılığı ve finans bağlantıları gibi farklı alanları hedef aldığı bildirildi.</p>

<p>Bessent, ABD’nin hedefinin İran yönetimini ayakta tuttuğunu belirttiği ekonomik bağlantıları kesmek olduğunu söyledi. Washington yönetimi yalnızca İran’daki aktörleri değil, İran ekonomisine finansal veya ticari destek sağlayabilecek üçüncü ülkelerdeki şirketleri ve kuruluşları da yaptırım baskısının kapsamına almaya yönelik mesajlar verdi.</p>

<h3>WASHINGTON’DAN ÇİN’E İRAN MESAJI</h3>

<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’ın ekonomik olarak izole edilmesine yönelik yeni politika kapsamında Çin’e de mesaj verdi. Bessent, ABD’nin müttefikleri ile rakiplerinden İran’a yönelik ekonomik baskıya katılmalarını beklediğini belirtirken, İran ekonomisine destek sağlayan ülkelerin Washington’un yaptırımlarıyla karşılaşabileceğine işaret etti. Çin ile yürütülen görüşmelere ilişkin ayrıntı vermeyen Bessent, Pekin’in ABD’nin İran politikasına uyum sağlamasını istedi.</p>

<p>ABD’nin son yaptırım paketinde büyük Çin finans kuruluşlarının doğrudan hedef alınmaması dikkati çekti. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Washington yönetimi, Çin ile devam eden temasları bozabilecek veya Pekin’in karşı adımlar atmasına yol açabilecek geniş kapsamlı bir yaptırım hamlesinden kaçınırken, İran’ın uluslararası ekonomik bağlantılarını hedefleyen yaptırımları genişletti.</p>

<h3>İRAN PETROLÜNDE ÇİN KRİTİK KONUMDA</h3>

<p>Çin, İran’ın petrol ihracatında en önemli pazar konumunda bulunuyor. İran ham petrolünün önemli bölümü Çinli alıcılara yönelirken, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin merkezinde enerji ticareti yer alıyor. Pekin ile Tahran arasındaki ikili ticaret hacminin 2025 yılında 41 milyar doların üzerine çıktığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD yaptırımları daha önce de İran petrolünü Çin’e taşıyan şirketleri, gemileri ve bağlantılı kuruluşları hedef aldı. ABD Hazine Bakanlığı 2026 yılı boyunca İran’ın petrol satışları, gölge bankacılık sistemi ve dış ticaret ağlarına yönelik çok sayıda yaptırım kararı açıklarken, Çin ve Hong Kong merkezli bazı kişi ve şirketler de yaptırım listelerine dahil edildi. ABD Hazine Bakanlığının mayıs ayında açıkladığı bir yaptırım paketinde İran Devrim Muhafızları bağlantılı petrolün Çin’e satışında rol oynadığı belirtilen 12 kişi ve kuruluş hedef alınmıştı.</p>

<h3>ABD İRAN’IN FİNANSAL KANALLARINI HEDEF ALIYOR</h3>

<p>Washington yönetiminin İran’a yönelik ekonomik baskısı yalnızca petrol ihracatıyla sınırlı kalmıyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın yaptırımları aşmak için kullandığını ileri sürdüğü gölge bankacılık ağları, döviz büroları, nakliye şirketleri, finansal aracılar ve dış ticaret bağlantılarına karşı 2026 yılı boyunca art arda yaptırım kararları aldı. ABD yönetimi, İran’ın petrol satışlarından elde ettiği gelirlerin önemli bölümünün Çin yuanı üzerinden gerçekleştiğini ve söz konusu gelirin farklı para birimlerine çevrilmesinde İran bağlantılı döviz ağlarının kullanıldığını belirtiyor.</p>

<p>ABD’nin İran ekonomisine yönelik son hamlesinin ardından Çin yönetimi ise ekonomik ilişkilerinin hukuka uygun olduğu görüşünü korudu. Pekin, Washington’un tek taraflı yaptırımlarını kabul etmediğini bildirirken, İran ile ticari ilişkilerine yönelik müdahalelere karşı Çin’in ekonomik hak ve çıkarlarını korumak amacıyla gerekli önlemleri alacağını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/cinden-abdnin-iran-yaptirimlarina-ilk-cevap-bmgk-disindaki-kararlar-gecersiz</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/abd-ve-cin-1.jpg" type="image/jpeg" length="82026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriyeliler dönerken tekstil üretimi de Suriye’ye yöneldi: Suriye’de ilk Türk fabrikası açıldı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/suriyeliler-donerken-tekstil-uretimi-de-suriyeye-yoneldi-suriyede-ilk-turk-fabrikasi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/suriyeliler-donerken-tekstil-uretimi-de-suriyeye-yoneldi-suriyede-ilk-turk-fabrikasi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de artan maliyet, pazar kaybı ve istihdam daralmasıyla mücadele eden hazır giyim ve tekstil sektörünün Suriye’ye yönelik üretim planları somutlaşmaya başladı. LC Waikiki, Halep kırsalındaki El-Rai Sanayi Kenti’nde Suriye’deki ilk fabrikasını açarak üretime geçerken, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin Tel Abyad-Resulayn-Kamışlı hattında planladığı “Suriye Sınır Üretim Havzası” projesinde 250 bin kişilik istihdam ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de hazır giyim ve tekstil sektörünün yüksek üretim maliyetleri, ihracat pazarlarındaki kayıplar ve istihdamdaki daralmaya karşı yeni üretim merkezleri aradığı dönemde Suriye, Türk şirketlerinin yatırım gündemine girdi. Savaş yıllarında önemli bölümünü kaybettiği tekstil ve hazır giyim üretim kapasitesini yeniden oluşturmaya çalışan Suriye’de ilk somut adımlardan biri LC Waikiki’den geldi. Şirket, Halep kırsalında bulunan El-Rai Sanayi Kenti’ndeki fabrikasında üretime başladı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği tarafından hazırlanan daha geniş kapsamlı üretim modeli ise Türkiye sınırına paralel yeni bir sanayi havzasının kurulmasını öngörüyor.</p>

<h3>LC WAIKIKI HALEP KIRSALINDA ÜRETİME BAŞLADI</h3>

<p>LC Waikiki’nin Suriye’de faaliyete geçirdiği ilk üretim tesisi Halep kırsalındaki El-Rai Sanayi Kenti’nde bulunuyor. Fabrikada ilk etapta yaklaşık 150 kişi çalışırken, istihdamın üç yıl içerisinde 1.000 kişiye çıkarılması hedefleniyor. Tesiste üretilecek tekstil ürünlerinin yalnızca Suriye iç pazarında satışa sunulması değil, aynı zamanda farklı ülkelere ihraç edilmesi de planlanıyor.</p>

<p>Şirketin Suriye’ye yönelik adımı daha önce de gündeme gelmişti. LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, 2024 yılının sonunda yaptığı açıklamada ülkede istikrarın sağlanması halinde yeniden yatırım yapılabileceğini belirtmiş, şirketin daha önce Suriye’de faaliyet gösterdiğini ve üretim seçeneklerinin değerlendirilebileceğini ifade etmişti. El-Rai’de faaliyete geçen fabrika ile şirketin Suriye’deki üretim yatırımı somut hale geldi.</p>

<h3>SURİYE’DE TEKSTİL YATIRIMLARI HIZ KAZANDI</h3>

<p>Suriye, uzun süren savaş sırasında büyük ölçüde zarar gören hazır giyim ve tekstil altyapısını yeniden faaliyete geçirmek amacıyla yerli ve yabancı yatırımcıları üretime çekmeye çalışıyor. 2026 yılının ilk yarısında ülkede tekstil ve hazır giyim alanında 234 yatırım başvurusu yapıldı. LC Waikiki’nin üretime başlamasının yanı sıra başka Türk şirketlerinin de fabrika, tekstil makinesi ve teknoloji yatırımları konusunda temas yürüttüğü bildirildi.</p>

<p>İsparko’nun Suriyeli yatırımcılarla ortaklık kurarak fabrika açma imkanlarını değerlendirdiği, Mikrotx’in yeni tekstil ve iplik fabrikalarına yönelik projeler üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Mersan ve Tumkalıp gibi Türkiye merkezli tekstil makinesi üreticilerinin de Suriye’deki üretim altyapısının yenilenmesine yönelik makine ve teknoloji tedariki konusunda görüşmeler yürüttüğü aktarıldı.</p>

<h3>TGSD’DEN SURİYE SINIR ÜRETİM HAVZASI PROJESİ</h3>

<p>Türkiye’deki hazır giyim sektörünün Suriye’ye yönelik üretim arayışı yalnızca şirketlerin münferit yatırımlarıyla sınırlı kalmıyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, sektörde artan maliyet baskısı, ihracat pazarlarındaki kayıplar ve istihdam daralmasına karşı “Suriye Sınır Üretim Havzası” adı verilen kapsamlı bir proje hazırladı. Proje daha önce ilgili bakanlıklara sunulurken, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının çalışmayı değerlendirmeye aldığı bildirildi.</p>

<p>TGSD tarafından hazırlanan modele göre üretim bölgesinin Suriye’de Tel Abyad-Resulayn-Kamışlı hattında, Türkiye sınırına paralel şekilde oluşturulması planlanıyor. Modelde Türk hazır giyim şirketlerinin daha düşük maliyetli üretim yapabilmesi ve Türkiye’deki sektörün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor. Şirketlerin yönetim yapısının Türk firmalarında kalması ve Suriye’deki tesislerin Türkiye’deki üretim sistemiyle entegre biçimde çalışması öngörülüyor.</p>

<h3>15 MİLYON METREKARELİK ÜRETİM ALANI PLANLANIYOR</h3>

<p>Projeye göre Suriye tarafında oluşturulacak sınır üretim havzasının 99 yıllığına kiralanması planlanıyor. Toplam 15 milyon metrekarelik alana sahip olması öngörülen üretim bölgesinde 7,5 milyon metrekare kapalı alan oluşturulması hedefleniyor. TGSD Başkanı Toygar Narbay, gerekli süreçlerin planlandığı şekilde ilerlemesi halinde projenin dört ila beş yıl içerisinde hayata geçirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Üretim havzasının ölçeği istihdam ve ihracat hedeflerine de yansıyor. Projenin orta vadede yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlaması ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşması hedefleniyor. İlgili bakanlıkların proje üzerindeki değerlendirmeleri sürerken, TGSD’nin talep edilen ayrıntılı görüş ve ek çalışmaları kamu kurumlarına ilettiği bildirildi.</p>

<h3>DÜŞÜK MALİYETLİ ÜRETİM SURİYE’DE PLANLANIYOR</h3>

<p>Hazırlanan üretim modelinde sektörün üretim yapısının iki ülke arasında farklı segmentlere ayrılması öngörülüyor. Daha düşük maliyet gerektiren ve fiyat rekabetinin öne çıktığı üretimin Suriye’de gerçekleştirilmesi, daha yüksek katma değerli üretimin ise Türkiye’de devam etmesi planlanıyor. Suriye’deki üretim tesislerinin yönetiminin Türk firmalarında olması ve iki taraftaki üretim zincirlerinin birbirine entegre şekilde faaliyet göstermesi modelin temel unsurları arasında bulunuyor.</p>

<p>Türkiye’deki hazır giyim sektörünün son yıllarda karşılaştığı maliyet artışları, pazar kayıpları ve istihdamdaki gerileme, TGSD’nin sınırın hemen diğer tarafında düşük maliyetli yeni bir üretim merkezi oluşturma önerisinin gerekçeleri arasında yer alıyor. Bakanlıkların incelemesindeki projenin uygulanmasına ilişkin nihai karar ve ayrıntılar ise değerlendirme sürecinin tamamlanmasının ardından netleşecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>LC WAIKIKI İLE İLK SOMUT ADIM GELDİ</h3>

<p>TGSD’nin geniş ölçekli sınır üretim havzasına ilişkin çalışmalar devam ederken LC Waikiki’nin El-Rai Sanayi Kenti’nde üretime başlaması, Türk hazır giyim şirketlerinin Suriye’deki fabrika yatırımlarında somutlaşan ilk örneklerden biri oldu. İlk aşamada 150 kişinin çalıştığı tesisin üç yıl içinde 1.000 kişilik istihdama ulaşması planlanırken, üretilen ürünlerin Suriye pazarının yanı sıra ihracata da yönlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Suriye tarafında 2026’nın ilk yarısında tekstil ve hazır giyim sektörüne yapılan 234 yatırım başvurusu, Türk şirketlerinin yeni fabrika ve makine yatırımlarına ilişkin temasları ve TGSD’nin 250 bin kişilik istihdam hedefleyen üretim havzası projesi, iki ülke arasındaki tekstil ve hazır giyim üretim zincirinde yeni yatırımların gündeme geldiğini gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/suriyeliler-donerken-tekstil-uretimi-de-suriyeye-yoneldi-suriyede-ilk-turk-fabrikasi-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/suriyeliler.jpg" type="image/jpeg" length="56196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrailli haham: Mescid-i Aksa’ya Sinagog kesinlikle yapılacak]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/israilli-haham-mescid-i-aksaya-sinagog-kesinlikle-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/israilli-haham-mescid-i-aksaya-sinagog-kesinlikle-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in Safed kentinin başhahamı Şemuel Eliyahu, Mescid-i Aksa’nın avluları içerisinde Yahudilere yönelik bir sinagog inşa edilmesinin “kesinlikle gerçekleşeceğini” savundu. Eliyahu, bölgede yakın zamanda “köklü gelişmeler” yaşanacağını öne sürerken açıklamaları Mescid-i Aksa’daki mevcut statükoya ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’in Safed kentinin başhahamı ve ülkenin önde gelen hahamlarından Şemuel Eliyahu, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın avluları içerisinde Yahudilere yönelik bir sinagog inşa edilmesi planını açık şekilde gündeme getirdi. Eliyahu, söz konusu yapının inşa edilmesinin “kesinlikle gerçekleşeceğini” ileri sürerken Mescid-i Aksa’da yakın zamanda “köklü gelişmeler” yaşanacağını da öne sürdü.</p>

<h3>AÇIKLAMALAR PODCAST PROGRAMINDA GELDİ</h3>

<p>Şemuel Eliyahu’nun açıklamaları, İsrailli medya mensubu Avi Şuşan’ın sunduğu bir podcast programında yaptığı değerlendirmeler sırasında geldi. Programda İsrail’de “Tapınak Tepesi” olarak adlandırılan Mescid-i Aksa’ya yönelik Yahudi ziyaretleri, alanda Yahudi dini ritüellerinin gerçekleştirilmesi ve Mescid-i Aksa’nın avluları içerisinde bir sinagog inşa edilmesi ihtimali ele alındı.</p>

<p>Eliyahu, sinagog inşa edilmesinin Yahudilerin “Kutsallar Kutsalı’na doğru şekilde çıkabilmesini” sağlayacağını savundu. Yahudi dini terminolojisinde kullanılan “Kutsallar Kutsalı” ifadesiyle Kubbetu’s Sahra’nın bulunduğu alanı işaret eden Eliyahu, sinagog inşa edilmesi yönündeki planın hayata geçirileceğini ileri sürdü.</p>

<h3>“KESİNLİKLE GERÇEKLEŞECEK” İFADESİNİ KULLANDI</h3>

<p>İsrailli haham, Mescid-i Aksa’nın avluları içerisinde Yahudilere tahsis edilmiş kalıcı bir ibadet yapısının kurulmasına ilişkin konuşurken sinagog inşasının “kesinlikle gerçekleşeceğini” söyledi. Eliyahu ayrıca bölgede yakın zamanda “yeni gelişmeler” yaşanacağını belirterek Mescid-i Aksa’ya çıkan Yahudilere tahsis edilecek bir yapının kurulmasından söz etti.</p>

<p>Sinagogun ne zaman inşa edilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Eliyahu, söz konusu yapının “dün yapılması gerektiğini” ifade etti. Eliyahu’nun sözleri, kendi anlatımında sürecin geciktiği yönündeki yaklaşımını ortaya koydu.</p>

<h3>MESCİD-İ AKSA’DAKİ STATÜKO TARTIŞMALARI</h3>

<p>Eliyahu’nun açıklamaları, Mescid-i Aksa’daki mevcut dini ve idari statüye ilişkin devam eden tartışmaların ardından geldi. Son dönemde İsrail’deki dini ve milliyetçi gruplar tarafından Mescid-i Aksa’ya yönelik ziyaretlerin artırılması ve alanda Yahudi dini ritüellerinin gerçekleştirilmesine izin verilmesi yönündeki çağrılar yoğunlaştı.</p>

<p>Mescid-i Aksa’nın avluları içerisinde kalıcı bir Yahudi ibadet yapısının kurulması önerisi ise daha önce ziyaretler ve dini ritüeller üzerinden yürütülen tartışmalardan farklı bir başlık oluşturdu. Eleştirmenler, kalıcı bir sinagogun inşa edilmesinin bölgedeki mevcut dini ve idari düzenlemelerin değiştirilmesi anlamına gelebileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3>“ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI” İHTİMALİNE İLİŞKİN SÖZLERİ TEPKİ ÇEKTİ</h3>

<p>Şemuel Eliyahu, Mescid-i Aksa’da sinagog inşa edilmesi nedeniyle “Üçüncü Dünya Savaşı” çıkabileceği yönündeki ihtimallerle de alay etti. İsrailli hahamın sözleri sosyal medyada tepki görürken bazı kullanıcılar, Mescid-i Aksa’daki statükonun değiştirilmesinin doğurabileceği sonuçların küçümsendiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı aktivistler de sinagog inşa edilmesi yönündeki çağrıyı “kırmızı çizgilerin aşılması” olarak nitelendirdi. Mescid-i Aksa’nın siyasi veya dini projeler için kullanılmaması gerektiğini belirten aktivistler, mekanın kimliğinde ve mevcut statüsünde yapılabilecek herhangi bir değişikliğin Kudüs ve bölgedeki gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3>ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA “KESİNLEŞMİŞ ADIM” VURGUSU VAR</h3>

<p>Eliyahu’nun açıklamalarına yönelik eleştirilerde yalnızca sinagog inşa edilmesi çağrısı değil, planın yakın zamanda hayata geçirilecek kesin bir adım olarak sunulması da öne çıktı. Eleştirilerde, İsrailli hahamın “kesinlikle gerçekleşecek” ifadesini kullanmasının Mescid-i Aksa’ya ilişkin tartışmaları farklı bir noktaya taşıdığı belirtildi.</p>

<p>Mescid-i Aksa konusunda şimdiye kadar yürütülen tartışmalar ağırlıklı olarak Yahudi ziyaretleri, alana gerçekleştirilen baskınlar ve Yahudi dini ritüellerinin yapılması etrafında şekillendi. Kalıcı bir sinagog inşa edilmesi fikrinin açık şekilde gündeme getirilmesiyle birlikte tartışmalar, Mescid-i Aksa’nın avlularında kalıcı bir Yahudi ibadet yapısının oluşturulması başlığına da taşındı.</p>

<h3>MESCİD-İ AKSA KUDÜS’TEKİ EN HASSAS NOKTALAR ARASINDA</h3>

<p>Mescid-i Aksa, Kudüs’teki en hassas dini ve siyasi alanlardan biri olarak İsrail-Filistin çatışmasının merkezindeki başlıklardan birini oluşturuyor. Mekanda uzun süredir uygulanan dini ve idari düzenlemelerde meydana gelebilecek değişiklikler, Filistinliler ve bölge ülkeleri tarafından ciddi bir gerilim kaynağı olarak görülüyor.</p>

<p>Mescid-i Aksa’nın statüsüne ilişkin tartışmalar özellikle Yahudilerin alana girişleri, dini ritüeller gerçekleştirmeleri ve mevcut düzenlemelerin değiştirilmesine yönelik çağrılar nedeniyle uzun süredir devam ediyor. Şemuel Eliyahu’nun sinagog inşasının “kesinlikle gerçekleşeceği” yönündeki açıklaması da söz konusu tartışmaların son başlıklarından biri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/israilli-haham-mescid-i-aksaya-sinagog-kesinlikle-yapilacak</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/haham-44.jpg" type="image/jpeg" length="72031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hollanda’dan Eurovision’a Gazze boykotu]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/hollandadan-eurovisiona-gazze-boykotu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/hollandadan-eurovisiona-gazze-boykotu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda kamu yayıncısı AVROTROS, Gazze savaşı ve İsrail’in yarışmaya katılımı etrafında yaşanan tartışmalar nedeniyle Eurovision Şarkı Yarışması’nın tarafsızlığını yitirdiğini belirterek Hollanda’nın 2027’de Bulgaristan’ın Burgas kentinde düzenlenecek organizasyona katılmayacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda, Gazze savaşı nedeniyle Eurovision Şarkı Yarışması’na yönelik boykot kararını sürdürerek 2027 yılında düzenlenecek organizasyona katılmayacağını duyurdu. Hollanda kamu yayıncısı AVROTROS, uluslararası çatışmaların yarışma üzerindeki etkisinin arttığını ve Eurovision’un artık tarafsız bir organizasyon olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. Karar, İsrail’in yarışmaya katılımı nedeniyle son dönemde Eurovision çevresinde yaşanan boykot tartışmalarının ardından geldi.</p>

<h3>AVROTROS: EUROVISION BÖLÜNME PLATFORMUNA DÖNÜŞTÜ</h3>

<p>AVROTROS Genel Müdürü Taco Zimmerman, yayıncı kuruluş tarafından yapılan açıklamada uluslararası çatışmaların Eurovision üzerindeki etkisine dikkat çekti. Zimmerman, “Uluslararası çatışmaların yarışmayı giderek daha fazla etkilediği ve yarışmanın tarafsız niteliğini zedelediği yadsınamaz bir gerçektir. Eurovision Şarkı Yarışması bu nedenle bir bölünme platformuna dönüştü” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Eurovision Şarkı Yarışması, özellikle İsrail’in organizasyona katılımı nedeniyle son dönemde bir boykot dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Gazze savaşı etrafındaki siyasi tartışmalar yarışmaya da yansırken bazı ülkeler organizasyondan çekilme kararı aldı.</p>

<h3>ORGANİZATÖRLERDEN YENİ EV SAHİPLİĞİ KURALI</h3>

<p>Eurovision organizatörleri ağustos ayının başında yarışmanın kurallarına ilişkin yeni bir karar açıklamıştı. Açıklanan düzenlemeye göre silahlı bir çatışmaya taraf olan herhangi bir ülkenin Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapması yasaklandı.</p>

<p>AFP’nin aktardığı AVROTROS açıklamasında ise söz konusu değişikliklerin Hollanda tarafı açısından yeterli olmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Son dönemde duyurulan değişiklikler, Eurovision Şarkı Yarışması'nın bağımsız ve tarafsız niteliğinin yeniden tesis edildiğine dair yeterli güveni sağlamamaktadır” ifadelerine yer verildi.</p>

<h3>İSRAİL 2025 VE 2026’DA İKİNCİ OLDU</h3>

<p>İsrail, Eurovision Şarkı Yarışması’nın hem 2025 hem de 2026 yıllarında düzenlenen organizasyonlarında birinciliğe yaklaşmasına rağmen iki yarışmayı da ikinci sırada tamamladı. İsrail’in katılımı, aynı dönemde bazı Avrupa ülkelerinde yarışmanın boykot edilmesi yönündeki çağrıların temel başlıklarından biri oldu.</p>

<p>2026 yılındaki yarışmanın ardından Eurovision çevresindeki tartışmalar devam ederken Hollanda, bir sonraki organizasyonda yer almama kararını resmen açıkladı.</p>

<h3>2027 EUROVISION BURGAS’TA DÜZENLENECEK</h3>

<p>Dünyanın en büyük canlı televizyon müzik etkinliği olarak gösterilen Eurovision Şarkı Yarışması’nın 2027 organizasyonu, 15 Mayıs’ta Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısındaki Burgas kentinde düzenlenecek. Organizasyon, Bulgaristan’ın Eurovision tarihinde ilk kez yarışmaya ev sahipliği yapacağı etkinlik olacak.</p>

<p>Bulgaristan, ev sahipliği hakkını 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanmasının ardından elde etti. Dara adıyla tanınan Bulgar şarkıcı Darina Yotova, Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen yarışmayı hareketli “Bangaranga” adlı şarkısıyla birinci tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>2026 EUROVISION’U 131 MİLYON KİŞİ İZLEDİ</h3>

<p>Eurovision Şarkı Yarışması’nın 2026 yılında düzenlenen edisyonu dünya genelinde 131 milyon kişi tarafından izlendi. İzleyici sayısı, bir önceki yıl düzenlenen yarışmaya kıyasla 35 milyon kişi azaldı.</p>

<p>İzleyici kaybının yaşandığı dönemde beş ülke İsrail’in yarışmaya katılımı nedeniyle Eurovision’u boykot etti. Hollanda, İzlanda, İspanya, İrlanda ve Slovenya organizasyondan çekilirken İspanya, İrlanda ve Slovenya yarışmanın televizyon yayınını da tamamen reddetti.</p>

<h3>HOLLANDA EUROVISION’DA BEŞ KEZ ŞAMPİYON OLDU</h3>

<p>Hollanda, Eurovision Şarkı Yarışması’nın ilk kez gerçekleştirildiği 1956 yılında organizasyona katılan ülkeler arasında yer aldı. Yarışmanın en eski katılımcılarından biri olan Hollanda, Eurovision tarihinde bugüne kadar toplam beş kez birincilik elde etti.</p>

<p>AVROTROS’un açıkladığı yeni kararla Hollanda, 2026’daki boykotunun ardından 2027 yılında Bulgaristan’ın Burgas kentinde düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması’nda da yer almayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/hollandadan-eurovisiona-gazze-boykotu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/eurovisiyon.jpg" type="image/jpeg" length="86605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD İran'a yaptırımların detaylarını açıkladı]]></title>
      <link>https://dunyabulteni.com.tr/abd-irana-yaptirimlarin-detaylarini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dunyabulteni.com.tr/abd-irana-yaptirimlarin-detaylarini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a karşı “Ekonomik Sürgün” operasyonunun başlatıldığını açıkladı. Washington’ın İran yaptırımlarında “sıfır sızıntı” yaklaşımını uygulayacağını belirten Bessent, Tahran’ın para aklamasına yardımcı olan kuruluşların dolar sisteminden çıkarılacağını, İran’ı destekleyen ülkelerin ise ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD yönetimi, İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırım adımlarını açıkladı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’ın İran’a karşı “Ekonomik Sürgün” adını verdiği operasyonu başlattığını duyururken, yaptırımların İran’ın uluslararası finans sistemine erişimini ve ekonomik bağlantılarını hedef alacağını bildirdi. Bessent, ABD’nin İran yaptırımlarında “sıfır sızıntı” yaklaşımını uygulayacağını belirterek, İran ekonomisinin faaliyetlerini sürdürmesine imkan sağlayan finansal kanalların hedef alınacağını ifade etti.</p>

<h3>BESSENT: İRAN’IN EKONOMİK CAN DAMARLARINI KESECEĞİZ</h3>

<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik yaptırım politikasında kapsamlı bir uygulama sürecine geçileceğini söyledi. “ABD, İran yaptırımlarında ‘sıfır sızıntı’ yaklaşımını uygulayacak. İran’ı hayatta tutan tüm ekonomik can damarlarını keseceğiz” diyen Bessent, yaptırımların uygulanmasında finansal bağlantılar ve İran’a kaynak sağlayan ekonomik ağların hedef alınacağını açıkladı.</p>

<p>Bessent, ABD Başkanı Donald Trump’ın da İran’a yönelik ekonomik baskının artırılması amacıyla uluslararası temaslarda bulunduğunu belirtti. Trump’ın dünya liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını aktaran Bessent, ABD Başkanı’nın söz konusu görüşmelerde ülkelerden İran ile ekonomik bağlarını kesmelerini istediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TAHRAN’A PARA AKLAYAN KURULUŞLAR DOLAR SİSTEMİNDEN ÇIKARILACAK</h3>

<p>ABD’nin yeni yaptırım politikasında İran’ın uluslararası finansal işlemlerine aracılık eden kuruluşlar da hedef alınacak. Bessent, Tahran’ın para aklamasına yardımcı olan her türlü kuruluşun dolar sisteminden çıkarılacağını belirterek, İran ile bağlantılı finansal faaliyetlerin sonlandırılması için ilgili ülkelere belirli bir zaman tanınacağını açıkladı.</p>

<p>Bessent, “Ülkeler, İran’ın yurt dışındaki banka şubelerinin kapatılması da dahil olmak üzere, Hazine Bakanlığı tarafından tespit edilen faaliyetleri sonlandırmak için sınırlı bir süreye sahip olacak” ifadelerini kullandı. Açıklamaya göre ABD Hazine Bakanlığının tespit ettiği İran bağlantılı faaliyetlerin devam etmesi halinde ilgili kurumlar ve ülkeler yaptırımlarla karşılaşabilecek.</p>

<h3>“ÇİN DAHİL HİÇ KİMSE ABD YAPTIRIMLARININ ERİŞİMİNİN ÜZERİNDE DEĞİL”</h3>

<p>Bessent, İran’la ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelere de yaptırım uyarısında bulundu. İran’ı destekleyen her ülkenin ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmaya hazır olması gerektiğini belirten Bessent, uygulamanın ülkeler arasında ayrım gözetmeden yürütüleceğini ifade etti.</p>

<p>ABD Hazine Bakanı, “Çin dahil hiç kimse, ABD yaptırımlarının erişiminin üzerinde değildir. Kimseye belirli bir süre vermiyoruz ancak sonsuz bir sabrımız da yok. Her ülke, İran’ı desteklemesi halinde ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmaya hazırlıklı olmalı” dedi. Bessent’in açıklamasına göre Washington yönetimi, İran’a ekonomik destek sağladığını değerlendirdiği ülkeler ve kuruluşlar için ikincil yaptırım seçeneklerini de devreye alabilecek.</p>

<h3>BÜYÜK BİR FİNANS KURULUŞUNA YAPTIRIM SİNYALİ</h3>

<p>Bessent, İran bağlantılı faaliyetler nedeniyle yeni bir yaptırım kararının kısa süre içinde açıklanacağını da duyurdu. ABD Hazine Bakanı, İran nedeniyle hafta sonuna kadar büyük bir finans kuruluşuna yaptırım uygulanacağını belirtirken, söz konusu finans kuruluşunun adına ilişkin bilgi vermedi.</p>

<p>Washington’ın açıkladığı yaptırım politikasında finans kurumlarının yanı sıra İran’ın farklı alanlardaki ekonomik ve ticari ağları da hedef kapsamına alındı. ABD Hazine Bakanlığının duyurduğu yeni önlemler, İran bağlantılı kişi, kuruluş ve gemileri kapsayan yaptırım kararlarıyla genişletildi.</p>

<h3>60 KURUM, KİŞİ VE GEMİYE YAPTIRIM</h3>

<p>ABD Hazine Bakanlığı, İran bağlantılı yaklaşık 60 kurum, kişi ve gemiye yaptırım uygulandığını açıkladı. Yaptırım listesine alınan unsurların İran’ın nükleer, füze, siber ve petrol ağlarında faaliyet gösterdiği belirtildi.</p>

<p>Bakanlık ayrıca İran’a gerçekleştirilen bazı havale ödemelerine izin veren genel ruhsatları askıya aldı. Alınan kararlarla birlikte İran’ın finansal işlemlerini gerçekleştirmesine imkan sağlayan belirli ödeme kanallarına yönelik kısıtlamalar da yaptırım politikasının kapsamına dahil edildi.</p>

<h3>İKİNCİL YAPTIRIMLARDA BEŞ SEKTÖR HEDEFTE</h3>

<p>ABD Hazine Bakanlığı, muhtemel ikincil yaptırımlar kapsamında beş sektörü hedef alacağını duyurdu. Açıklanan sektörler dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik olarak sıralandı.</p>

<p>Söz konusu alanlarda İran’la bağlantılı faaliyet yürüten şirketler, kuruluşlar ve diğer ekonomik aktörler ABD’nin yaptırım uygulamalarının kapsamına girebilecek. Washington yönetiminin açıkladığı yeni çerçeve, İran’ın hem geleneksel finans kanallarındaki hem de farklı sektörler üzerinden yürüttüğü ekonomik faaliyetlerin hedef alınmasını öngörüyor.</p>

<h3>GÖLGE FİLO AĞLARI DA YAPTIRIM KAPSAMINDA</h3>

<p>ABD Hazine Bakanlığının yaptırımları, İran bağlantılı gölge filo gemileriyle ilişkili aracı şirket ağlarını da hedef alıyor. Yaptırım kapsamındaki söz konusu şirket ağlarının Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong, Çin, Singapur, İsviçre ve Avrupa genelinde faaliyet gösterdiği belirtildi.</p>

<p>ABD yönetiminin açıkladığı yaptırım paketinde İran’ın petrol ve denizcilik faaliyetleriyle bağlantılı gölge filo yapılanmalarının yanı sıra bu gemilerin faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olan aracı şirketlerin de hedef alınacağı kaydedildi. Washington’ın yeni yaptırım adımları kapsamında finansal kuruluşlar, şirketler, kişiler ve gemiler üzerinden İran’a sağlanan ekonomik bağlantıların sınırlandırılması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://dunyabulteni.com.tr/abd-irana-yaptirimlarin-detaylarini-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 23:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/abd-hazine-bakani-44.jpg" type="image/jpeg" length="19383"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
